Ergenekon Terör Örgütü soruşturması kapsamında, bazı generaller ile birlikte emekli bir Başsavcının da evinde arama yapılması üzerine YARSAV Başkanı Ömer Faruk EminağaoğluYargıtay binasında düzenlediği basın toplantısında, soruşturmayı yürüten savcıları suçlayarak, mahkeme kararıyla yapılan aramaları hukuk ihlali olarak nitelemiştir. Kısa adı YARSAV olan Yargıçlar ve Savcılar Birliği nedir ? Nasıl bir kuruluştur ?
Ergenekon soruşturmasını yürüten savcıları hukuk ihlali yapmakla suçlayan Yargıçlar ve Savcılar Birliği, kısa adıyla YARSAV yürürlükteki yasalara aykırı biçimde kurulmuş, hukuki varlığı tartışmalı bir dernek olup, bu durumun kamuoyunda yeterince bilinmemesinden yararlanarak, sanki tüm hakim ve savcıları temsil ediyormuşçasına açıklamalar yapmaktadır.
İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 11.Maddesi, Dernekler Kanunu 3.Maddesinde dernek kurma ve örgütlenme özgürlüğüne özel kanunlarla sınırlama getirilebileceği kuralı yer almaktadır. 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu 48.Maddesine göre, “hakim ve savcılar kanunlarda belirlenenlerden başka resmi ve özel hiçbir görev alamazlar.” Yine bu kanunda yer almayan konular için özel kanunun atıfta bulunduğu Devlet Memurları Kanunu 15.maddesine göre, “basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç veremezler.” Silahlı kuvvetler ve kolluk mensupları da aynı sınırlamalara tabi tutulmuştur.
YARSAV Başkanı halen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmasına rağmen, yürütülmekte olan bir soruşturmada, mahkeme kararıyla evi aranan bir şüphelinin evinde mesai saatleri içinde adeta nöbet tutmuş, mahkeme kararının yerine getirilmesini eleştirerek bir taraf gibi davranmış ve yargının tarafsızlığına gölge düşürerek yargıya olan güveni zedelemiştir. Bir taraftan özel bir dernek olduklarını ifade ederken Yargıtay çatısı altında, adeta Yargıtay’ın resmi bir ünitesi gibi basın toplantısı düzenleyip 5072 Sayılı kanuna muhalefet ederken, açıklamasının içeriği ile Türk Ceza kanunun 288.maddesinde tanımlanan adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçunu işlemektedir.
’5072 Sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun’un 2. maddesine göre, dernek ve vakıfların kamu kurum ve kuruluşlarının hizmet binaları ve müştemilatı içinde faaliyet gösteremeyeceği ve bu kuruluşlara ait araç gereci kullanamayacakları yasada açıkça düzenlenmiştir. Bu kanun kapsamında kamu kuruluşlarında yapılan açıklamanın başka bir suç oluşturmadığı takdirde üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı yasada yer almaktadır. Yetkili savcıların soruşturma için harekete geçmesi gerekir. Ayrıca ihbar ve şikâyete gerek yoktur. Bu konuda basında yer alan açıklamalar ihbar kabul edilmesi gerekir. Hakim ve Savcılar Kanunu’na göre hâkim ve savcılar hakkında görevleri dışında bir eylemden dolayı soruşturma için Adalet Bakanlığı iznine de gerek bulunmamaktadır.
Bir soru;
Sözgelimi ‘kurmay subaylar derneği’ adında bir derneğin mensubu subayların, TSK’nın Kandil dağında PKK’ya karşı yürüttüğü operasyonu eleştirir mahiyette Genelkurmay Başkanlığı hizmet binası içinde bir basın toplantısı yapsaydı nasıl karşılanırdı ?
Yasalar izin vermediği halde dernek kuran ve dahi Genelkurmay’ın hizmet binasında basın toplantısı yapılanlar hakkında yasal işlem yapılmaz mıydı?
YARSAV Başkanının basın toplantısının hukuken ve fiilen bundan ne farkı vardır ?