<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Reşat Petek &#187; adalet</title>
	<atom:link href="http://www.resatpetek.net/tag/adalet/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.resatpetek.net</link>
	<description>Av. Reşat Petek Kişisel Web Sayfası</description>
	<lastBuildDate>Mon, 23 Jan 2012 23:21:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Okuduğu Müspet İlmin ve Akılcı Bilimin Aksine Taktığı &#8216;Türban&#8217; Altındaki Zihniyeti Nedeniyle&#8230;</title>
		<link>http://www.resatpetek.net/okudugu-muspet-ilmin-ve-akilci-bilimin-aksine-taktigi-turban-altindaki-zihniyeti-nedeniyle</link>
		<comments>http://www.resatpetek.net/okudugu-muspet-ilmin-ve-akilci-bilimin-aksine-taktigi-turban-altindaki-zihniyeti-nedeniyle#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Jun 2009 17:20:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[başörtüsü]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[hastane]]></category>
		<category><![CDATA[Hürriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[mahkeme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.resatpetek.net/?p=119</guid>
		<description><![CDATA[Mahkemelere her insanın başvuru hakkı vardır. Irkı, dili, dini, cinsiyeti ne olursa olsun haklarının ihlal edildiği iddiasında bulunan herkes bu hakkını kullanabilir. Bu hak, vatandaşlıkla da sınırlı değildir. Hukuk önünde hak aramak için insan olmak yeterli. Hâkimin vazifesi, soruna hakkaniyete uygun adil bir çözüm getirmesidir. Hâkim kararını verirken keyfî davranamaz. Hukuk ve kanunlar çerçevesinde hareket [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mahkemelere her insanın başvuru hakkı vardır. Irkı, dili, dini, cinsiyeti ne olursa olsun haklarının ihlal edildiği iddiasında bulunan herkes bu hakkını kullanabilir. Bu hak, vatandaşlıkla da sınırlı değildir.</strong></p>
<p>Hukuk önünde hak aramak için insan olmak yeterli. Hâkimin vazifesi, soruna hakkaniyete uygun adil bir çözüm getirmesidir. Hâkim kararını verirken keyfî davranamaz. Hukuk ve kanunlar çerçevesinde hareket eder. Üstünlük hâkimde değil hukuktadır, böyle olmalıdır. Adalet dağıtmak gibi fevkalade önemli bir görev ifa eden hâkim, önüne gelen davacı-davalı, müşteki-sanık her kim olursa, iddia ve savunmalarını hukukî değerlendirme dışında tarafsızlıkla muamele etmek zorundadır. Davanın taraflarından birini kişisel tercihleri sebebiyle eleştirmeye, küçük düşürücü, onur kırıcı ifadelerle değerlendirmeye başladığı anda, nasıl karar verirse versin tarafsızlığını kaybetmiş demektir.</p>
<p><span id="more-119"></span></p>
<p>Hatırlayacaksınız, Konya Numune Hastanesi&#8217;nde görevli iki bayan doktor, Hürriyet gazetesinde 2006 yılı Aralık ayında yayınlanan &#8220;Tesettür faciası&#8221; ve &#8220;Testis diye çekmediler&#8221; başlıklı haberlerde, Ali Fuat Gündoğdu isimli bir gencin ultrasonunu çekmeyerek, mağduriyetine sebep olmakla suçlanmıştı. Uğur Dündar da yaptığı haberde olayı çarpıtarak Dr. Kezban Arbağ ve Dr. Ayşe Yüceaktaş&#8217;ın başörtülü olmaları sebebiyle erkek hastanın ultrasonunu çekmediklerini ifade etmişti. Haber üzerine olayı araştıran Sağlık Bakanlığı müfettişleri, Arbağ ve Yüceaktaş&#8217;ın bu olayda kusuru bulunmadığını tespit etmesi üzerine Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, köşesinde gazete olarak hata yaptıklarını kabul ederek, suçlanan doktorlardan özür dilemişti.</p>
<p>Aleyhlerinde yalan haber yapılan bayan doktorlar, kişilik haklarına haksız saldırı yapıldığı gerekçesiyle Hürriyet Gazetesi ve Uğur Dündar aleyhine tazminat davası açmışlar. Yargılama sonunda Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi hâkimi davayı reddetmiştir. Buraya kadar her şeyin normal sürecinde işlediği söylenebilir. Ancak üzerinde durduğumuz, davanın reddedilmesi değildir. Skandal olan, hâkimin ret gerekçesinde sarf ettiği cümlelerdir. Gerekçe aynen şöyle: &#8220;Davacı ise kamu görevi gören doktor olarak, okuduğu müspet ilmin ve akılcı bilimin aksine başına taktığı &#8216;türban&#8217; altındaki zihniyeti nedeniyle eleştirilmesine, bu eleştiriler ağır da olsa katlanmak zorunda olduğundan, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.&#8221;</p>
<p><strong>MADEM BAŞÖRTÜLÜSÜN ÇEKECEKSİN</strong></p>
<p>Hâkim bu gerekçesiyle diyor ki; başına türban/başörtüsü takmışsan ve bu nedenle eleştiriliyorsan, eleştiriler ne kadar ağır olursa olsun katlanmak zorundasın. Türban takıyorsan, ilmin ve akılcı bilimin karşısındasın demektir. Doktor da olsan cahili cühelasın. İlimden, bilimden nasiplenmemişsin demektir. Başında &#8216;türban&#8217; varsa, senin zihniyetin zaten en ağır eleştiriyi hak ediyor demektir. Boşuna yargıya başvurma. Yargı senin hakkını korumaz. Adalet, eşitlik vesaire beni ilgilendirmez. Başına geleni çekeceksin, madem başörtülüsün, uğrayacağın saldırılara katlanmak zorundasın. Başında &#8216;türban&#8217; varsa, sen insan haklarından yararlanamazsın. İnsanlık onuru, şeref ve haysiyeti türbanlı olmayanlar içindir. Hak ve özgürlükler, başörtülü olmayanlar içindir. Doktorlar da insandır ama türbanlı ise insan sayılmazlar, bu nedenle insan hakları da onlar için yoktur. Bir hukukçu olarak, hâkimin gerekçesinden ben bunları anlıyorum ve böyle karar gerekçesi olamaz diyorum. Bir mahkeme kararında baştan sona ayrımcılık içeren böyle bir gerekçenin olabilmesi için; kararı verenin, insan hakları, hukuk, adalet ve eşitlik noktasında çağımız insanının ulaştığı seviyeden bihaber olması gerekir.</p>
<p>İnsan hak ve onurunu savunmak adına, insan haklarına yapılan saldırılar karşısında adil kararlarıyla hem mağduru hem de toplumun adalete olan inancını koruyacak olan yargı makamlarının manevî şahsiyetini korumak adına, bu kararı veren sayın hâkim şu sorulara cevap vermelidir: Üst hukuk normu olarak kabul ettiğimiz İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi sizin için ne anlam ifade ediyor? &#8220;Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar. (Madde 1) Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir görüş, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğuş veya herhangi başka bir ayrım gözetmeksizin bu bildirge ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir. (Madde 2) Herkes yasa önünde eşittir ve ayrım gözetilmeksizin yasanın korunmasından eşit olarak yararlanma hakkına sahiptir. (Madde 7)</p>
<p><strong>BU YETKİYİ NEREDEN ALIYORSUNUZ?</strong></p>
<p>Tüm insanlığın benimsediği bu evrensel hukuk değerlerine rağmen türbanlı-türbansız ayrımcılığı nasıl yapılabilir? Yine T.C. Anayasası sizin için bağlayıcı kurallar içermiyor mu? Kararlarınızda Anayasa&#8217;nın 10. maddesini dikkate almanız gerekmiyor mu? Anayasa&#8217;ya göre &#8220;Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları, bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.&#8221; Hal böyleyken, başörtülü bir vatandaş olan davacı hakkında, kıyafetinden dolayı ayrımcılık yapma yetkisini nereden alıyorsunuz?</p>
<p>&#8220;Tesettür faciası&#8221; haberinden dolayı, davalı taraf bile gerek davacılardan gerekse kamuoyundan özür dileyip hatasını tamir etmeye çalışırken, şimdi &#8220;hâkim faciası&#8221; ile karşı karşıyayız. Bazı siyasetçilerin niyet okuyarak rakiplerini suçladıklarını görüyorduk. Şimdi ise türbanın altındaki beynin zihniyetini okuyan bir hâkimle karşı karşıyayız.</p>
<p>Öğrendiğimize göre söz konusu karar, temyizden de onanarak gelmiş şimdi &#8216;tashihi karar&#8217; safhasındaymış. Yani henüz kesinleşmemiş. Yargıtay, inceleyip kararını verecektir. Hukuk devletinde yargının nihai kararına, beğensin beğenmesin herkes uyacaktır. Ama bir hâkimin kararında, davanın taraflarından birini &#8220;okuduğu müspet ilmin ve akılcı bilimin aksine başına taktığı &#8216;türban&#8217; altındaki zihniyeti nedeniyle&#8221; ayırımcılığa tabi tutması ve aşağılaması, yargı tarihinde kara bir leke olarak kalacaktır.<br />
<a style="font-weight: bold; color: blue;" href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=857199&amp;title=yorum-resat-petek-okudugu-muspet-ilmin-ve-akilci-bilimin-aksine-taktigi-turban-altindaki-zihniyeti-nedeniyle"> ZAMAN </a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.resatpetek.net/okudugu-muspet-ilmin-ve-akilci-bilimin-aksine-taktigi-turban-altindaki-zihniyeti-nedeniyle/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu Karar Temyiz Edilir Ama Temizlenemez</title>
		<link>http://www.resatpetek.net/bu-karar-temyiz-edilir-ama-temizlenemez</link>
		<comments>http://www.resatpetek.net/bu-karar-temyiz-edilir-ama-temizlenemez#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Jun 2009 19:37:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[Ertuğrul Özkök]]></category>
		<category><![CDATA[hakim]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Hürriyet]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi]]></category>
		<category><![CDATA[skandal]]></category>
		<category><![CDATA[tesettür]]></category>
		<category><![CDATA[türban]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.resatpetek.net/?p=109</guid>
		<description><![CDATA[Bir hakim böyle karar veremez. Bu karar bir mahkeme kararı olamaz. Bir mahkemeden bazı insanlara hakaret edilebileceğine dair bir karar sadır olamaz. Olmuş ise tuz kokmuş demektir. Böyle bir karar asla kabul edilemez. Elbette itirazı vardır, temyizi vardır. Ama bu ayıp temizlenemez. Hatırlayacaksınız, Konya Numune Hastanesinde görevli iki bayan doktor, Hürriyet Gazetesi&#8217;nde  2006 yılı aralık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bir hakim böyle karar veremez. Bu karar bir mahkeme kararı olamaz. Bir mahkemeden bazı insanlara hakaret edilebileceğine dair bir karar sadır olamaz. Olmuş ise tuz kokmuş demektir. Böyle bir karar asla kabul edilemez. Elbette itirazı vardır, temyizi vardır. Ama bu ayıp temizlenemez. </strong></p>
<p><strong> Hatırlayacaksınız, Konya Numune Hastanesinde görevli iki bayan doktor</strong>, Hürriyet Gazetesi&#8217;nde  2006 yılı aralık  yayınlanan “Tesettür Faciası” ve &#8220;Testis diye çekmediler&#8221; başlıklı haberlerde, Ali Fuat Gündoğdu isimli bir gencin ultrasonunu çekmeyerek, mağduriyetine sebep olmakla suçlanmıştı. Uğur Dündar da yaptığı haberde olayı çarpıtarak Dr. Keziban Arbağ ve Dr. Ayşe Yüceaktaş’ın başörtülü olmaları sebebiyle erkek hastanın ultrasonunu çekmediklerini ifade etmişti. Haber üzerine olayı araştıran Sağlık Bakanlığı müfettişleri Arbağ ve Yüceaktaş&#8217;ın bu olayda kusuru bulunmadığını tespit etmesi üzerine Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni <a title="Ertuğrul Özkök Haberleri" href="http://sondakika.com/ertugrul-ozkok/" target="_blank">Ertuğrul Özkök</a>, köşesinde gazete olarak hata yaptıklarını kabul ederek, suçlanan doktorlardan özür dilemişti.</p>
<p><span id="more-109"></span></p>
<p>Aleyhlerinde yalan haber yapılan bayan doktorlar, kişilik haklarına haksız saldırı yapıldığı gerekçesiyle Hürriyet Gazetesi ve Uğur Dündar aleyhine Konya Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açmışlar. Kişilik haklarına saldırıda bulunulması halinde, mağdurların mahkemeye başvurarak haklarını aramak en tabii hakları. Yargılama sonunda mahkeme davayı kabul edip davalıları tazminata mahkum edebileceği gibi, davanın reddine de karar verebilir. Kararı beğenmeyen taraf temyiz yoluna başvurur. Bu da mahkeme kararlarının yargı hiyerarşisi içinde denetimidir. Konya 1.Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimi davayı reddetmiştir. Buraya kadar her şeyin normal sürecinde  işlediği söylenebilir.</p>
<p>Ancak  üzerinde durduğumuz, davanın reddedilmesi değildir. Skandal olan Hakimin ret gerekçesinde sarf ettiği cümlelerdir. Gerekçe aynen şöyle; <strong>“Davacı ise kamu görevi gören doktor olarak, okuduğu müspet ilmin ve akılcı bilimin aksine başına taktığı &#8216;türban&#8217; altındaki zihniyeti nedeniyle eleştirilmesine, bu eleştiriler ağır da olsa katlanmak zorunda olduğundan, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir&#8221;</strong></p>
<p>Hakim bu gerekçesiyle diyor ki;  Başına türban/ başörtüsü takmışsan ve bu nedenle eleştiriliyorsan, eleştiriler ne kadar ağır olursa olsun katlanmak zorundasın.</p>
<p>Türban takıyorsan, ilmin ve akılcı bilimin karşısındasın demektir. Doktor da olsan cahili cühelasın. İlimden, bilimden nasiplenmemişsin demektir.</p>
<p>Başında  ‘türban’ varsa, senin zihniyetin zaten en ağır eleştiriyi hak ediyor demektir. Boşuna yargıya başvurma. Yargı senin hakkını korumaz. Adalet, eşitlik vesaire beni ilgilendirmez. Başına geleni çekeceksin, madem başörtülüsün uğrayacağın saldırılara katlanmak zorundasın.</p>
<p>Başında ‘türban’ varsa, sen insan haklarından yararlanamazsın. İnsanlık onuru, şeref ve haysiyeti türbanlı olmayanlar içindir. Hak ve özgürlükler başörtülü olmayanlar içindir. Doktorlar da insandır ama türbanlı ise insan sayılmazlar, bu nedenle insan hakları da onlar için yoktur.</p>
<p>Bir hukukçu olarak, hâkimin gerekçesinden ben bunları anlıyorum ve böyle karar gerekçesi olamaz diyorum.</p>
<p>Bir mahkeme kararında baştan sona ayrımcılık içeren böyle bir gerekçenin olabilmesi için; kararı verenin, insan hakları, hukuk, adalet ve eşitlik noktasında çağımız insanının ulaştığı seviyeden bihaber olması gerekir.</p>
<p>İnsan hak ve onurunu savunmak adına, insan haklarına yapılan saldırılar karşısında adil kararlarıyla hem mağduru hem de toplumun adalete olan inancını koruyacak olan  yargı makamlarının manevi şahsiyetini yüceltmek adına, bu kararı veren Sayın  Hakim şu sorulara cevap vermelidir;</p>
<p>Üst hukuk normu olarak kabul ettiğimiz İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi sizin için ne anlam ifade ediyor?</p>
<p>“ Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.( Madde.1)</p>
<p>Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir görüş, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğuş veya herhangi başka bir ayrım gözetmeksizin bu Bildirge ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir. (Madde.2)</p>
<p><strong>Herkes yasa önünde eşittir ve ayrım gözetilmeksizin yasanın korunmasından eşit olarak yararlanma hakkına sahiptir.</strong> (Madde.7)</p>
<p>Tüm insanlığın benimsediği bu evrensel hukuk değerlerine rağmen türbanlı ayrımcılığı nasıl yapılabilir?</p>
<p style="line-height: 12pt;">Yine T.C.Anayasası sizin için bağlayıcı kurallar içermiyor mu? Kararlarınızda  Anayasanın 10.maddesini dikkate almanız gerekmiyor mu? Anayasaya göre  “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.   Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” Hal böyleyken, başörtülü bir vatandaş olan davacı hakkında, kıyafetinden dolayı ayrımcılık yapma yetkisini nereden alıyorsunuz?</p>
<p>“Tesettür Faciası” haberinden dolayı, davalı taraf bile gerek davacılardan gerek kamuoyundan özür dileyip hatasını tamir etmeye çalışırken, şimdi “<strong>hakim faciası</strong>” ile karşı karşıyayız. Bazı siyasetçilerin niyet okuyarak rakiplerini suçladıklarını görüyorduk. Şimdi ise, türbanın altındaki beynin zihniyetini okuyan bir hakimle karşı karşıyayız.</p>
<p>Öğrendiğimize göre söz konusu karar temyiz edilmiş. Yargıtay inceleyip kararını verecektir. Hukuk devletinde yargının nihai kararına, beğensin beğenmesin herkes uyacaktır. Ama bir hakimin kararında, davanın taraflarından birini <strong>“okuduğu müspet ilmin ve akılcı bilimin aksine başına taktığı &#8216;türban&#8217; altındaki zihniyeti nedeniyle”</strong> ayırımcılığa tabi tutması ve aşağılaması yargı tarihinde kara bir leke olarak kalacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.resatpetek.net/bu-karar-temyiz-edilir-ama-temizlenemez/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hukukçulardan YARSAV Başkanı Eminağaoğlu&#8217;na: Cübbeni çıkar!</title>
		<link>http://www.resatpetek.net/hukukculardan-yarsav-baskani-eminagaogluna-cubbeni-cikar</link>
		<comments>http://www.resatpetek.net/hukukculardan-yarsav-baskani-eminagaogluna-cubbeni-cikar#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Jan 2009 16:58:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaziçi Avukatlar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>
		<category><![CDATA[Mizan Hukukçular Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Faruk Eminağaoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Hukukçular Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[YARSAV]]></category>
		<category><![CDATA[Zekeriya Öz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.resatpetek.net/?p=89</guid>
		<description><![CDATA[Hukuk derneklerinden, Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu&#8217;nun Ergenekon davasına yönelik açıklamalarına ortak tepki geldi. 7 derneğin imza attığı bildiride Eminağaoğlu&#8217;nun &#8216;hukukî varlığı tartışmalı bir dernek adına&#8217; açıklama yapmasının kanuna aykırı olduğu vurgulandı. Eski başsavcı Reşat Petek tarafından okunan bildiride YARSAV Başkanı&#8217;ndan adalete güveni zedelediği için milletten özür dilemesi istendi: &#8220;Bu erdemli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright" src="http://medya.zaman.com.tr/2009/01/24/istifa.jpg" alt="" width="200" height="160" /><strong>Hukuk derneklerinden, Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu&#8217;nun Ergenekon davasına yönelik açıklamalarına ortak tepki geldi. 7 derneğin imza attığı bildiride Eminağaoğlu&#8217;nun &#8216;hukukî varlığı tartışmalı bir dernek adına&#8217; açıklama yapmasının kanuna aykırı olduğu vurgulandı.</strong></p>
<p><span id="more-89"></span></p>
<p>Eski başsavcı Reşat Petek tarafından okunan bildiride YARSAV Başkanı&#8217;ndan adalete güveni zedelediği için milletten özür dilemesi istendi: &#8220;Bu erdemli davranışı yapmadığı takdirde derhal istifa ederek, savcılık cübbesini çıkarmalı.&#8221;</p>
<p>Uluslararası Hukukçular Birliği, Hukukçular Derneği, Hukukun Üstünlüğü, Demokrat Hukukçular, Adalet ve Hukuk, Boğaziçi Avukatlar ve Mizan Hukukçular derneklerince hazırlanan açıklama, Hukukçular Derneği Başkan Yardımcısı Reşat Petek tarafından okundu. Açıklamada, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılara baskının adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs olduğu ve suç teşkil ettiği ifade edildi. Savcıların gücünü yasalardan aldığı, soruşturma açtıranların insanlar değil, yasalar olduğu hatırlatıldı. &#8216;Hukuk önünde eşitlik ilkesini kabul edenlerin, bazı kişileri daha &#8216;saygın&#8217; kabul edip, ayrıcalıklı konumda göremeyecekleri&#8217; aktarıldı. YARSAV&#8217;ın, yasalar karşısında hukuki varlığı tartışmalı bir dernek olduğu belirtilerek, halen görevde olan hâkim ve savcıların, sürdürülen soruşturmalarla ilgili basına açıklama yapmalarının, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile bağdaştırılamayacağı&#8217; ifade edildi.</p>
<p>Son günlerde soruşturmayı sulandırmaya yönelik siyasi girişimlerin, soruşturma kapsamında evi aranan Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu ve Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok&#8217;un basın açıklamaları ile yeni bir boyut kazandığı ifade edilen açıklamada, &#8220;Bir taraftan, &#8216;bir zat-ı muhterem bu soruşturmayı yürütüyor. Yani Türkiye&#8217;de Zekeriya Öz&#8217;den başka&#8217; şeklinde hukuki değeri olmayan açıklamalarla savcıların görevden alınması isteniyor. Bu doğrultuda soruşturmanın bir an önce bitirilmesi için, savcı sayısının 40&#8242;a çıkarılması yoluyla savcıların dolaylı yoldan etkisiz hale getirilmesi öneriliyor.&#8221; denildi.</p>
<p>YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu&#8217;nun halen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmasına rağmen, &#8216;yürütülmekte olan bir soruşturmada, mahkeme kararıyla evi aranan bir şüphelinin evinde mesai saatleri içinde adeta nöbet tuttuğu, mahkeme kararının yerine getirilmesini eleştirerek bir taraf gibi davrandığı ve yargının tarafsızlığına gölge düşürerek yargıya olan güveni zedelediği&#8217; belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: &#8220;Türk adalet sisteminin karşı karşıya olduğu problemlerden hiçbiri YARSAV kadar yargıya zarar vermemiştir. YARSAV yargıda ihsas-ı reyde bulunma, taraf olma, ayrımcılık ve kendi meslektaşlarını suçlama dönemini başlatmıştır. Adalete güveni zedelemiş olmasından dolayı milletten, özellikle adalet camiasından özür dilemelidir. Bu erdemli davranışı yapamadığı takdirde, cumhuriyet savcılığı görevinden derhal istifa etmelidir. Faili meçhullerin aydınlatılması, Danıştay saldırısının örgüt bağlantılarının aydınlatılmasına neden destek vermiyorsunuz?&#8221;</p>
<p><strong>Suçun cezası 1 yıl hapis</strong></p>
<p>Hukukçular Derneği Başkan Yardımcısı Reşat Petek, &#8216;Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun&#8217;un 2. maddesine göre, dernek ve vakıfların kamu kurum ve kuruluşlarının hizmet binaları ve müştemilatı içinde faaliyet gösteremeyeceği ve bu kuruluşlara ait araç gereci kullanamayacağının düzenlendiğini ifade etti. Bu kanun kapsamında kamu kuruluşlarında yapılan açıklamanın başka bir suç oluşturmadığı takdirde üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağını kaydeden Petek, yaptıkları açıklamanın da bir ihbar niteliğinde olduğunu belirterek yetkili savcıların soruşturma için harekete geçmesi gerektiğini söyledi. Petek, Hakim ve Savcılar Kanunu&#8217;na göre hâkim ve savcılar hakkında görevleri dışında bir eylemden dolayı soruşturma için Adalet Bakanlığı iznine gerek olmadığını da hatırlattı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.resatpetek.net/hukukculardan-yarsav-baskani-eminagaogluna-cubbeni-cikar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

