Başkan, isim vermeden Ergenekon davasına bakan hâkim ve savcıları, soruşturma, dinleme, arama, elkoyma, tutuklama gibi yargısal faaliyetlerini eleştirerek, Yüksek Yargının tepesinden yargıçlara ve yargıya açıkça müdahale ediyor ve ihsas-ı reyde bulunuyor.

 

 Her yıl, yargıda toplu tatil anlamını taşıyan adli tatilin sona ermesiyle yeni adli yıl başlangıcında törenler düzenlenir. Yargıtay Başkanları uzunca bir konuşma ile sorunları dile getirirler. Son yıllarda bu uzun konuşmalar yargının problemlerinden çok siyasi nitelik taşıması sebebiyle, bu sene bir Yargıtay Üyesi konuyu  “yeni adli yılı ‘çok’ konuşmadan açsak” başlıklı makalesiyle gündeme taşıdı.
Adalet Bakanlığı’nca Yargı Reformu Stratejisi ve Eylem Planının hazırlanarak önümüzdeki yasama döneminde Meclis’e getirileceğinin açıklanması, Yargıtay Başkanı’nın konuşmasının ana temasını teşkil etti. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) ile Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçiminde yapılacak değişiklikler Yargıtay Başkanı Sayın Gerçeker’in  eleştirilerinin hedefi oldu. Meclis’in ve Cumhurbaşkanı’nın üye seçiminde rol almasıyla yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını kaybedeceğini iddia etti.
 
Yargıtay Başkanı, bazı Avrupa devletlerinde parlamentonun Kurul’a üye seçme yetkisi bulunduğundan bahsedilmesini hatırlatarak bakın neler söylüyor.
“…söz konusu ülkelerde demokratik parlamenter sistem bütün kural, kurum ve kuruluşlarıyla benimsenmiş ve uygulanmaktadır. Oysa ülkemizde yargı bağımsızlığı hâkim-savcı teminatı, hukukun üstünlüğü, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti gibi anayasal ilkeler halen tartışma konusudur. Parlamentonun oluşum ve işleyişinde etkin biçimde söz sahibi olanlar, siyasi parti genel başkanlardır.
 Bu tabloda yasama organı tarafından seçilecek kurul üyeleri yönünden daha seçim aşamasında ve işin basında siyasallaşma söz konusu olacak, bazen tek partinin çoğunluk sağlayamadığı hallerde, uygulamada Sayıştay üyeleri seçimlerinde olduğu gibi uzun süre seçim dahi yapılamayacaktır, Ülkemizin bu konudaki özgün koşulları, demokrasi bilincinin yeterince gelişmemiş olması dikkate alındığında Parlamentonun Yüksek Kurula üye seçmesi, keza yürütme organının temsilcisi Adalet Bakanlığı Müsteşarı’nın ve hatta etkin biçimde Adalet Bakanı’nın Kurulda yer alması isabetli olmayacaktır.”
 
Yargıtay Başkanı, demokratik hukuk devletlerinde HSYK benzeri kurullara parlamentoların üye seçtiğini kabul ediyor. O ülkelerde yargı siyasallaşmış mı, bağımsızlığını ve tarafsızlığını kaybetmiş mi sorgulamıyor. “Siyasal güç hukuka egemen mi olmuştur, hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkesi zedelenmiş midir” sorularının cevapları üzerinde durmak istemiyor. Ve hükmünü veriyor : “Böyle bir yapılanma, siyasal gücün hukuka egemen olması sonucunu doğurur.. Bu durumda da hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkesi zedelenecek, Devlet hukuk kurallarıyla yönetileceğine, siyasi güç, hukuku ve yargıyı yönetir hale gelecektir.”
 
Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının hassasiyetle korunması, yargıya müdahale anlamına gelecek davranışlardan kaçınılmasına vurgu yapan Başkan, isim vermeden Ergenekon davasına bakan hâkim ve savcıları, soruşturma, dinleme, arama, elkoyma, tutuklama gibi yargısal faaliyetlerini eleştirerek, Yüksek Yargının tepesinden yargıçlara ve yargıya açıkça müdahale ediyor ve ihsas-ı reyde bulunuyor.
HSYK’ndan Adalet Bakanı ve Müsteşar’ın çıkarılması gerektiğini ısrarla dile getiren Başkan, bir HSYK üyesinin Ergenekon sanıklarıyla birlikte Kent Otel toplantılarına iştirakini, korsan kararname taslağı hazırlamasını, Ergenekon davasının hâkim ve savcılarının görev yerlerini değiştirmek istemesini, bu taleplerinin Ergenekon sanıklarının talepleriyle örtüşmesini her nedense yargıç tarafsızlığı açısından sakıncalı görmüyor olmalı ki yıllık nutkunda bu konuya hiç değinmiyor.
 Kurul’u temsil ve Kurul adına beyanat verme yetkisi Anayasa ve kanunlara göre Kurul Başkanı sıfatıyla Adalet Bakanı’na ait olmasına rağmen Yargıtay ve Danıştay’dan seçilen beş üyenin ortak bildiri yayınlayarak Anayasa ve kanunları açıkça ihlal etmeleri de Yargıtay Başkanını rahatsız etmiyor. Rahatsız olduğu sadece demokratik meşruiyet.
 
Sorunlar çok ve kapsamlı. Ancak yeni adli yılda da yargının en önemli sorunu, Yargıtay Başkanı’nın konuşmasında kendini bulan zihniyet olduğu anlaşılmaktadır. Milleti demokrasi bilinci gelişmemiş olmakla aşağılayan, demokratik meşruiyeti gerekli görmeyen bu anlayışla sorunların çözümü elbette zordur.
Ama Sayın Başkan’ın da ifade ettiği doğru, yargı organlarının görevinin yasa koyucunun koyduğu hukuk normlarını uygulamak olduğudur. Öyleyse, TBMM yargı reformunu sağlayacak anayasal ve yasal düzenlemeleri biran önce yapmalıdır.
 

Analitik Bakış 11.09.2009

Cevap Yazın

Şu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>