SAVUNMA ‘KİME’ SALDIRIYOR ?
JACQUES VERGES’İN KOPUŞ SAVUNMALARI
Hukukçular Derneği’nin daveti üzerine İstanbul’a gelen Fransız avukat Jacques Verges’in 28 Mayıs günü CRR’de verdiği konferans, dikkatleri yargı erkinin savunma ayağına yöneltti. Verges hukukun siyasetle, yasaların adaletle çatıştığı alanlarda at koşturmuş öncü bir isim. Vietnamlı bir anne ve Fransız bir babanın çocuğu olarak Fransız sömürgesi olan Reunion Adası’nda 1925’te başlayan hayatı sömürgecilik ve adaletsizliklere karşı mücadeleyle geçmiş. İkinci Dünya Savaşı’nda gönüllü olarak çeşitli cephelerde savaşmış, savaşın hemen ertesinde Fransız Komünist Partisi’ne girmiş. 1955’te avukatlığa başladıktan kısas bir süre sonra Cezayir’de Fransız kolonyalizmine karşı özgürlük mücadelesi veren direnişçiler için yaptığı savunmayla dünya kamuoyunun ilgi toplarken, vatandaşı olduğu Fransız hükümetinin tepkisini ve düşmanlığını üzerine çekmiş. Kısa bir süre avukatlık lisansı iptal edilmiş ve hapse mahkûm olmuş,
Savunmayı temelde ikiye ayırıyor; ‘Uyum’ ve ‘Kopuş’ savunmaları. ‘Kopuş Savunması’ adını verdiği savunma tekniğiyle hukuk düzeninin statükocu yasacılığını kırarak davaları siyasi sistemin sorgulandığı bir ‘tiyatro’ya dönüştürmüş. Mahkemeyi ve mahkemenin korumaya çalıştığı sistemi temelden sorgulayan ve sarsan bu strateji sayesinde Cezayir’li direnişçileri ölüme mahkum eden Fransız mahkemelerini kamu vicdanında mahkum ettirerek müvekkillerinin serbest bırakılmasını sağlayabilmiş.
Yapısalcı bir toplumsal bakışı var Verges’in. Her suçun ve suçlunun ortaya çıkmasında toplumun rolünü sorguluyor, dolayısıyla her suçun içinde toplumsal düzenin suç ortağı olarak yer aldığını savunuyor. Bu yüzden her suçu topluma sorulmuş bir soru olarak görüyor. Toplumun habis bir ur olarak addettiği azılı suçluların da yine toplumsal dinamiklerin bir ürünü olduğunu, dolayısıyla yargılanma adil olacaksa, toplumun da bu suça nasıl ortak olduğunun ortaya konulması gerektiğini savunuyor. Bu bağlamda kendisine ‘şeytanın avukatı’ etiketinin yapıştırılmasına sebep olan müvekkiller listesinin kompozisyonuna bakıldığında Verges’in bu radikal tavrı daha da öne çıkıyor. Hitler’e karşı savaşmış ve yaralanmış olmasına rağmen, bir SS Subayının savunmasını üstlenebilmiş. ‘Benden ırkların üstünlüğünü savunmamı isteseydi elbette ki yapmazdım’ diyor ve toplumsal ve siyasal baskılara aldırmadan Nazi subayının adilce yargılanmasını savunarak Fransız devletinin Nazi katliamındaki suç ortaklığına işaret ediyor.
Avukatlık mesleğini bir tutku ve savunma sanatı olarak gördüğünü ifade eden Verges’e, ‘Hitler’i de savunur muydun’ sorusuna, ‘Bush’u bile savunurum, yeter ki suçunu kabul etsin’ diyerek esprili bir üslupla cevap veriyor. Kendisinin ‘Terörün Avukatı, Şeytanın Avukatı’ olarak takdim edilmesini de hiç önemsemeden şu cevabı veriyor; ‘Ben suçu değil, suç işlediği iddia edilen sanığı savunuyorum. Bir doktor ben aidsli hastaları tedavi etmiyorum diyebilir mi.’ Sanığın savunma haklarına uygun yargılanmasını sağlamaya çalıştığını ifade eden Verges, Saddam Hüseyin’in idamla sonuçlanan yargılanmasında ve cezasının infazı sırasında uğradığı muamelenin insanlık dışı olduğuna vurgu yapıyor. ABD’nin Irak’ı işgalinde, gazete ve televizyonlara yansıyan, çırılçıplak bir ıraklının boynuna ip bağlayıp yanında sırıtarak resim çektiren Amerikan askerlerinin aşağılık görüntülerini hatırlatan Verges, ‘bu tabloda zulüm görenin yanında yer almak, savunmak terörü savunmaksa ben savunurum ve kimin asıl terörist olduğunu da sorgularım’ diyor.
Askeri yargının varlığı, bağımsız ve tarafsızlığı konularında sivil yargı ile karşılaştırılmasını da kendine özgü verdiği örneklerden biriyle açıklıyor. ‘Askeri bandonun mızıkası da bir müziktir ama sizlerin anladığı müzikle ne derece örtüşüyorsa’ diyor.
Verges’in Savunma Saldırıyor isimli kitabındaki açıklamalarından da anladığımız üzere ‘kopuş savunması’ adını verdiği savunmalarda düzenin kendisini sorgular, sanığın mevcut düzen içindeki suçluluğunu kabul eder, fakat söz konusu davranışı suç kabul eden düzenin kendisinin kemikleşmiş bir şiddet ve dışlama üzerinde yükseldiğini, ve yapısal olarak suçu mümkün kılan, hatta yer yer onu kaçınılmaz hale getiren yönüyle de düzenin suça ortak olduğunu ve sorgulanması gerektiğini göstermeye çalışır. Bu yönüyle mahkeme salonu düzenin açıkça sorgulandığı bir ‘sahne’, dava da düzen ile düzen karşıtlarının rollerini paylaştıkları bir ‘orkestra’dır.
27 Mayıs kanlı darbesinin yıldönümüne rastlayan bir günde Verges’i dinlerken, evrensel hukuk ilkeleri ve ‘tabii hakim’ ilkesi ayaklar altına alınarak kurulan Yassıada Mahkemesinde, Başbakan Menderes ve arkadaşlarına idam cezası veren Mahkeme Başkanının ‘…sizi buraya tıkan güç böyle istiyor’ sözlerini hatırladım. Kim suçlu, kim terörist ? Nerede bağımsız ve tarafsız yargı, nerede adalet? Verges ‘Savunma Saldırıyor’ derken, bir saldırgan değil, adaleti katledip kanını hukuk kılıfıyla gizlemek isteyenlere karşı dik bir duruş sergiliyor.
Etiketler: Fransız Komunist Partisi, Hukukçular Derneği, Jacques Verges