Sivil Dayanışma Platformu, Anayasa değişikliğine ilişkin davaya müdahil olma talebiyle Anayasa Mahkemesine dilekçe verdi.
Sivil Dayanışma Platformu Başkanı Ayhan Ogan, dilekçeyi mahkemeye sunmalarının ardından, Anayasa Mahkemesi önünde yaptığı basın açıklamasında, Anayasa değişikliğini TBMM’nin yaptığı en kapsamlı “demokratikleşme çalışması” olarak yorumladı.
Birçok meselenin, “aslen demokratikleşme meselesi” olduğuna inandıklarını ifade eden Ogan, “Meselenin halkın önünden kaçırılacağı gibi bir endişeye düştükleri için davaya müdahil olma talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurma gereği duyduklarını” dile getirdi.
Dilekçede, “mahkeme kararıyla dinlemesi, ses kayıtları kamuoyuna yansıyan hakime hanım Fulya Kantarcıoğlu’nun davadan çekilmesini ve istifasını talep ettilerini” belirten Ogan şöyle konuştu:
“Yüce Mahkemenin henüz ortada kabul edilmiş bir norm, kanun olmadığından, bu meselenin halk tarafından çözülmesi için sandığa gitmesine müsaade etmesini ve başvuruyu reddetmesini bekliyoruz. Görüşme sırasında Türk milleti adına 402 sivil toplum kuruluşunu temsilen emekli başsavcı ve avukat Reşat Petek, avukat Necati Ceylan, Hukukçular Derneği Başkanı MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı avukat Emrullah Beytar’ın davaya müdahil olarak katılmasını bekliyoruz.”
Ogan ayrıca, Türkiye’de 81 ilde ve birçok ilçede, diğer sivil toplum kuruluşları ve üyeleri olan kuruluşların aynı dilekçeyi Anayasa Mahkemesine iletilmek üzere valiliklere ve kaymakamlıklara teslim edeceklerini bildirdi.

Anayasa Değişiklik Paketi’nin durdurulmasıyla ilgili davaya Sivil Dayanışma Platformu’na bağlı 402 sivil toplum örgütü müdahil olmak için başvurdu.
Anayasa Değişikliği Paketi’nin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılan dava, Anayasa Mahkemesi’nin gündeminde… Sivil Dayanışma Platformu’na bağlı 402 sivil toplum örgütü, davaya müdahil olmak için başvurdu… Başvuru Anayasa Mahkemesi tarihinde bir ilk..
Sivil Dayanışma Platformu yürütme kurulu üyesi emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek başvuruların kimler tarafından ve nasıl yapılacağını Kanal A’ya açıkladı.
Valilikler aracılığıyla isteyen herkesin dilekçe yazabileceğini ifade eden Petek, ayrıca e-mail ve faks yoluyla da vatandaşların taleplerini Anayasa Mahkemesi’ne iletebileceklerini söyledi.
Türkiye genelindeki 402 sivil toplum kuruluşundan oluşan Sivil Dayanışma Platformu, Anayasa değişikliğine ilişkin davaya müdahil olma talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne dilekçe verdi…
402 sivil toplum örgütünden oluşan Sivil Dayanışma Platformu Anayasa Mahkemesi’nde görüşülecek olan anayasa değişikliği iptal istemiyle açılan davaya müdahil olmak için “Katılım” dilekçesi vererek, Mahkeme üyesi Fulya Kantarcıoğlu’nu istifaya çağırdı.
Sivil Dayanışma Platformu Başkanı Ayhan Ogan, anayasa değişikliğini demokratikleşmenin önemli bir parçası olarak gördüğünü belirterek, “Biz bu anayasa değişikliği çalışmalarını demokratikleşme adına atılmış önemli bir adım olarak görüyoruz. Yine vesayet rejiminden kurtulmanın en önemli adımıdır. Yine bu anayasa değişiklği Kürt sorunu ve diğer demokratik sorunların çözümünün vazgeçilmez bir parçasıdır” dedi.
Bünyesinde 402 sivil toplum kuruluşunu barındıdan Sivil Dayanışma Platformu, Anayasa değişikliği davasına müdahil olma talebinde bulundu.

Bünyesinde Türkiye’deki 402 sivil toplum kuruluşunu barındıdan Sivil Dayanışma Platformu, Anayasa değişikliği davasına müdahil olma talebinde bulundu. Kantarcıoğlu’nun istifasını istenirken Yüksek Mahkeme’ye pakete dokunamazsın hatırlatması yapıldı
Sivil Toplum Kuruluşları (STK), Anayasa Mahkemesi’nde görülmekte olan anayasa paketi iptal davasına müdahil olmak için başvururken, Yüksek Mahkeme’ye adeta hukuk manifestosu niteliğinde bir dilekçe verdi. Sivil Dayanışma Platformu bünyesindeki 402 sivil toplum kuruluşu adına verilen dilekçede, üye Fulya Kantarcıoğlu’nun davadan çekilmesinin yanı sıra, referandum yapılana kadar pakete dokunulmaması istendi.
402 STK adına Anayasa Mahkemesi’ne dilekçeyi Necati Ceylan, Reşat Petek, Satılmış Şahin ve Cahit Özkan verdi. Sivil Dayanışma Platformu üyeleri 81 ilde eş zamanlı olarak Anayasa değişikliği paketinin iptali görüşmelerine müdahil olma istekleriyle ilgili dilekçelerini Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmek üzere valiliklere teslim ettiler.Anayasa Mahkemesi’nin görüşeceği anayasa paketi iptal davasına müdahil olmak isteyen grup, isteklerini dilekçelerinde şöyle sıraladı:

402 SİVİL TOPLUM KURULUŞU ANAYASA MEHKEMESİ’NDEN MÜDAHİLLİK TALEP ETTİ
Ergenekon şüphelisi Seyfi Oktay aracılığıyla eski CHP lideri Baykal’a anayasa değişiklik paketiyle ilgili bilgi veren AYM üyesi Kantarcıoğlu için 402 STK ‘reddi hakim’ talebinde bulundu.
Anayasa Mahkemesi’nde görüşülmeye başlanacak Anayasa değişiklik paketi davasına müdahil olmak talebiyle 402 sivil toplum örgütünün oluşturduğu Sivil Dayanışma Platformu (SDP) Anayasa Mahkemesi’ne dilekçeyle başvurdu. Dilekçelerde müdahillik talebinin yanında, AYM üyesi Fulya Kantarcıoğlu için de redd-i hâkim talebinde bulunulurken AYM’ye de anayasa paketine “referanduma kadar dokunamazsın” hatırlatması yapıldı. Ardından 81 ilde ve birçok ilçede STK temsilcileri aynı dilekçeyi AYM’ye ulaştırılmak üzere valiliklere ve kaymakamlıklara teslim etti.
Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek, yüksek yargı ve HSYK’nın son dönemdeki kararlarının bir anlamda demokratikleşmenin önüne set çekmek istediklerinin göstergesi olduğunu söyledi. Petek, yeni Anayasa paketindeki HSYK’nın yapısı ile ilgili değişiklikle de hakim ve savcıların ekseriyetinin istediği bir yapı oluşturulduğunu vurguladı.
VESAYETE YÖNELİK YAPILAŞMA
Son dönemde özellikle yüksek yargı tarafından verilen ve kamuoyunda tartışma doğuran davaları değerlendiren Petek, Türkiye’de antidemokratik olarak şekillenmiş bir bürokrasi olduğuna dikkat çekerek, şunları belirtti: “Bu bürokrasi; sivil, askeri ve yargı bürokrasisi olarak tabir edilebilir. Halkın demokratik taleplerine karşı statükoyu koruma gayretindeki bir yapılanma var. 1960 darbesinden sonra atama ile oluşturulan meclislerin, komisyonların yaptığı 1961 Anayasası’yla şekillenen bürokratik vesayete yönelik bir yapılanma oluşturulmuş. Yüksek yargı, Anayasanın kendisine tanıdığı yargı denetimini bir kenara bırakıp, yasa koyucu fonksiyonunu yürütüyor.”
Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek, Türkiye’de Yargısal Kurumların Vesayetçi Kurumların Başında Geldiğini Söyledi. Petek, Bu Kurumların Hesap Vermeme Anlayışı Üzerine Kurulduğunu Kaydetti.
Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek, Türkiye’de yargısal kurumların vesayetçi kurumların başında geldiğini söyledi. Petek, bu kurumların hesap vermeme anlayışı üzerine kurulduğunu kaydetti.
Abant Platformu’nda vesayet ve yargı üst başlığı altında ‘Yüksek Yargı’ konusunu ele alan Reşat Petek, vesayeti, “elbiseyi giyecek kişinin ölçüsünü almadan fikrini sormadan kendisine giydirilen elbise gibi düşünmek” olarak tanımladı.
Petek, Türkiye’de bir yandan anayasanın eleştirildiğini diğer yandan da aynı anayasanın tam olarak uygulanmadığı gibi bir çelişkinin olduğunu ifade etti.
Petek, “61 Anayasası döneminde yasama ve yürütme vesayet altına alınmış yetkileri elinden alınmıştır. Bugün o dönemin uygulamasından daha uzak bir durum yok. Yine aynı durum söz konusudur. Hukuk buzdolabına konulup keyfi uygulamalara maruz kalınmaktadır.” dedi.
Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek, Türkiye’de yargısal kurumların vesayetçi kurumların başında geldiğini söyledi.
Petek, Türkiye’de bir yandan anayasanın eleştirildiğini diğer yandan da aynı anayasanın tam olarak uygulanmadığı gibi bir çelişkinin olduğunu ifade etti.
Petek, “61 Anayasası döneminde yasama ve yürütme vesayet altına alınmış yetkileri elinden alınmıştır. Bugün o dönemin uygulamasından daha uzak bir durum yok. Yine aynı durum söz konusudur. Hukuk buzdolabına konulup keyfi uygulamalara maruz kalınmaktadır.” dedi.
Petek, yargının son derece geniş bir dokunulmazlığa sahip olduğunu kaydetti.
Abant Platformu’nda “Vesayet ve Yargı” tartışmasına katılan emekli savcı Reşat Petek, “Herkes milletvekili dokunulmazlığını konuşuyor. Oysa esas dokunulmazlık yargıda. Yargıtay üyesini yargılayabilecek güç yok” dedi.
Ünal TANIK / Abant
Abant Platformu’nun ilk gün ikinci oturumunda “Vesayet ve Yargı” konusu ele alındı. Oturum başkanlığını emekli savcı Gültekin Avcı yaptı.
Askeri emekli hakim Faik Tarımcıoğlu, “Askeri Yargı”yı anlattı. Faik Tarımcıoğlu özetle şunları söyledi:
“Bana, “Sen askeri hakim olamazsın” dediler. Ben de tabipler heyetine, “Ben asker olacağım bu anayasal hakkım” dedim. 45 dakika benimle tartışıldı. Beni donuma kadar soydular ve “asker olamazsın” dediler. Tam pantolonumu giyerken, “Ben hukukçuyum, asker olabilirim” deyince, General, “Biz askeri yargıda görev alabilir diye yazalım da ötesini o pezevenkler düşünsün” dediler.
Hem yedek subay olamayan, hem sakat olan ben askeri hakim de oldum. Çok önemli kararlara da imza attım.
Sende bir vicdan var. Askerlere her yönü ile yardımcısı oluyorsun. Senin gibi insanlara ihtiyaç var. Git sınava gir dediler. Girdim. Terhis oldum. Baktım aradan geçen 4 ay sonra bana kazandığım bildirildi.
Anayasa Mahkemesi’nin referandum konusunda “şekil denetimi” diyerek esastan iptal kararı vermesi durumunda, bunun İstail’in açık denizde yardım gemisine müdahalesi gibi gayrı meşru olur.
Anayasa Mahkemesi’nin referandum paketini gündemine alması ve vereceği muhtemel kararlar, siyaset gündeminin temel tartışma konularından.
Hukukçu Reşat Petek, değişiklikleri yalnızca şekil yönünden ele alabilecek olan AYM’nin, esastan görüşüp karar vermesi halinde, bizzat Anayasa’yı ihlal edenin AYM üyeleri olacağını öne sürdü. Bunu “fonksiyon gasbı” olarak değerlendiren Reşat Petek, bunun müeyyidesinin de yok hükmünde sayılmasından geçtiğini söyledi.
Reşat Petek’in değerlendirmesi:
REFERANDUM SÜRECİNE MÜDAHALE GAYRI MEŞRUDUR
Şekil denetimi adı altında esastan verilecek iptal kararı ile referandum sürecine müdahale, İsrail’in açık denizlerdeki yardım gemilerine müdahalesi kadar gayrı meşru olacaktır.
Anayasa Mahkemesi yaptığı ikinci toplantıda anayasa değişiklik paketinin şekil yönünden incelenmesine karar verdi. 2 ret oyuna karşılık 9 üyenin kabulü ile verilen karar tartışılmaya devam ediyor.