Eski TBMM Bülent Arınç’ın geçtiğimiz hafta Ergenekon davasında yargılanan ve haklarında soruşturma devam eden bazı komutanları kastederek, ’Bazı emekli paşalar askerlikten başka her şeyle uğraşmışlar. İyi ki onların zamanında savaşa girmemişiz’ açıklamasına, Genelkurmay Başkanlığı adına basını bilgilendirme açıklamaları yapan Sayın Generalin cevabı üzerinde durulmaya değer.

” Söz konusu kişinin TSK personeli ile ilgili görüşleri bellidir” diyor, “saptırıcı düşünce ve ifadeler” olarak niteliyor. Eleştirilerinin dozunu artırarak sözlerini “hukuk mezunu birinin kesinleşmemiş yargı kararı olmadan hiçbir kimseyi suçlamaya, dolaylı olarak bir kurumu hedef almaya hakkı olmadığını hala anlayamamış olması, bu noktada önemli olan bir husustur” diyor.

Sayın Bülent Arınç’ın cevabı gecikmiyor tabi. Kendisinin asker çocuğu olduğunu, orduyu sevmenin kimsenin tekelinde olmadığını, sözlerinin muhatabının çok iyi bilinmesine rağmen TSK’nin kurumsal yapısına karşı söylenmiş gibi çarpıtıldığını, sözlerinin sonuna kadar arkasında olduğunu ifade ediyor. Devamla, kimsenin emir eri olmadığını, kimsenin kendisine hukuk öğretmeye kalkamayacağını, asıl silahlı kuvvetleri yıpratanların üniformasını çıkarmadan siyasete müdahale edenler olduğunu, bir parti başkanına hakaret içeren sözlerle hitap edip Meclise girmesine engel olanlar, insanları fişleyenler olduğunu ve bugün hukuk önünde hesap vermek durumunda olanların hukuk dışına çıkarak orduyu yıprattıklarına dikkat çekiyor. Siyasetçinin şamar oğlanı olmadığını, herkesin hukuka saygılı olmasını yasalarla belirlenmiş sorumluluklarını hatırlatıyor.

Öncelikle, eğip bükmeden, ‘sözlerim yanlış anlaşıldı’ ‘maksadımı aşan şekilde yorumlandı’ gibi tevillere kaçmadan, dobra dobra söylediklerinin arkasında durmasından dolayı Sayın Arınç’ı tebrik etmek istiyorum. TBMM Başkanlığı görevini iki dönem başarıyla yapmış, Cumhurbaşkanlığı seçiminde ve bir mart tezkeresinin reddedilmesinde milletin iradesine sahip çıkmış, politika yapmadan siyaset yapan Başkan’a bu tavır yakışırdı.

Bu vesile ile olayın hukuki yönü üzerinde biraz durmak istiyorum. Yazıma başlamadan acaba yanılıyor muyum diye yasalara bir kez daha baktım. Hukuk herkese lazım, herkes yasalar karşısında eşit deniyor ya, öyleyse TSK İç Hizmet Kanununa bir bakalım. TSK’ne katılan her asker şu yemini yapıyor:              “Barışta ve savaşta, karada, denizde ve havada her zaman ve her yerde milletime ve cumhuriyetime doğruluk ve muhabbetle, hizmet ve kanunlara ve nizamlara ve amirlerime itaat edeceğime ve askerliğin namusunu Türk Sancağının şanını canımdan aziz bilip icabında vatan, cumhuriyet ve vazife uğrunda seve seve hayatımı feda eyliyeceğime namusum üzerine andiçerim.” (Madde 37) Kanunlara, nizamlara uymaya dair yemin var. Devam ediyoruz; “Türk Silahlı Kuvvetleri her türlü siyasi tesir ve düşüncelerin dışında ve üstündedir. Bundan ötürü Silahlı Kuvvetler mensuplarının siyasi parti veya derneklere girmeleri bunların siyasi faaliyetleri ile münasebette bulunmaları, her türlü siyasi gösteri, toplantı işlerine karışmaları ve bu maksatla nutuk ve beyanat vermeleri ve yazı yazmaları yasaktır.” (Madde.43)

“ Askeri şahıslardan;……. c) Siyasi amaçla nutuk söyleyen, demeç veren, yazı yazan veya telkinde bulunanlar,….. e) Herhangi bir sebeple yalnız veya toplu olarak siyasi mahiyette beyanname hazırlayan, hazırlanmış beyannameyi imzalayan, imzalatan veya yayın organlarına ulaştıran veya dağıtanlar…..cezalandırılır” (Askeri Ceza kanunu Madde.148)

Bu kanunlar yürürlükte mi diyorsanız, cevap evet. Maksadım her konuda suç ve ceza aramak değil elbette. Ama yasalar uyulması için vardır. Kara kaplı kitaplarda hıfzedilmesi için değil. Yasalar asker siyaset yapamaz diyorsa, siyasi beyanat veremez, siyasi değerlendirme içeren yazı yazamaz diyorsa, bunun müeyyidelerini ortaya koymuşsa, sorumlularını belirlemişse herkes yasal sorumluluklarını bilerek hareket etmeli değil midir? Hele TSK adına açıklama yapan bir görevlinin daha hassas olması gerekmez mi?

Burada siyasi konularda askeri yetkililere soru yönelten medya mensuplarını da sorgulamalıyız. Özellikle iç politika konularında ısrarla askerin görüşünü sormak, hukukla demokrasiyle nasıl bağdaştırılıyor? TRT-6 da Kürtçe yayına başlanmasında ordunun görüşünü sormak zorunda mısınız? Politikaları belirleyen seçilmişler, yani siyasi iktidarlar değil midir? Bu soruya muhatap olan askeri yetkili, “ülkenin politikalarını hükümet belirler, silahlı kuvvetler olarak bizim görüş beyan etmemiz görevlerimiz arasında değildir” diyemez mi?

Bu sorulara tereddütsüz “evet” diyebildiğimizde, TSK adına, darbecileri destekliyor izlenimi veren açıklamalar olmayacak, ordumuz sadece görevini yapacak ve yıpranmayacaktır.

“Orduyu Kim Yıpratıyor?” için Yorum

  1. Ali Çelik diyor ki:

    Merhaba Reşat bey,
    Antalya-Manavgat’ta görev yaptınız mı?
    Eğer Yaptıysanız sizin çok eski bir dostunuz olarak sesinizi duymak isterim.
    Adım:Ali Çelik
    Çağlayan İlköğretim okulunun arkasında Züccaciye işi yapıyordum.
    Kendinize iyi bakın.
    Selamlar.
    0532 777 44 62
    0242 746 39 28

Cevap Yazın

Şu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>