Belge konusunda cevapsız sorular duruyorken, TBMM’de yapılan ve darbecilere sivil yargı yolunu açan değişiklik demokratikleşme yolunda önemli bir adımdır.
REŞAT PETEK
Belge konusunda Askeri Savcılığın takipsizlik ve görevsizlik kararı vermesinden bir gün sonra Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ, Kuvvet Komutanları ve yaklaşık 30 generalle birlikte basının karşısına geçerek konuyla ilgili açıklamalarda bulundu. Başbuğ’un basın toplantısında kamuoyunu tatmin edemediği, şüphe ve tereddütlerin ortadan kalkmadığı, soruların cevapsız kaldığı değerlendirmeleri yapıldı.
Genelkurmay Başkanı Org. Başbuğ özetle; Dünya gündeminde çok daha önemli konular varken iki haftadır Türkiye’nin bu konuyla enerjisini tükettiğini, Genelkurmay Askeri Savcılığı’nın konu hakkında ‘kovuşturmaya gerek olmadığı’ kararı verdiğini ve sözü edilen belgenin artık bir ‘kâğıt parçası’ olduğunu, bu belge üzerinden TSK’ni yıpratma amaçlandığını, savcılığın kararına herkesin saygılı davranması gerektiğini dile getirdi. TSK’ya karşı medya üzerinden asimetrik bir psikolojik harekât yürütüldüğünü, bu ‘kâğıt parçası’ nın da TSK’yı yıpratma ve karalama amacıyla hazırlandığını değerlendiklerini ifade etti. Ordunun demokrasi ve hukuk ilkelerine bağlı ve saygılı olduğunu, TSK’nın en üst komutanı olarak hukuk ve demokrasiye bağlılığın teminatı olduğunu da vurguladı. Yargı birliği isteyenleri eleştirerek askeri yargının da bağımsız ve tarafsız olduğunu anlatmaya çalıştı.
Org. Başbuğ’un hukuk devletine bağlılık, demokrasiye saygı ve demokrasi dışı düşünce içinde bulunanların TSK’da barınamayacağına ilişkin önceki beyanatlarını teyit eden açıklamalarını olumlu bulduğumuzu, bu söylemlerin eyleme dönüşmesi gerektiğini, halkın sözlerden çok icraatları dikkate alarak değerlendirme yaptığını, bu yaklaşımın da doğru olduğunu söyleyebiliriz.
YARGI İÇİN ÖNEMLİ BİR ADIM
Bu açıklamaların yapıldığı gün Ceza Muhakemesi Kanunu’nda iki önemli değişiklik TBMM’de kabul edildi. Bunlardan birincisi, asker olmayan kişilerin bundan böyle askeri mahkemelerde yargılanamayacağıdır. Askeri Ceza kanunu veya diğer kanunlarda yer alan askeri mahkemelerin yargı yetkisine tabi bir suçu tek başına veya asker kişilerle iştirak halinde işlemesi durumunda sivillerin soruşturmaları ve yargılanmaları adli mahkemelerde yapılacaktır. İkincisi ise, CMK 250. maddesi kapsamında olan suçları işleyenlerin sıfat ve memuriyetleri ne olursa olsun özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde yargılanacağına ilişkindir.
Bu değişiklikler ile, askeri savcılıkların sivillere ilişkin soruşturma yolu tamamen kapatılmaktadır. AB ülkelerinde olduğu gibi, askeri mahkemelerin görev alanı asker kişilerle sınırlanmaktadır. Diğer yandan anayasayı ihlal, yasama organı veya hükümete karşı suç, T.C.Hükümetine karşı silahlı isyan, silahlı örgüt, darbeye teşebbüs, askeri komutanlıkların gasbı, devletin güvenliğine ilişkin bilgileri elde etme, casusluk gibi kanunla özel yetkili ağır ceza mahkemelerinin görevli kılındığı suçları işleyenler asker kişi de olsa sivil mahkemelerde yargılanacak. Tam olarak yargı birliği sağlanmadıkça bu adımların yeterli olduğu söylenemezse de, AB’ye uyum, sivilleşme, insan hak ve özgürlükleri, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı yönünden önemli bir adım atılmış oldu. Bu gelişmeyi de dikkate alarak Org. Başbuğ’un konuşmasını değerlendirdiğimizde, yargı birliğini savunanları ‘cahilce yaklaşımda bulunmakla’ itham etmek yerine, adli müşavirliğine ve konunun uzmanlarına sorarak, dünyada askeri mahkemeler ve askeri yargının durumu konusunda doğru bilgi almış olsaydı, doğru bilgi üzerine inşa edilecek açıklamalar daha inandırıcı olabilirdi.
Uzmanlar askeri mahkemelerin varlığını devam ettirdiği ABD ve AB ülkelerinde yargının iki başlı olmadığını, askeri mahkemelerin görev alanlarının personelinin disiplin işleriyle sınırlı olduğunu, ayrıca askeri mahkeme kararlarının sivil yargıtayda incelenerek nihai kararın verildiğini, yani yetki alanı sınırlı askeri mahkeme olsa da ‘yargı birliği’ ilkesi içinde davaların aynı üst sivil yargıda sonuçlandığını, çift başlılık olmadığını söyleyebilirlerdi. Sayın Başbuğ yargıda iki başlılığı savunmak yerine, TSK’nın yasa koyucu olmadığını, TBMM’nin Anayasa ve yasa değişiklikleriyle yargı birliğini sağlayabileceğini, hukukla bağlı olduklarına göre kendilerinin yürürlükte olan Anayasa ve yasalara göre hareket etmek zorunda olduklarını da hatırlatabilirdi.
ASKERİ MAHKEMELER BAĞIMSIZ OLAMAZ
Askeri mahkemelerin bu yapısıyla bağımsız ve tarafsız olmadığı ve olamayacağı konusunda toplumda yaygın bir kanaat var, uzmanların görüşleri de böyle. Emekli askeri hâkimler ve savcılar bu kanaati paylaşıyorlar ve yaşadıkları örnekleri anlatıyorlar. Askeri mahkemelerin her kademesinde görev yaptıktan sonra Askeri Yargıtay Başsavcılığı ve Askeri Yargıtay Başkanlığı yapmış Emekli Hâkim Tuğgeneral Fahrettin Demirağ da, askeri mahkemelerin bağımsızlığına gölge düşüren subay üye atamasını yıllardır eleştirdiğini söylüyor. Demirağ, askerî mahkemelerde ikisi askerî hâkim, birisi subay olmak üzere üç kişinin görev yaptığını belirtiyor. Subay üyelerin askerî mahkemelerin bağımsızlığını etkilediğine dair tartışmaların ilk kez sıkıyönetim mahkemelerinde ve devlet güvenlik mahkemelerinde yargılanan sivillerin AİHM’ye başvurması ile gündeme geldiğini, ifade eden Demirağ, “AİHM’ye göre subay üyenin askerî mahkemede bulunması mahkemenin bağımsızlığını tamamen ortadan kaldırmaktadır. Çünkü subay üye statü itibarıyla TSK Personel Kanunu’na tabidir. Atama, yer değiştirme, disiplin, yargılanma, emeklilik gibi işlemler yönünden doğrudan doğruya idare emrindedir.”
ASKERİ MAHKEMEDE HUKUKÇU OLMAYAN HÂKİMLER
Subay üyelerin bölgesinde askerî mahkeme bulunan kıta komutanı tarafından her yıl bir yıllık süre için 20-25 kişi belirlendiğini kaydeden Demirağ, bunu şöyle açıklıyor: “Böyle olunca sanıkların statülerine uygun subay üye görevlendirilmektedir. Soruşturmanın açıldığı kışladaki komutan, bir noktadan davanın tarafı durumundadır. Komutan haklı olarak açtırdığı soruşturma hakkında bilgi edinmek isteyecektir. Birliğin her şeyinden sorumludur. Ama aynı komutanın yargılamaya katılan subayı seçmesinde yargı bağımsızlığının zedelendiğini düşünüyorum. Çünkü subay üye dosyayı inceleyip oy kullanarak mahkumiyet veya beraat verir.” Askerî hâkimlerin statü itibarıyla mesleğe kabulleri Milli Savunma Bakanlığı’nca yapılıyor. Atamaları ise üçlü kararname ile gerçekleştiriliyor. (Zaman 27.06.09)
Bu düşünceleri pek çok hukukçu da dile getiriyor. Ancak Askeri Yargıtay Onursal Başkanı Demirağ’ın dile getirmesini daha önemli buluyorum. Org. Başbuğ isteseydi emekli Askeri Yargıtay Başkanları da, askeri yargının bağımsız ve tarafsız olamayacağını, yargı birliği sağlanmasının evrensel hukuk anlayışının zorunlu bir sonucu olduğunu dinleyebilir, basının karşısına da bu bilgilerle çıkabilirdi.
CEVAP BEKLEYEN SORULAR
Soruların hiç birine tatmin edici cevap yoktu.