
Hukukçular, Anayasa Mahkemesi’nin paketi ‘şekil yönünden inceleme’ kararına temkinli yaklaşıyor. Daha önce de bazı anayasa değişikliklerinde ‘şekil’ kararı alınıp esasa girildiğini hatırlatan hukukçular, bunun Anayasa’nın ihlali anlamına geldiğini kaydediyor. Mahkeme’ye de “İkinci kez bu yanlışa düşme, milletin hakkını gasp etme” uyarıları yapılıyor.
Anayasa Mahkemesi, referanduma sunulan anayasa değişikliğine ilişkin CHP’nin öncülüğünde 111 milletvekilinin açtığı davayı kabul etti. Mahkeme heyeti, dünkü toplantısında, iptal davasını şekil yönünden inceleme kararı aldı. Anayasa’nın 148. maddesine göre, anayasa değişiklikleri yalnızca şekil bakımından denetlenebiliyor. Esasa giremiyor. Yüksek Mahkeme’ye tanınan denetim yetkisi, ‘teklifin altındaki imza sayısı, oylama çoğunluğu ve ivedilikle görüşülemeyeceği’ şartlarına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlı. Ancak daha önce esas yönünden de inceleme yapıp iptal kararı vermesi, hukukçuları, “Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda kötü bir sicili var.” şeklinde temkinli konuşmaya itiyor. Mahkeme, üniversitelerde eğitim özgürlüğü getiren Anayasa’nın 10. ve 42. maddelerinde yapılan değişikliği de “Şekil yönünden inceleyeceğim.” deyip daha sonra ‘esas’ denetimine girmişti. Sonuç olarak da bu değişikliği ‘laikliğe aykırı’ bulmuş ve iptal etmişti. Bunu Anayasa’nın ihlali şeklinde değerlendiren hukukçular, “Mahkeme ikinci kez aynı yanlışa düşmemeli.” uyarısında bulunuyor. Aksi yönde bir iptal kararının, ‘milletin seçim hakkını elinden almak’ olacağı belirtiliyor.
mahkeme, evli olmayanları nasıl boşar?
Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Servet Armağan bu görüşte. “Mahkeme sadece biçim yönünden incelesin, esas kararı millete bıraksın.” diye sesleniyor. Fatih Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Kaşıkcı da mahkemenin ‘kötü siciline’ parmak basıyor. “Korkumuz, şekil yönünden inceliyorum diyerek içeriğe girilmesidir. Daha önce bunu yaptılar.” diyen Kaşıkcı, CHP’nin de mahkemeden asıl isteğinin bu olduğuna dikkat çekiyor.
Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek ise diğer bir hususun altını çizerek mahkemenin başvuruyu bile kabul etmemiş olması gerektiğini savunuyor. Gerekçesini de ilginç bir benzetmeyle ortaya koyuyor: “Evli olmayan iki kişi gelip ‘Biz boşanmak istiyoruz’ derse, mahkemenin ‘Evli değilsiniz ki sizi boşayayım’ demesi gerekir. Yürürlüğe girmeyen bir norm denetlenemez. Şu anda dava konusu yok ortada. Anayasa Mahkemesi neyi görüşecek? Anayasa Mahkemesi’nin ön denetleme yetkisi de yoktur. Aslında reddetmesi gerekirdi. Hukuki açıdan bu kararı yadırgadığımı ifade etmek istiyorum.”
Petek’e göre, ortada garip bir durum daha var. Onu da şöyle açıklıyor: “Anayasa değişikliği henüz yürürlüğe girmedi. Dolayısıyla şu anda Anayasa Mahkemesi’nin önünde görülen bir dava olamaz. Öyle olabilmesi için referandumda kabul edilip resmen yürürlüğe girmesi lazım. Fakat Mahkeme, sanki bu süreç tamamlanmış gibi inceleme yapıyorsa o zaman bu değişikliği mevcut Anayasa Mahkemesi değil, değişiklik teklifiyle yeniden yapılandırılan Anayasa Mahkemesi ile görüşmesi gerekir.”
Emekli Hâkim Albay Ümit Kardaş da diğer hukukçular gibi Anayasa Mahkemesi’nin şu aşamada denetim yapamayacağının altını çiziyor. Kardaş’a göre, anayasa değişikliği şu an hukuken hiçbir anlam ifade etmiyor. Ancak referandum sonucuna göre bir anayasa değişikliğinden söz edilebilir. Şu aşamada Anayasa Mahkemesi’nin görüş belirtmesi doğru değil. Emekli Askerî Yargıç Faik Tarımcıoğlu, Mahkeme’nin buna rağmen görüş belirtmesi durumunda yargıyı yönlendirmiş olacağı görüşünde. “Şu aşamada yapılması gereken tek şey, referanduma gitmektir.” diyen Tarımcıoğlu, “Ortada bir kanun olmadığı için esasa girilemez. Girerse hukuk ihlal edilmiş olur. Anayasa’nın kendisini ihlal eder. Hukukun temel prensiplerini çiğnemiş olur.” tespitlerini yapıyor.
Mahkeme’nin davayı esastan görüşmeyeceği konusunda kuşku taşımayan hukukçular da var. Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden onlardan biri. Fakat Özden, “Anayasa Mahkemesi’nin anayasa değişiklikleri ile ilgili açılan davada esas yönünden inceleme yapması mümkün değildir. Sadece biçim olarak inceler.” dese de bu noktada farklı bir tezi gündeme getiriyor. Buna göre, Anayasa’nın değiştirilmesi önerilemez maddelerine ilişkin bir değişiklik varsa, bu da biçim yönünden incelemeyi gerektirir. Yani, eğer mahkeme bu yönde bir iptal kararı verirse bu ‘esas’tan değil, ‘şekil yönünden’ verilmiş bir karar olur.
Öte yandan mahkemenin bakacağı şekil şartları ise ‘teklifin altındaki imza sayısı, oylama çoğunluğu ve ivedilikle görüşülemeyeceği’ hususları. Anayasa değişikliği teklifinin altında en az 184 milletvekilinin imzasının olması, iki tur halinde görüşülmesi ve maddelerin 330′un üzerinde oy alması gerekiyor. Meclis’ten geçen pakette, üç şarta da uyulmuştu.
İSTANBUL ZAMAN