684567514Türkiye’de önemli şeyler oluyor. Bunca kriz, kaos oluşturma planlarına, demokrasiye kurulan tuzaklara, suç işlemek için kurulan örgütlere ve örgütlerin eylem planlarına rağmen demokratikleşme ve hukuk devleti olma yolunda yeni kazanımlar söz konusu.

Bir haftadır tartışılan, sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasını engelleyen ve askerlere sivil yargının yolunu açan yasa değişikliği Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanarak yürürlüğe girdi.
Bu yasa değişikliği vesilesiyle görüş beyan eden bazı siyasetçiler, akademisyenler ile manşetleri ve bültenleriyle habercilikten çok kamuoyu oluşturmaya çalışan medyanın ciddi bir samimiyet sınavından geçtiğini gördük.
Yasa onaylanırsa, kışlaya siyasetin gireceğini söyleyenler oldu. Anayasa aykırı dediler. Anayasa mahkemesinden döner dediler. Sivilleşmeyi biz de istiyoruz ama deyip, başka bahane bulamayınca yöntem yanlıştı diyenler oldu. Üzerinde tartışılmalıydı, konsensüs sağlanmalıydı, aceleye getirilmemeliydi, uzlaşma sağlanmalıydı. Ve daha neler…
Samimi olmayan beyanlar öyle sırıtıyor ki, tebessüm olmadığı hemen anlaşılıyor. Demokrat olmadığı halde demokratmış gibi yapanlar, darbelere karşıymış gibi görünüp, anayasa değiştirmek için darbeyi ve idam sehpalarını gösterenler sınıfta kaldı. Hem de notları millet tarafından verilerek.
Dün askeri yargıyı tümden kaldırmayı teklif edecek derecede sivil ve demokrat görüntüsü verenler iş ciddiyete binip, kısmi bir değişiklik Meclis’ten geçince gerçek yüzlerini göstermekte gecikmediler. Sandıktan ümidini kesen siyasilerin maskelerinin düşmesi pahasına yaptıklarını siyasi muhalefet olarak nitelemek mümkün ama bazı hukukçuların bilimsel verileri ve realiteleri çarpıtarak, ters yüz etmelerini ve halkı aldatmalarını anlamak mümkün değil. Demokrasinin var olduğu, hukuk kurallarının üstün tutulduğu, sivil yönetimlerin var olduğu ülkelerin hiçbirinde sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmadığı gerçeğini bile ifade etme dürüstlüğünü gösteremeyenler oldu. Şimdiye kadar askeri vesayet rejiminin varlığını nasıl sürdürdüğü, vesayetten kurtulmak için sandığın niçin yeterli olmadığı son on gün günden beri daha iyi anlaşılmış oldu.
Cumhurbaşkanı’nın söz konusu değişikliği onaylaması, askeri vesayetin sona erdirilmesi yolunda çok önemli bir adım. Cumhurbaşkanı’nın onayı milletin onayı anlamına geliyor. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini sağlayan Anayasa değişikliği henüz uygulanmamış olsa bile, Cumhurbaşkanı seçimlerine dönen 2007 seçimlerinin ardından milleti temsil yetkisi daha güçlü bir Cumhurbaşkanı’nın varlığı sorunların
demokratik çözümünü de kolaylaştırıyor.
CMK’da yapılan değişikliğin özüne gelince darbecilerden başka kimsenin telaş etmesine gerek yok. Evrensel hukuka ayak uydurabilmek için geç kalınmış bir düzenleme olduğunu söylemeliyiz. Bu değişikliğe karşı olmak, ‘siviller bazı hallerde askeri mahkemelerde yargılansın’ demektir. Neden askeri yargı, adli yargıya niçin güvenmiyorsunuz sorularına verilebilecek makul bir cevap yoktur.
Neden iki başlı yargı olmamalı, askeri mahkemelerin görev ve yetki alanı sınırlandırılmalı sorularının ise, makul, mantıklı, hukuki ve sosyal gerçekliğe dayanan cevapları vardır. Demokrasimizi sekteye uğratan kimi kanlı askeri darbeleri yok sayabilir miyiz? Askeri Yargının darbe niyetinde olanlara kararlarında destek, darbeye teşebbüs edenlere ve darbe yapanlara kalkan görevi yaptığı nasıl inkâr edilebilir?
1957 dokuzlar olayında, darbe hazırlığını zamanın İçişleri Bakanına bildirerek deşifre eden Binbaşı Samet Kuşçu’nun cezalandırılıp darbecilerin beraat ettirilmesinden, 2007 yılında ‘darbe günlüklerini’ yayınlayan Nokta Dergisi ve yayıncı Alper Görmüş’ün başına gelenler emir komuta altında askeri yargıyla sağlanmadı mı?
Askerin sivil yargıdan gocunmasını gerektirecek hiçbir neden yok. TSK’de darbecilerin asla barınamayacağını, bunun teminatının da kendisi olduğunu ifade eden Genelkurmay Başkanımızın da düzenlemeye tavır almasını gerektirecek bir sebep yok. Darbeciler ise gocunacaklardır. Bu noktada darbeciler ile asli vazifesini yapan ordu mensuplarını hassasiyetle birbirlerinden ayrı tutmalıyız. Darbecilerin sadece sivilleri, siyasetçileri, demokrasiyi ve hukuku hedef almadığı, devrin Genelkurmay Başkanlarını da tepeleyerek görevlerinden aldıkları unutulmamalıdır.
Askerlere sivil yargı yolunun açılması elbette bütün sorunların çözüldüğü anlamına gelmiyor. Ama darbecilerin şemsiyesinin yırtıldığını, onların da hukuk ve adaletten nasibini alıp hak ettikleri cezaya çarptırılabileceklerini gösteriyor.

Analitik Bakış

Cevap Yazın

Şu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>