22 Temmuz seçimleri Ak Partinin kesin zaferiyle sonuçlandı. Resmi olmayan kesin sonuçlara göre Ak Parti oylarını yüzde 34,3 den 46,7 ye yükselterek Meclis’e 342 milletvekili sokmayı başardı.
CHP ise, DSP ile ittifak halinde seçimlere girmesine rağmen 3 Kasım seçimlerindeki yüzde 19,4 lük oy oranında ciddi bir artış sağlayamayarak 20,9 oy oranı ile 111 sandalye elde edebildi.
Seçim barajını aşarak Meclis’e girme şansı elde den MHP ise, yüzde 14,3 lük oy oranı ile ciddi bir başarı elde ederek 70 milletvekili ile üçüncü parti oldu.
27 Bağımsız milletvekilinden 23’ünü destekleyen DTP’de grup kuracak bir sayı ile Meclis’te olacak. Ülke barajını aşamayan Demokrat Parti lideri ve yardımcısı partilerinden istifa ederken, diğer partiler de kayda değer bir oy alamadılar.
Seçim Sonuçlarını Nasıl Değerlendirmeli ?
Seçim sonuçlarının ekranlara yansıması ile birlikte, gerek siyasal partiler, gerek medya tarafından farklı şekillerde değerlendirilmeye başlandı. Bu değerlendirmeler önümüzdeki günlerde de elbette devam edecektir. Siyaset bilimcilerin seçim sonuçlarını objektif ve bilimsel olarak değerlendirerek, kazanan niçin kazandı, kaybedenler neden kaybetti sorularına vereceği cevaplar, milletimizin yarınları açısından çok önemli ve yol gösterici olacaktır. İbret almak isteyen, ders çıkarmak isteyen siyasiler için, demokrasi içinde aklın çizdiği başka bir yol yoktur.
22 Temmuz seçim sonuçlarına kendi siyasal penceresinden farklı yorumlar getirenler olsa da, seçim sonuçlarının son sürat monitörlere ve ekranlara yansıdığı ilk üç-dört saat içinde basın mensupları, akademisyenler ve kamuoyu araştırmacılarının yorumlarındaki ortak noktalar oldukça fazlaydı. Bu ortak yorumlardan bir kısmına değinerek, tarihin tekerrür etmemesi için yarınlara ışık tutacak bazı tespitlerin altını çizelim.
AK PARTİ , Cumhuriyet Tarihimizde İktidarda İken Gücünü Artırarak “Yola Devam” Diyen İkinci Parti Oldu
Demokrat Partinin 1950 seçimlerinde elde ettiği başarıyı 1954 yılında artırarak iktidarını sürdürmesinden sonra ilk defa Ak Parti oy oranını kayda değer bir oranda yükseltti. İktidar partisi ne kadar başarılı olursa olsun, genellikle tüm olumsuzlukların faturası iktidara kesileceğinden, yıpranması ve başarısında düşmeler olması tabii karşılanır. Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde yaşanan olumsuzluklar olmasaydı beş yıllık iktidar süresini tamamlamakta kararlı görünen Ak Parti, dört buçuk yılın sonunda milletten taze güç alarak yoluna devam etme imkanı elde etti.
Seçim sisteminin yüzde onluk ülke barajı sebebiyle, aldığı oy oranı ile orantılı olmayan milletvekili elde ettiği eleştirileri bu seçimlerle dayanaksız kalmıştır. Aynı seçim sistemi ile hem iktidar olup hem de cumhurbaşkanı seçilen Sayın Demirel’in bile meşruiyet sorgulamalarına muhatap olan Ak Parti, oy oranındaki artışla bu eleştirilere sandıkta cevap vermiştir. Yaklaşık iki kişiden birinin Ak Parti’ye oy verdiği tescil edildiğine göre, diğer tartışmaları bırakıp Ak Parti’yi başarıya götüren nedenler, sosyal ve siyasi gelişmeler üzerinde durmak gerekir.
Ak Parti Türkiye’nin Bütün Bölgelerinden Oy Alarak Milletin Tamamını Kucakladığını Gösterdi
Meclis’e giren üç partinin oy aldığı iller ve bölgelere baktığımızda, CHP ve MHP’nin bazı yerlerde hiç tabanının olmadığı anlaşılmaktadır. Doğu ve güneydoğu bölgelerimizde bu iki partinin esamisi okunmamaktadır. Baraja takılan DP ve GP için de durum farklı değildir. Seçim kampanyalarında bütün illerde miting yapan Ak Parti ise, Türkiye genelindeki oy oranını bütün bölgelerde yakalayarak, yurt geneline dağılan bir tabanı olduğunu ispatlamış oldu. Bu siyasi başarının arkasındaki sosyolojik gerçeklerin çok iyi tahlil edilmesi gerekir. Ak Parti’nin yakaladığı ortak paydalar nelerdir. Bir yandan, CHP’nin kalesi olarak bilinen İzmir, Ege ve Trakya’da oylarını artırmış, CHP lideri Baykal’ın seçim bölgesi olan Antalya’da CHP’den fazla oy almış, diğer yandan Ak Parti’ye oy vermeyi cehenneme bilet almakla eş tutan açıklamalara rağmen Konya’da oy patlaması sağlayabilmiştir. Bölücü terör örgütüne karşı gerekli sertlikte politika izlemediği suçlamalarına karşı izlediği politikalarla doğu ve güneydoğu illerimizde varlığını sürdürebilen tek parti konumuna gelmiştir. Böylece bölge halkının bölücü terör örgütüne destek vermediği, “tek bayrak, tek vatan, tek devlet ve tek millet” anlayışına evet dediği bir kez daha tescil edilmiştir.
CHP Neden kaybetti ? Sonuçlardan Gerekli Dersi Aldı mı ?
Seçim sonuçlarının belli olmasından sonra CHP adına Genel Sekreter Önder Sav’ın ilk açıklamalarına bakılırsa sonuçlardan gerekli dersi almadıkları görülmektedir. “Bu sonuç ders değil, seçmenin bize biçtiği değer, görevdir. Bu kadar yakınmalara rağmen halk götürüp oyunu onlara veriyorsa bunun akılla, mantıkla açıklanacak yanı yoktur” tarzındaki değerlendirmeler, ders alma yerine halkı suçlamaktan ibarettir.
Oysa CHP’nin nerde hata ettik diye düşünme zamanıdır. Bakınız 22 Temmuz seçimlerinin en önemli sonucu; halk ile, halkın değerleri ile barışık olmadan, millete, milletin iradesine sahip çıkmadan iktidar olunamayacağıdır. Darbe baskısı ile halkı korkutarak demokrasi içinde bir yerlere varılamayacağıdır. Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde Meclis’i boykot etmenin ve olayı yargıya taşımanın milletten onay almadığının ilanıdır. Demokrasi ile cumhuriyeti kavgalı gösterip, cumhuriyeti korumak kollamak için, çoğunluğun iradesine karşı demokrasi dışı önlemler alınabileceğini savunma politikalarının iflasıdır. “Siyasi iktidar devlet iktidarını ele geçirmek istiyor” türü açıklamaların arkasına düşüp, daha sonra halktan oy isteme tezadı içinde, halkın desteğinin alınamayacağıdır.
Davanın sonucunu beklemeden,Mahkemenin yolsuzluktan tutuklanmasına karar verdiği bir rektörü savunmanın cumhuriyeti korumakla aynı anlama geldiğini ilan edip cezaevi ziyaretleri yaptıktan sonra, yolsuzluklarla mücadele afişlerine milletin itibar etmediği;
Milletin sorunlarını çözecek politikalar üretmek yerine, hep muhalif kalma, engel olma, yaptırmama, seçtirmeme, dayatma, korkutma, baskı, insan öncelikli politikalar yerine devleti önceleyen siyasi yaklaşımların halktan onay almadığı CHP tarafından görülmelidir.
TBMM’ne Cumhurbaşkanı Seçtirilmemesi ANAP ve DYP’nin Sonunu Getirmiş, CHP’yi de Başarısızlığa Götürmüştür
Ülkenin siyasi buhrana sürüklendiği her dönemde halkın engin sağduyusu yol gösterici olmuştur. Milletin ve halkın değerlerinin yok farz edilerek, her şeyin toplum mühendislerince dizayn edilmeye çalışıldığı zamanlarda millet sandıkta tepkisini göstermiştir. CHP’nin şeflik dönemindeki dayatmalarına Demokrat Partiyi iktidara taşıyarak, malum askeri darbelerden sonra Adalet Partisini ve Anavatan Partisini tek başına iktidar yaparak, 28 Şubat darbesinden sonra Ak Partiyi tek başına temsil yetkisi veren bu millet, TBMM’de 367 dayatması ve 27 Nisan muhtırası karşısında da Ak Partiyi daha büyük bir oy oranı ile tek başına iktidar yapmıştır.
Meclis’e girmeyerek milletten aldıkları vekalet görevini kötüye kullanan Sayın Mumcu ve Sayın Ağar’da hem kendilerinin hem de partilerinin siyasi sonlarını hazırlamışlardır.
Tarih tekerrür etmiş ve Milletimizin sağduyulu takdiri bir kez daha kendisini dışlayanlara haddini bildirmiştir.
Yeni Dönemde İktidarın ve Siyasi Partilerin Sorumluluğu
Şimdi sinirlerimizi olabildiğince geren bir seçim kampanyası geride kaldı. Seçim meydanlarında liderlerin sergilediği üslup ve ifade tarzlarının çoğunu halkın ekseriyetinin onaylamadığı açıktır. Plan, program ve çözüm üzerine çok az şey konuşuldu. Mazotun kaç lira olacağı tartışmalarına, fındık fiyatlarına, herkese maaş vaatlerine millet geçit vermedi. Hukuk devletinden bahsedip, idamı önleyen yasaları çıkardıktan sonra, Terörist başının idamı için miting meydanlarında ip atılması da, çağdışı kalmış bir propaganda yöntemi olarak tarihe geçti.
Cumhuriyet Halk Partisi seçimi kazanamadı ama parti afişlerinde yer aldığı gibi, cumhuriyet ve halk kaybetmedi, kazandı. Demokratik sistemin işleyerek, halkın hür iradesi ile kendisini yönetecekleri tayin etmesi başlı başına bir kazanımdır.
Siyasi yarışı büyük bir farkla kazanarak ikinci kez tek başına iktidar vekaleti alan Ak Parti’nin önümüzdeki dönem sorumluluğu daha da ağırlaşmıştır. Sivil bir anayasa yaparak milli irade ve demokrasinin önündeki engelleri kaldırıp, mayınları temizlemediği için, artık geride kaldı denilen muhtıralarla önü kesilen Ak Parti bu defa milletten aldığı yetkiyi tam kullanarak, her alanda muktedir olmakta gecikmemelidir. Dört buçuk yıldan beri umduklarını bulamayan, beklentilerine cevap alamayan, sorunlarına çözüm getirilmeyen, yüreği yaralılara, ‘sizin beklentileriniz bir başka bahara’ deme lüksü yoktur. Başbakan Erdoğan’ın seçim sonucu değerlendirmesinde, zafer sarhoşluğu yerine sorumluluklarının arttığına vurgu yapan, siyasi gerginlikleri gidermek ve siyasal ortamı normalleştirmek için, kendisine oy veren-vermeyen bütün milleti kucaklayıcı açıklamaları umut vericidir. CHP’nin eski yanlışlarında ısrar etmemesi, MHP’nin de, seçim meydanlarındaki tutumunu terk ederek, ANAP ve DYP’nin Meclis’i boykot hatalarına düşmeden Cumhurbaşkanı seçiminde rol almaları, aktif ve yapıcı bir muhalefet yapmaları milletimizin önünü açacaktır.