<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Reşat Petek &#187; Yorum</title>
	<atom:link href="http://www.resatpetek.net/category/yorum/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.resatpetek.net</link>
	<description>Av. Reşat Petek Kişisel Web Sayfası</description>
	<lastBuildDate>Mon, 23 Jan 2012 23:21:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Terör ve Güneydoğu&#8217;da Yaşananlar</title>
		<link>http://www.resatpetek.net/teror-ve-guneydoguda-yasananlar</link>
		<comments>http://www.resatpetek.net/teror-ve-guneydoguda-yasananlar#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Jan 2012 19:45:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.resatpetek.net/?p=1187</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="530" height="389" src="http://www.youtube.com/embed/EyoJnBDHMig?rel=0" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p><iframe width="530" height="389" src="http://www.youtube.com/embed/cohVsgBFUo4?rel=0" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.resatpetek.net/teror-ve-guneydoguda-yasananlar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlker Başbuğ&#8217;un Tutuklanması</title>
		<link>http://www.resatpetek.net/ilker-basbugun-tutuklanmasi</link>
		<comments>http://www.resatpetek.net/ilker-basbugun-tutuklanmasi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Jan 2012 22:57:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.resatpetek.net/?p=1178</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="530" height="360" src="http://www.youtube.com/embed/g87NTpv2zDQ?rel=0" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.resatpetek.net/ilker-basbugun-tutuklanmasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ Tutuklandı</title>
		<link>http://www.resatpetek.net/eski-genelkurmay-baskani-ilker-basbug-tutuklandi</link>
		<comments>http://www.resatpetek.net/eski-genelkurmay-baskani-ilker-basbug-tutuklandi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Jan 2012 10:04:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.resatpetek.net/?p=1162</guid>
		<description><![CDATA[Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, darbeye teşebbüs ve silahlı terör örgütü kurmak suçlamasıyla tutuklandı. Hukukçular ve gazeteciler olayı TRT Haber&#8217;e değerlendirdi. TV8 &#8211; HaberAktif]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, darbeye teşebbüs ve silahlı terör örgütü kurmak suçlamasıyla tutuklandı. Hukukçular ve gazeteciler olayı TRT Haber&#8217;e değerlendirdi.</p>
<p style="text-align: center;"></p>
<p style="text-align: center;">TV8 &#8211; HaberAktif</p>
<p style="text-align: center;"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.resatpetek.net/eski-genelkurmay-baskani-ilker-basbug-tutuklandi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Darbe, Görev Suçu Değil Başbuğ Ağır Cezaya Gider</title>
		<link>http://www.resatpetek.net/darbe-gorev-sucu-degil-basbug-agir-cezaya-gider</link>
		<comments>http://www.resatpetek.net/darbe-gorev-sucu-degil-basbug-agir-cezaya-gider#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Jan 2012 13:32:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.resatpetek.net/?p=1158</guid>
		<description><![CDATA[[Yeni Şafak] İnternet Andıcı davasında, mahkemenin hakkında suç duyurusunda bulunduğu İlker Başbuğ, savcılığın sorumlu bulması halinde darbe suçlamasıyla yargılanan ilk Genelkurmay Başkanı olacak. Hukukçular, 12 Eylül referandumunda &#8216;Yüce Divan&#8217; düzenlemesine rağmen, &#8216;darbe girişimi&#8217; görev suçu olmadığı için Başbuğ&#8217;un Ağır Ceza&#8217;da yargılanacağını belirtiyor. Hükümeti yıpratmak amacıyla Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde kurulduğu ifade edilen internet siteleriyle ilgili İnternet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://yenisafak.com.tr/Gundem/Default.aspx?i=359745"><strong>[Yeni Şafak]</strong></a></p>
<h4>İnternet Andıcı davasında, mahkemenin hakkında suç duyurusunda bulunduğu İlker Başbuğ, savcılığın sorumlu bulması halinde darbe suçlamasıyla yargılanan ilk Genelkurmay Başkanı olacak. Hukukçular, 12 Eylül referandumunda &#8216;Yüce Divan&#8217; düzenlemesine rağmen, &#8216;darbe girişimi&#8217; görev suçu olmadığı için Başbuğ&#8217;un Ağır Ceza&#8217;da yargılanacağını belirtiyor.</h4>
<p><img class="imghaber alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://yenisafak.com.tr/resim/site/darbegorevs5cc053855cb9dfd3by.jpg" alt="Darbe, görev suçu değil  Başbuğ ağır cezaya gider" width="300" height="225" border="0" /><span><span>Hükümeti yıpratmak amacıyla Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde kurulduğu ifade edilen internet siteleriyle ilgili İnternet Andıcı Davası&#8217;nda, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Kara propaganda yapan internet sitelerinin, andıçta, &#8216;Komutana arz&#8217; parafı nedeniyle İlker Başbuğ&#8217;un talimatıyla kurulduğu belirtilirken davanın bir çok sanığı da eski Genelkurmay Başkanı&#8217;nın davada tanık olarak dinlenmesini istemişti. Dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Hasan Iğsız, Korgeneral Mehmet Eröz ve Yüzbaşı Murat Uslukılıç, sitelerin İlker Başbuğ&#8217;un bilgisi dâhilinde faaliyet yürüttüğünü anlatmıştı. Önceki gün görülen davanın duruşmasında ise mahkeme heyeti, İlker Başbuğ hakkında gereğinin takdir ve ifası için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;na yazı yazılmasına karar verdi. 27 Mayıs döneminin Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun hükümetle uyumlu çalıştığı için darbeciler tarafından yargılanırken, savcılığın İnternet Andıcı&#8217;nın hazırlanmasında sorumluluğu bulunduğu yönünde karar vermesi halinde Başbuğ, ilk kez darbe suçundan hakim karşısına çıkan Genelkurmay Başkanı olacak.</span></span></p>
<p>İlker Başbuğ&#8217;un sorumlu bulunması halinde yargılanacağı mahkeme konusunda da hukukçular görüş birliği içinde. 12 Eylül 2010 referandumunda kabul edilen &#8220;Meclis Başkanı, Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanları ile Jandarma Genel Komutanı da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divanda yargılanacak&#8221; hükmüne işaret eden hukukçular, darbe girişiminin görev suçu sayılamayacağı için Başbuğ&#8217;un Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;nde yargılanacağı görüşünde birleşiyor. Eski DGM Savcısı Mete Göktürk, yeni yasadaki değişiklilerin sanıkların lehine olması durumunda uygulanabileceğini belirtirken Emekli Cumhuriyet Savcısı Reşat Petek ise Görevli ve yetkili mercinin İstanbul özel yetkili ağır ceza mahkemesi olduğunu söyledi.</p>
<p><strong><span id="more-1158"></span>BÖYLE BİR KARAR BEKLENİYORDU</strong></p>
<p>Yargılamanın devam ederken bir kısım sanıkların ifadelerinde internet andıcı talimatının üst komutanlara arz edildiği ve hiyerarşi olarak ta Genelkurmay başkanına kadar dayandığı ifade ettiklerini hatırlatan emekli Cumhuriyet Savcısı Reşat Petek, böyle bir kararın beklendiğini söyledi. Örgütsel suçlarda özellikle emir ve talimat veren en üst noktadakilerin bu işi kuran ve yöneten olarak değerlendirilmesinin tabi olduğunun altını çizen Petek &#8220;Aldığı emir gereği bu suça iştirak edenler yargılanırken emir veren konumunda olan dönemin Genelkurmay başkanının yargılanmaması düşünülemez. Mahkemenin, &#8216;gereğinin tektir ve ifasının için cumhuriyet başsavcılığına yazı yazılmasına&#8217; demekten maksadı, bu bir suç duyurusudur&#8221; dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>&#8216;Hükümeti düşürmek&#8217; örgütsel suçtur</strong></p>
<p>Eski Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek, 12 Eylül referandumuyla yapılan anayasa değişikliği ile Genelkurmay başkanlarının görevleri sırasında görevlerinden doğan suçları ile ilgili Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;nın düzenleyeceği iddianame ile Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi&#8217;nde yargılanacağı hükmü olduğunu hatırlattı. Yargılamanın Yüce Divan&#8217;da değil Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;nde olması gerektiğini vurgulayan Petek, şöyle konuştu: &#8220;Görevi ile bağlantısı olmayan tamamen örgütsel çalışma bağlamında işlenmiş bir suç olduğu iddiası var. Dolayısıyla bu konuda kabul edilmiş bir iddianame ve mahkemece yargılanmasına başlanmış bir dava var. Böyle olunca da hukuki fiil irtibatı olan bir sanığın artık Yüce Divan&#8217;da mı yargılanacak yoksa ağır cezada mı yargılanacak ihtilafı da bir anlamda çözülmüş oluyor. Çünkü görevli ve yetkili merci İstanbul özel yetkili Ağır Ceza Mahkemesidir. Daha anlaşılır bir tabirle, İlker Başbuğ&#8217;un görevi hükümeti düşürmek için internet andıcı sayfaları kurulması talimatı vermek değil, bu tamamen örgütsel bir suçtur.&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>YÜCE DiVANDA YARGILANAMAZ </strong></p>
<p>Davanın sanıklarının ifadelerinde suça azmettirme durumu olduğunu belirten Eski DGM savcısı Mete Göktür ise &#8220;Mahkemenin aldığı karara savcılık &#8216;soruşturmaya yer yoktur&#8217; da diyebilir soruşturma da açabilir&#8221; dedi. Göktürk, eğer bir dava açılacaksa soruşturma yapılacaksa bu soruşturmanın konusunun &#8216;Anayasal düzeni değiştirmeye yönelik faaliyetlerde bulunanları suça azmettirmek&#8217; olduğunu belirterek, Başbuğ&#8217;un şu anda görevde olmadığı için Yüce Divanda yargılanması gibi bir şeyin olacağını düşünmediğini kaydetti. Göktürk &#8220;Şu anda görevde değil, onun için bu anayasal değişiklik lehine yorumlanamaz diye düşünüyorum. Yüce Divanda yargılanması eğer bu kişinin lehine değerlendirilirse Yüce Divan&#8217;da yargılanır. Usul hükümlerindeki değişiklik sanıkların lehine ise o hüküm uygulanır. Yapılan değişiklik aleyhine ise eski hüküm uygulanır.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.resatpetek.net/darbe-gorev-sucu-degil-basbug-agir-cezaya-gider/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnternet Andıcı Hukuksuzluk, İlk Emri Veren Sorgulanmalı</title>
		<link>http://www.resatpetek.net/internet-andici-hukuksuzluk-ilk-emri-veren-sorgulanmali</link>
		<comments>http://www.resatpetek.net/internet-andici-hukuksuzluk-ilk-emri-veren-sorgulanmali#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Jan 2012 13:27:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.resatpetek.net/?p=1152</guid>
		<description><![CDATA[[ZAMAN] İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, İnternet Andıcı davasının cuma günkü duruşmasında tarihî bir karar aldı. Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;na suç duyurusunda bulunulmasına hükmetti. İfadeyi alacak savcı, eski Genelkurmay Başkanı Başbuğ hakkında yeterli suç unsuru görürse dava açılacak. Başbuğ hakkında suç duyurusunda bulunulmasının, İnternet Andıcı davasının doğal sonucu olduğunu dile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1222560&amp;title=internet-andici-hukuksuzluk-ilk-emri-veren-sorgulanmali">[ZAMAN]</a></p>
<div id="news-detail-news-img">
<div id="news-detail-photo-default-main">
<div id="news-detail-photo-default-photo"><img src="http://medya.zaman.com.tr/2012/01/01/andic.jpg" alt="" /></div>
<div></div>
<div><strong>İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, İnternet Andıcı davasının cuma günkü duruşmasında tarihî bir karar aldı.</strong></div>
<div></div>
<div>Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;na suç duyurusunda bulunulmasına hükmetti. İfadeyi alacak savcı, eski Genelkurmay Başkanı Başbuğ hakkında yeterli suç unsuru görürse dava açılacak. Başbuğ hakkında suç duyurusunda bulunulmasının, İnternet Andıcı davasının doğal sonucu olduğunu dile getiren hukukçular, emir komuta zinciri içinde hazırlanan bir evrakta ilk emri verenin sorgulanması gerektiğini söylüyor. Sanıkların mahkemedeki ifadelerinde İnternet Andıcı çalışmasının emir komuta zinciri içerisinde yapıldığı yönünde beyanları olduğunu belirten emekli Başsavcı Reşat Petek, örgüt başı diye ifade edilen Başbuğ&#8217;un soruşturmaya dahil edilmesinin normal olduğunu dile getiriyor. İddianamede isnat edilen suçun darbeye zemin hazırlama olduğunu belirten Petek, bu kapsamda mevcut dava sanıklarının yargılanmasında olduğu gibi yeni bir iddianame hazırlanması halinde davanın yüce divan değil, mevcut özel yetkili ağır ceza mahkemesinde yapılması gerektiğine işaret ediyor.</div>
<div></div>
<div>&#8220;Başbuğ&#8217;un gerek ıslak imza soruşturmasında gerek İnternet Andıcı davasına ilişkin verdiği demeçlerde böyle bir durumun geleceği belliydi.&#8221; diyen emekli Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Gündel, mahkemenin kanunun kendisine verdiği yetkiyi kullanarak görevini yerine getirdiğine dikkat çekiyor. Gündel, artık işin savcılığın yetkisi dahilinde olduğunu hatırlatarak, &#8220;Başbuğ&#8217;un ifadesini aldıktan sonra savcı gerek görürse bir iddianame hazırlayıp mahkemeye gönderebilir. Başbuğ&#8217;a ilişkin suç unsuru görmeyip kovuşturmaya gerek olmadığına karar verebilir. Başbuğ hakkında suç duyurusunda bulunulması, Türkiye&#8217;de normalleşme yolunda atılan adımlardan biridir. Artık hangi görevde bulunursa bulunsun suç işleyen, hakkında suç isnadı olan insanlar yargı karşısına çıkıyor.&#8221; diye konuştu.</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.resatpetek.net/internet-andici-hukuksuzluk-ilk-emri-veren-sorgulanmali/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Delil karartmaya neden fırsat veriliyor</title>
		<link>http://www.resatpetek.net/delil-karartmaya-neden-firsat-veriliyor</link>
		<comments>http://www.resatpetek.net/delil-karartmaya-neden-firsat-veriliyor#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Dec 2011 10:17:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.resatpetek.net/?p=1148</guid>
		<description><![CDATA[[Haber5.com] Faili meçhul cinayetler soruşturması Ankara&#8217;da devam ediyor. Faili meçhul cinayetler soruşturması Ankara&#8217;da devam ediyor. Soruşturma kapsamında ise Özel Harekât eski polisi Ayhan Çarkın’ın dün üçüncü kez ifadesine başvurulmuştu. Sabah saatlerinde Çarkın’ın “1996&#8242;da kaçırıldıktan sonra öldürüldüğü iddia edilen MİT&#8217;çi Tarık Ümit&#8217;in infaz edildiği yeri çizerek İstanbul Cumhuriyet Savcısı Hakan Karaali&#8217;ye verdiğini söylemesi ve “Krokiyi çizdim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.haber5.com/delil-karartmaya-neden-firsat-veriliyor-haberi-163825.aw">[Haber5.com]</a></p>
<p><img class="alignleft" style="border: 1px solid #ffffff;" src="http://www.haber5.com/img/f77d8lhq.jpg" alt="Delil karartmaya neden fırsat veriliyor" width="300" height="225" /><strong>Faili meçhul cinayetler soruşturması Ankara&#8217;da devam ediyor.</strong></p>
<p>Faili meçhul cinayetler soruşturması Ankara&#8217;da devam ediyor. Soruşturma kapsamında ise Özel Harekât eski polisi Ayhan Çarkın’ın dün üçüncü kez ifadesine başvurulmuştu. Sabah saatlerinde Çarkın’ın “1996&#8242;da kaçırıldıktan sonra öldürüldüğü iddia edilen MİT&#8217;çi Tarık Ümit&#8217;in infaz edildiği yeri çizerek İstanbul Cumhuriyet Savcısı Hakan Karaali&#8217;ye verdiğini söylemesi ve “Krokiyi çizdim neden gidip bakmadılar” açıklamasında bulunması gündemde geniş yankı uyandırdı.</p>
<p>İlerleyen saatlerde ise Cumhuriyet Savcısı Hakan Yüksel’in yürüttüğü soruşturma kapsamında Eski MİT’çi Tarık Ümit’in öldürüldüğünü söyleyen Çarkın’ın yer gösterme talebi kabul edildi.</p>
<p>Çarkın’ın Cumhuriyet Savcısı Yüksel ile ilgili söylediklerinden yola çıkarak gelişmeleri değerlendirmek üzere görüştüğümüz ve bu süreçlerin nasıl işlediğine vakıf olan Cumhuriyet eski Başsavcısı Av. Reşat Petek ise yer talebinin kabul edildiği bilgisinin kamuoyuna yansımasından önce “somut bir beyanın savcılık tarafından değerlendireceğini” ifade etti.</p>
<p>Bu somut olaya mahsus bir özel baskı var yok dememiz şu aşamada doğru olmaz diyen Petek, “faili meçhuller yıllardır üzerine gidilemeyen olaylardı. Son dönemde bu konular soruşturulmaya başlandı. Ayhan Çarkın ile ilgili konularda da kamuoyuna yansıdığı kadarıyla bir takım ihbar ve itirafların gerçeği yansıtmadığı noktasında da değerlendirmeler var. Birilerine karalama yapıyor gibi bir şeyler var. Burada basına yansıdığı gibi özellikle gömüldüğü yeri gösterme gibi somut bir beyanı varsa savcılık bunu değerlendirir. Hemen neden değerlendirilmedi gibi bir şey söylemek çok doğru olmaz. Herhalde bununla ilgili savcılık bir şey yapar. Kişi gösterdiğine göre ve tutuklu olduğuna göre bunu başka birinin gizlemesi veya değiştirmesi gibi ihtimaller elbette ki bulunur ama savcılık önlemini almıştır diye düşünüyorum” dedi ve sözlerine şöyle devam etti;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>“SORUŞTURMAYI ENGELLEME ÇALIŞMALARI KESİLMEYECEKTİR”</strong></p>
<p>Yapılan gizli soruşturmayı çok detaylı bilmeden de o olaya münhasır eleştiriler uygun olmayabilir. Tabi faili meçhul soruşturmalarda bir tarafı devlet içinde konumlanmış üst bürokrasiye veya siyasetçilere uzanan, uzanma ihtimali olan bir soruşturmanın doğrudan ve dolaylı engelleme çalışmaları kesilmeyecektir. Bunlar mutlaka olacaktır. Yargı makamlarının bu noktada bağımsız, tarafsız vesayetten kurtulmuş ve sıyrılmış olarak neler yapıp yapmadığını belki bir süre sonra ve daha net değerlendirme imkanı bulacağız. Baskının, kapatma çalışmalarının bu noktada doğrudan baskı, dolaylı baskı veya hedef saptırma gibi örgütlü güçlerin yapabileceği çalışmaların olduğunu ve devam edeceğini düşünüyorum. Ama bunların ne derece başarılı olabileceğini zamanla göreceğiz. Türkiye’deki yargının yapılanışındaki düzelmenin (iyiye gidişin) bu baskıların aşılmasında önemli bir etken olacağını düşünüyorum.</p>
<p>Av. Reşat Petek gündeme yansıyan son gelişmeler ile ilgili olarak ise sorularımıza şu şekilde yanıt verdi;</p>
<p><span id="more-1148"></span></p>
<p><strong>DELİL KARARTMA GİBİ İMKANLARA NEDEN FIRSAT SAĞLANIYOR?</strong></p>
<p>Gelişmeler ile bağlantılı olduğunu düşündüğüm için sormak istiyorum. Faili meçhul cinayetler ile ilgili olarak mahkemesi devam eden bazı isimlerin görevde olması ile ilgili bir eleştiriniz olmuştu. Bu konunun detayları nedir?</p>
<p>Doğru tepki gösterdim. Özellikle Türk Silahlı Kuvvetlerin Personel Kanununun 65. maddesinin neden işletilmediğini sordum. Sebebi de şu; Sivil bürokrasi, emniyet ya da diğer idari makamlarda hakkında basit suç şüphesinden soruşturma da açılsa (memur, amir, yönetici, emniyet mensubu gibi) iki üç gün içerisinde hakkında disiplin işlemi yapılıyor, açığa alınarak görevden uzaklaştırılıyor delilleri karartmasın diye… Ama bu süreci TSK bünyesinde Türkiye göremedi. Göremediği gibi ayak sürüme, direnme ve yasayı uygulamamada ısrarlı bir direnişin olduğunu görüyoruz. Sadece kişiyi açığa almama, görevden uzaklaştırmamadan öte ise o kişinin suçlanmış olduğu iddia olunan eylemlere yönelik bir işbirliği mi var? O eylemler mi destekleniyor? Delil karatma ve yok etme gibi imkânlara, vasıtalara ve otoriteyi halen elinde bulundurmasına neden fırsat sağlanıyor? Tabi bu sorgulanması gereken bir konu… Hukukunda bu noktada adli kısmı işlese de idari kısmının (tedbirlerin) işlemediği gözüküyor. Haklarında bazı iddialar olan kişiler yetkili bir konumda ise bunlar hakkında idari işlemler yapılmalı. Görevden el çektirmeli, açığa alınmalı. Nihayetinde bu da bir tedbirdir. Tutuklama bir tedbir deniliyor, bu kadar tepkiler var. Doğru uzun tutukluluk konusunda da eleştiriler yapıyoruz ama açığa alma en azından tutuklama gibi özgürlüğünü kısıtlama değil de sadece göreviyle bağlantısını kesmektir. Sonuçta suçsuzluğu anlaşılırsa görevine iade olur. Zaten ekonomik olarak da sıkıntıya girmemesi için maaşının bir kısmı da verilmektedir. İşte bu tedbir niye uygulanmıyordur sorusunun net bir cevabı yok. Geçmiş dönemde Genelkurmay Asli Müşavirliği bu konudaki yetkili makamın bakanlıklar (İçişleri ve Milli Savunma Bakanlığı) olduğunu deklare etti. Bu doğru bir açıklama ama eksik. Çünkü bu konudaki hazırlıkları yapıp da açığa alınması talebinde bulunması gereken askeri makamlardır. Ancak “biz bir şey yapmıyoruz bakanlık yapsın” deniliyor. Bakanlıkta son üç generalin (askeri Şura’daki terfileri nedeni ile) açığa alınma işlemlerine kadarda resen bir açığa alma, görevden uzaklaştırma yapmadı. Hal böyle olunca bu konunun üzerinde durulması gerekir diye düşünüyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>SİYASİLERE UZANMASINA RAĞMEN GELİŞMELER SÜRECİN DEVAM EDECEĞİNİ GÖSTERİYOR</strong></p>
<p>Faili meçhul cinayetler ile ilgili olarak “tepeye” kadar ulaşılır mı sorusu da gündemde. Size göre bu süreçte gelinen nokta nedir?</p>
<p>Susurluk ile başlayıp devam eden sürecin, hakikatlerin ortaya çıkarılması noktasında yeterince soruşturulmadığı kanaatindeyim. Özellikle 28 Şubat süreci ile ilgili soruşturmaların Ankara Özel Yetkili Başsavcılığı tarafından yeni başlandığı kamuoyuna duyuruldu. Hatta Ergenekon ve Balyoz soruşturmalarına eleştiriler getirenler “bu konuda soruşturma yapanlar mademki samimiler o zaman neden 12 Eylül dönemi veyahut demokrasiye açıkça müdahale edilen 28 Şubat süreci de araştırılmıyor” demişlerdi. Yapılan eleştirilerde haklılık payı vardı. Tabi ki hukuksal alt yapı ile beraber yargı üzerindeki vesayetin bir noktada azaltılması ve kaldırılması çalışmalarında herhalde yeterli bir aşamaya gelinmediği için bu soruşturma başlatılamadı. Nihayet yargı da insanlardan oluşuyor. O insan unsurunun bu konudaki fikri alt yapısı, hazırlığı da etkili oluyor. Çünkü Cumhuriyet Savcısı bir başkasının şikâyetine, ihbarına, müdahalesine gerek olmadan eğer bir kanunsuzluk görmüşse olaylara resen müdahale edebilen, soruşturabilen bir makamdır. (Yani diğer mahkemelerden, hakimlerden ve diğer yetkili makamlarından Cumhuriyet Başsavcılığını, savcıları ayıran en önemli özelliği olaylara resen müdahale ve soruşturma başlatma hakkıdır.) Bu da zaten doğrudan yasadan aldığı yetki ile görevidir.</p>
<p>Ankara’da ve İstanbul’da diyelim ki kendi yetki alanında bu soruşturmayı başlatılacak olanlar yoğun bir iş yükünün altında soruşturmalar yapıyor. Ama bir noktada eksik kalan kısımların hiç üstüne gidilmez, hiç gündeme gelmez veya gündeme geldiğinde de üstüne gidilmezse o zaman sürece başka yerlerden baskılar var kanaatine ulaşılabilir. Ancak gitgide bir takım siyasilere uzanmasına rağmen sürecin devam edeceği yönünde çalışmaların olduğu ortaya çıkıyor. Bu bakımdan ben ümitsiz değilim. Yargının bu hukuksuzluklarında üzerine gideceği ve kademe kademe soruşturacağı kanaatindeyim.</p>
<p>(HSYK) üyesi Ali Suat Ertosun&#8217;un faili meçhul cinayetlerden tutuklu Albay Temizöz&#8217;ün komutanı Tuğgeneral Ali Aydın ile Kayseri&#8217;deki bir bağ evinde buluştuğu ortaya çıkmasıyla birlikte bu isimle ilgili bazı iddialarınız olmuştu. (Gazeteci Can Dündar&#8217;a Sabancı&#8217;nın katili Mustafa Duyar&#8217;la görüşme izni vermeyen Ertosun&#8217;un Gazeteci Uğur Dündar&#8217;a o dönem Yozgat Cezaevi&#8217;nde yatmakta olan Akın Birdal suikastinin azmettiricisi Semih Tufan Gülaltay&#8217;la görüşmesine izin verdiğini yönünde) Bu konuda tatmin edici bir cevap bulabildiniz mi?</p>
<p>Bu olay tartışılırken bir soru sordum ve açıklığa kavuşması yönünden de kendi bildiğim bir konuyu o çerçevede gündeme getirdim. Can Dündar’da bu konuda bir yazı yazdı ve benim açıklamalarımı da kendi sitesine koydu. Ancak o konuda bir cevap alınmadı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>MAKAMLARIN KORUYUCULUĞUNDAN İSTİFADE EDİLİYOR!</strong></p>
<p>Belki bu tarz soru işaretlerinden dolayı da karanlık noktalar henüz yargılma aşamasına gelmeden güvensizliği beraberinde getiriyor. Siz ne düşünüyorsunuz?</p>
<p>Türkiye’de özel yetkili savcılıkların görev alanına giren bu tür konular baştan sona ele alınıp layıkıyla soruşturuluyor demek mümkün değil. Bir de kabul etmek gerekir ki halen bazı makamlarda bulunanlar o makamların koruyuculuğundan da istifade ediyor. Soruşturma aşamasında delillerin toplanmasında ne derece zorluklar ve engeller olduğu Türkiye’de (Ceza Muhakemesi Kanunu Sisteminde) devam ediyor. Belki sanıkların ve şüphelilerin gözaltına alınması ile ilgili eleştirilerin haklı tarafları var ama delillerin ihmalinden sonra sanıklara gitme yöntemi ile derinlemesine soruşturulup soruşturulmadığını bende bilmiyorum. Çünkü kamuoyuna fazla bilgi yansımış değil. Gelişmelerden yorum olarak çıkardığım ise 28 Şubat dönemi de, faili meçhul cinayetler de bu konuda zaten derin devlet olarak genel ismi ile ifade ettiğimiz yani kamu gücünü bu tip illegal ve gayri meşru yapılanmalarda kullananlar ile irtibatı yönünden sanıyorum soruşturulması ve ortaya çıkarılması gereken daha çok şeyin olduğunu düşünüyorum. Bunların tamamı da yeterince ortaya çıkarılmadan</p>
<p>Türkiye’de artık hukuk devleti yerleşti, derin yapılanma bitti, her şey demokratik sistem içerisinde oluyor gibi bir kanata varmanın da en azından eksik olduğunu düşünürüm. Çünkü geçmiş dönemlerde de demokratikleştik dediğimiz anda (rahmetli Özal döneminde) bir 28 Şubat sürecini yaşadı Türkiye…</p>
<p>Şimdi yeniden pusuda sisli dumanlı havayı bekleyenler, önüne fırsat çıktığında yeni bir ajitasyon provokasyon ya da toplumda bir takım sıkıntılar meydana getirerek arkasından ne tür bir baskı girişimi veyahut vesayetin devamı için nasıl bir darbe girişimi yapabilecekleri konusunda her şey netleşmiş değil. Henüz sivil bir anayasa bile yapamadı Türkiye… O bakımdan bu soruşturmaları hassasiyetle devam etmesi gerektiğine inanıyorum. Kamuoyunda da toplum ve sivil toplum kuruluşlarının baskısı ve talepleri devam etmelidir. Şartlar ortaya çıksın kimse haksız yere tutuklanmasın, cezalandırılmasın ama hiç kimsede Türkiye’deki faili meçhulleri devam ettirecek illegal örgütlenmelere, çeteleşmelere fırsat bulamasın. Bunun da hukuku temeli sağlam temellere oturtulsun diye düşünüyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>TOPLUM MÜHENDİSLERİ DÜN DE VARDI BUGÜN DE&#8230;</strong></p>
<p>Faili meçhullerin çözülmesi ile ilgili sizinde söylediğiniz gibi umut var ama şüphede var. Çözüm için kilit noktanın ne olduğunu düşünüyorsunuz?</p>
<p>Temel sebep nedir konusu çok detaylı bir konu olması ile birlikte Türkiye’de toplum mühendisliği projeleri ile ortamı istedikleri şekilde dizayn etmeyi arzulayan güçler dün de vardı bugünde var. Toplumun kendi özgür iradesine, tercihlerine, inancına, kültürüne uygun olarak kendi tercihleri doğrultusunda yaşam tarzını belirlemesine tahammül edemeyen bir zihniyetten bahsediyorum. Bunu da demokrasi ve hukuk zemininde özgür iradeyle yapamayınca baskı rejimleri ile oluşturmak istiyor. Devlet gücünü de baskının en önemli aracı olarak kullanmak istedikleri için bu gücü elinden bırakmak istemiyorlar. Buna sahip olmanın yolu demokratik yollardan mümkün olmayınca da bunu provokasyonlar, faili meçhul cinayetler ve toplumu birbirine düşürecek her an anarşi ve terörü canlı tutarak demokratik yoldan iktidara gelenlerin bu durumla baş edemediği hasıl olursa kurtarıcı bil el olarak yine eli silahlı ve sopalı güçlere ihtiyaç duyulur düşüncesi ile bu tür olayların devam ettiğini düşünüyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>NETİCE ALACAK ÇALIŞMA CUMHURİYET SAVCILARININ YÜRÜTECEĞİ SORUŞTURMADIR!</strong></p>
<p>Yani o zaman bunu isteyenlerin kim olduğu bulunursa bu cinayetler ile ilgili gerçekler ortaya çıkar diyebiliriz o zaman…</p>
<p>Mutlaka…</p>
<p>Faili meçhul cinayetler ile ilgili bir komisyonun kurulmasına sıcak bakıldı. Bu gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>
<p>Bir komisyonun kurulmasının bende yararlı olduğunu düşünüyorum ama komisyon çalışmaları ile savcılık soruşturmalarını farklı düşünmemiz lazım. Yani önemli açıklamalar olur o açıklamalardan hareketle komisyonun alacağı ifadeler ve sonunda hazırlayacağı raporlar adli makamlara intikal ettiğinde işe yarar. Yoksa sadece komisyon raporları olarak kalmaya mahkûm olur. Burada komisyon kurulsun veya kurulmasın aktif olarak netice alacak çalışma Cumhuriyet Savcılarının başlatacağı ve yürüteceği soruşturmalardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.resatpetek.net/delil-karartmaya-neden-firsat-veriliyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Krizler, vesayet rejiminin devamı için</title>
		<link>http://www.resatpetek.net/krizler-vesayet-rejiminin-devami-icin</link>
		<comments>http://www.resatpetek.net/krizler-vesayet-rejiminin-devami-icin#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jul 2011 07:48:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.resatpetek.net/?p=1106</guid>
		<description><![CDATA[[Yorum - ZAMAN] 12 Haziran seçimlerinin sonuçları, halkın iradesinin anlamı, verdiği mesajlar yeterince tartışılamadan iki kriz gündeme oturdu. CHP&#8217;nin yemin krizi ile BDP&#8217;nin Meclis&#8217;i boykotu. Boykot tartışılırken Başbakan Erdoğan yeni kabineyi açıkladı. Ustalık dönemi kabinesi ilk toplantısını yaptı, Meclis de çalışmalarına devam ediyor. Her ne kadar seçmenin yarısının oyunu alarak siyasal iktidarını güçlenerek yenileyen AK [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="news-detail-spot"><a href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1156796&amp;title=yorum-resat-petek-krizler-vesayet-rejiminin-devami-icin">[Yorum - ZAMAN]</a></div>
<div><strong>12 Haziran seçimlerinin sonuçları, halkın iradesinin anlamı, verdiği mesajlar yeterince tartışılamadan iki kriz gündeme oturdu.</strong></div>
<div id="news-detail-news-text">
<div id="haberMetinDiv">
<p>CHP&#8217;nin yemin krizi ile BDP&#8217;nin Meclis&#8217;i boykotu. Boykot tartışılırken Başbakan Erdoğan yeni kabineyi açıkladı. Ustalık dönemi kabinesi ilk toplantısını yaptı, Meclis de çalışmalarına devam ediyor. Her ne kadar seçmenin yarısının oyunu alarak siyasal iktidarını güçlenerek yenileyen AK Parti, Meclis çoğunluğuna sahip olmanın rahatlığıyla yolumuza devam ederiz dese de bu iki sorun çözülmeden sağlıklı bir demokratik işleyişten söz edemeyiz. Her iki kriz, Türkiye&#8217;nin iki temel problemine dayanıyor: Vesayet rejimi ve Kürt sorunu.</p>
<p>Vesayet rejiminin devamını arzulayanlarla, millet egemenliğini ve demokratik hukuk devletini savunanlar arasında son ciddi kapışmanın 2007 yılında yaşandığını söyleyebiliriz. Cumhurbaşkanı seçim sürecine müdahale, 367 krizi, 27 Nisan bildirisi, AK Parti kapatma davası birbirini takip etti. Hukuka ve demokrasiye yapılan gayri meşru müdahalelerden iktidar devşirme hesaplarının 2002 yılından itibaren nasıl planlı bir şekilde sürdürüldüğü, 2007 yılında başlayan Ergenekon soruşturmalarıyla gün yüzüne çıkmaya başladı. Hiç şüphesiz 27 Nisan bildirisine hükümetin verdiği cevapla herkese ve her kuruma hukuk devleti ve demokrasi verilmesi, askerin Başbakanlık&#8217;a bağlı olduğu vurgulanarak sorumluluğunun hatırlatılması, vesayetçileri şaşkına çeviren bir dik duruştu. Darbe günlükleri, Sarıkız, Ayışığı, Eldiven, Yakamoz adlarıyla hazırlanan kaos oluşturma, darbeye zemin hazırlama planları, Karargah Evleri adıyla ordu içinde oluşturulan cuntalar ve Balyoz Darbe Planları yargı kıskacına alındı, soruşturma ve kovuşturma süreçleri başlatıldı.</p>
<p>Yemin krizi NEYİ AMAÇLIYOR?</p>
<p>CHP bu süreçte Ergenekon sanıklarının avukatlığına soyundu. Eski Genel Başkan Deniz Baykal, her fırsatta Silivri&#8217;de tutuklu Ergenekon sanıklarına destek verip selam gönderirken, kaset operasyonuyla gelen Kılıçdaroğlu ise üye olmak için Ergenekon&#8217;un adresini sormaya başladı. Ergenekon&#8217;a üye oldu mu bilmiyoruz ama iki Ergenekon tutuklu sanığını seçilebilecekleri yerden aday listelerine yerleştirerek milletvekili seçilmelerini sağladı. Şimdiki krizin sebeplerinin iyi anlaşılması için adaylık sürecinde konuşulanları bir hatırlayalım. Ergenekon ve Balyoz sanıklarının yargılandıkları suçlar itibarıyla milletvekili seçilseler bile milletvekili dokunulmazlığından yararlanamayacakları, tahliye edilmeyebilecekleri, bu nedenle Meclis&#8217;e giremeyecekleri gündeme geldiğinde, hukukçu kurmaylarıyla birlikte Kılıçdaroğlu, &#8216;Mahkemeler nasıl karar verir bilemeyiz ama verilen karara herkes saygı gösterecek.&#8217; diyordu. Verdiği sözlerin arkasında durmamakla anılır hale gelen Kılıçdaroğlu, bu sözünün de arkasında duramadı. Seçimlerden sonra söylemini değiştirdi. Tutuklu arkadaşları tahliye olmadıkça yemin etmeyerek arkadaşlarına destek vereceklerini açıkladı. Hatta Meclis&#8217;e giren, yemin eden MHP&#8217;yi de arkadaşlarına ihanetle suçladılar.</p>
<p>Bugün &#8216;yemin krizi&#8217; olarak tarihe geçecek olan CHP&#8217;nin Meclis&#8217;e gelmekle birlikte milletvekilleri çağrıldığında kürsüye gidip yemin etmeyerek başlattıkları krizin sebebi, vesayet rejiminin devamı için silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek, eylemlerde bulunmak, TBMM&#8217;yi yok etmek, hükümeti devirmek suçlarıyla yargılanan tutuklu sanıkların tahliye edilmemeleridir. Yasama, yürütme, yargı erklerinin ayrı olduğunu, Başbakan&#8217;ın veya TBMM&#8217;nin yargıya emir ve talimat vermesinin hukuk devletinde mümkün olmadığını çok iyi bilen CHP, Meclis çalışmalarını engelleme girişimiyle soruna çare bulunamayacağını da bilmektedir. Öyleyse neden kriz çıkarıyor? İşin esası CHP, egemenliğin tamamen millette olacağı, vesayetin tarihte kalacağı sürece esas teşkil edecek yeni Meclis&#8217;in anayasa çalışmalarına engel olmak istemektedir. Bunun başka izahı yoktur.</p>
<p><span id="more-1106"></span>İstenilen, Yassıada yargısı mı?</p>
<p>Tarafsız ve bağımsız yargıyı dilinden düşürmeyenler, yargıya talimat verilerek Ergenekon ve Balyoz sanıklarının tahliye edilmesini ister hale gelmişlerdir. CHP zihniyeti, vesayetçi zihniyet, esasen mahkemelere talimat vermekte mahirdir. Yassıada&#8217;da kurulan sözde mahkemenin başkanı, &#8216;Sizi buraya tıkan güç böyle istiyor.&#8217; diyerek aldığı talimatlarla Menderes ve arkadaşlarının idamına imza atarken onları alkışlayan zihniyetin kalıntıları 12 Haziran seçimleri sonucu halkın iradesiyle oluşan Meclis&#8217;in açılışında, darbe dönemi özlem ve övgülerini ifade etmekten geri durmamışlardır. 28 Şubat sürecinde brifing verdikleri hakim ve savcılardan sözde irtica tehlikesine karşı taraf olmalarını isteyenlerin de tarafsızlık sütresi arkasına gizledikleri aynı anlayıştır. Ergenekon soruşturmasında ses kaydıyla gündeme gelen bir emekli generalin, &#8216;&#8230;savcı kim oluyormuş, savcıyı çağırır şöyle şöyle yapacaksın diye talimat verirdik o da aynısını yapardı&#8230; gönderirim inzibatları GATA&#8217;dan aldırırım, ben komutan olacağım da&#8230;&#8217; diye devam eden anlayışı bugünlerde sanık sandalyesinde. CHP de önce sanık iki milletvekilini tahliye ettirmek, arkasından da tüm Ergenekon ve Balyoz sanıklarını kurtarmak için yemin krizini sürdürmekte kararlı görünüyor.</p>
<p>BDP samimiyet testinde</p>
<p>Meclis&#8217;i boykot eden BDP, boykotunun sebep ve saikleri itibarıyla CHP&#8217;den farklı olsa da çözümün değil sorunun bir parçası olma durumuna düşmüştür. Geçmişin yanlış politikaları ve 1982 Anayasası&#8217;ndan kaynaklanan sorunları çözme ve yeni anayasa yapma gayretinde olan AK Parti iktidarını, sorunun kaynağı gibi görme/gösterme bir yanılgı olarak değerlendirilecek kadar masum görünmüyor. Siyasî güçlerini seçmen iradesine dayandıracakları yerde, her defasında sokağı, dağı, şiddeti arkalarına alan, tehdit içeren açıklamaların kabul görmesi mümkün değildir. En temel haklar, en tabii talepler yeni anayasa ile çözüme kavuşturulabilecek iken Meclis&#8217;i boykot ve son günlerde terörist saldırıların artması, yeniden yüreklere acıların düşmesi, çözümü istemeyen odakların BDP&#8217;yi siyasî mücadeleden uzaklaştırıyor mu sorusunu gündeme getiriyor. Bu soruya hayır cevabını veriyorlarsa, BDP&#8217;nin boykotu bırakması ve tahriklerden vazgeçmesi gerekiyor.</p>
<p>BDP&#8217;nin boykotu da iki sebebe dayanıyor. Birincisi Diyarbakır&#8217;dan milletvekili seçilen Hatip Dicle&#8217;nin milletvekilliğinin iptal edilmesi, ikincisi de KCK davasından tutuklu milletvekillerinin tahliye edilmemeleri. Meri hukuk sistemi içinde meseleye bakıldığında tutuklu milletvekili sorunu yargı makamlarının takdirinde olan bir konu olup yargıya baskı veya boykot ile çözülebilecek bir problem olmadığı, tutuklu milletvekillerinin yargılandıkları suçların yasama dokunulmazlığı kapsamında değerlendirilerek meseleye çözüm aranması önerilerinin siyasî bir çözüm olarak ancak Meclis&#8217;te gündeme getirilmesi gerektiği açıktır. Hatip Dicle&#8217;nin durumu ise daha farklıdır. Seçilmeye engel kesin mahkûmiyetine rağmen mahkûmiyetini gizleyerek aday olması Hatip Dicle&#8217;nin hem hukuken hem de etik olarak doğru olmadığı, YSK&#8217;nın da kesin seçilme engeline rağmen Hatip Dicle kararını seçimden önce vermek yerine seçimden sonraya bırakması sorunu içinden çıkılmaz hale dönüştürmüştür. YSK&#8217;nın kararı hukuka uygun olsa da zamanlaması yanlıştır. Bu yanlışlık meseleyi sadece seçilme hakkıyla ilgili olmaktan çıkarmış, seksen bin seçmenin oy hakkı, seçme hakkıyla ilgili hale getirmiştir. Devlete ve organlarına güvenerek oyunu kullanan vatandaş kendini aldatılmış hissetmektedir. YSK kararları kesin olduğu için bu probleme hukukî çözüm bulunması da kolay değildir. Anayasa Mahkemesi de Dicle&#8217;nin avukatlarının başvurusunu görev alanında görmediği için reddetmiştir. Çözüm yine siyasîdir. Mekânı da TBMM&#8217;dir. Hukuka uygun olmasına rağmen kamu vicdanını rahatsız eden ve meşruiyet tartışmalarını hep gündemde tutacak bu sorunun çözümü için Diyarbakır milletvekillerinin tümü bir araya gelerek istifa etmeleri halinde Diyarbakır&#8217;da seçimlerin yenilenmesiyle bu sorun aşılabilecektir. Yenilenme safhasında Hatip Dicle&#8217;nin yasal engeli olduğu için aday olamayacağı ancak onun yerine başka bir bağımsız aday gösterme imkânı olduğu da konuşulmalıdır.</p>
<p>Dokunulmazlık kapsamı, istisnaları, ifade hürriyeti kapsamında yeniden yapılacak düzenlemeler ise yeni anayasa çalışmaları döneminde, sağlıklı çalışan ve uzlaşma arayan bir parlamentonun görevi olacaktır. Seçime katılımın ve temsilin bu kadar yüksek olduğu bu Meclis, konuşarak, görüşerek, uzlaşarak üstesinden gelmeli ve kurucu meclis gibi çalışarak yeni anayasa çalışmalarını başlatmalıdır.</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.resatpetek.net/krizler-vesayet-rejiminin-devami-icin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ergenekon sanığından milletvekili olur mu?</title>
		<link>http://www.resatpetek.net/ergenekon-sanigindan-milletvekili-olur-mu</link>
		<comments>http://www.resatpetek.net/ergenekon-sanigindan-milletvekili-olur-mu#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Apr 2011 08:07:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.resatpetek.net/?p=1042</guid>
		<description><![CDATA[Ergenekon sanığından milletvekili olur mu? Türkiye CHP, MHP ve BDP&#8217;nin milletvekili adayı olarak gösterdiği Ergenekon, Balyoz ve KCK tutuklularının meclise girip giremeyeceğini konuşuyor. Hukukçular bu konuda çok net. Sanıklar seçilse bile Meclis&#8217;e giremez diyorlar. Hukukçular problemin meclise kadar gelmemesi gerektiği görüşünde. Bu problemi halletmesi gereken mercii olarak da de Yüksek Seçim Kurulu&#8217;nu gösteriyorlar. Hukukçulara göre [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>        <iframe width="440" height="350" src="http://www.kure.tv/VideoEmbed?ID=87929" hspace="0" vspace="0" scrolling="no" frameborder="0">
<p><a rel="nofollow" href="http://www.kure.tv/webtv/803-haber/ergenekon-sanigindan-milletvekili-olur-mu/7098-Bolum/87929/&#038;embeddedplayer=v1">Ergenekon sanığından milletvekili olur mu?</a></p>
<p></iframe></p>
<p>Türkiye CHP, MHP ve BDP&#8217;nin milletvekili adayı olarak gösterdiği Ergenekon, Balyoz ve KCK tutuklularının meclise girip giremeyeceğini konuşuyor. Hukukçular bu konuda çok net. Sanıklar seçilse bile Meclis&#8217;e giremez diyorlar.<br />
Hukukçular problemin meclise kadar gelmemesi gerektiği görüşünde. Bu problemi halletmesi gereken mercii olarak da de Yüksek Seçim Kurulu&#8217;nu gösteriyorlar.<br />
Hukukçulara göre silivri sanıklarının mahkeme kararı olmaksızın meclise girmeleri Anayasal düzene aykırı. Yani mahkeme tahliye etmedikçe sanıklar mazbatayı alıp meclise giremeyecek.<br />
Ergenekon ve Balyoz sanıklarının adaylığı gündeme geldiğinde BDP&#8217;li Sebahat Tuncel&#8217;in durumu hatırlatılıyor. Hukukçulara göre &#8221;Tuncel&#8217;in durumu Haberal ya da Balbay&#8217;dan farklıydı.</p>
<p>Emekli Cumhuriyet savcısı Reşat Petek&#8217;e göre, tutuklu sanıkların aday gösterilmesinin asıl sebebi, onları milletvekili yapmak değil, onlar üzerinden yeni bir oyun oynamak. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.resatpetek.net/ergenekon-sanigindan-milletvekili-olur-mu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TÜSİAD&#8217;IN yeni anayasa önerisinin ‘AMA’ ları</title>
		<link>http://www.resatpetek.net/tusiadin-yeni-anayasa-onerisinin-amalari</link>
		<comments>http://www.resatpetek.net/tusiadin-yeni-anayasa-onerisinin-amalari#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Apr 2011 07:37:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.resatpetek.net/?p=1026</guid>
		<description><![CDATA[[HukukiHaber.net] TÜSİAD Yeni Anayasa yuvarlak masa toplantıları dizisini tamamlayarak ‘Yeni Anayasanın Beş Temel Boyutu’ başlığı  altında bir rapor yayınladı. Yeni anayasanın yapım yöntemi, yeni anayasanın temel ilke kural ve kurumları, din ve vicdan özgürlüğü, kimlikler ve kuvvetler ayrılığı başlıklarıyla beş temel boyutunun ortaya konulduğu rapor genel anlamda yeni anayasa çalışmalarına olumlu katkı yapacak değerlendirmeler içeriyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hukukihaber.net/tusiadin-yeni-anayasa-onerisinin-%27ama-lari-makale,1774.html">[HukukiHaber.net]</a></p>
<p><img id="haber_resmi" class="alignleft" src="http://www.hukukihaber.net/images/yazarlar/Reat_Petek.jpg" alt="" width="138" height="190" />TÜSİAD Yeni Anayasa yuvarlak masa toplantıları dizisini tamamlayarak  ‘Yeni Anayasanın Beş Temel Boyutu’ başlığı  altında bir rapor yayınladı.  Yeni anayasanın yapım yöntemi, yeni anayasanın temel ilke kural ve  kurumları, din ve vicdan özgürlüğü, kimlikler ve kuvvetler ayrılığı  başlıklarıyla beş temel boyutunun ortaya konulduğu rapor genel anlamda  yeni anayasa çalışmalarına olumlu katkı yapacak değerlendirmeler  içeriyor.<br />
Katılımcılar raporun tamamında hemfikir değiller. Bu nedenle ortak  görüşlerin yanında farklı yaklaşımlar da raporda özetlenmiş. Yeni  anayasanın yapım usulü hakkında üç görüş var: TBMM tarafından Anayasa’da  mevcut yöntemle yapılması, ‘anayasa meclisi’ oluşturulması, ‘ geniş  temsile dayalı kurucu meclis’ oluşturulması.  ‘Anayasa meclisi’ TBMM  tarafından yasa ile oluşturulacak temel görevi anayasa taslağı  hazırlamak olacak, taslak normal yasama prosedüründen geçerek  referanduma sunulacak ve kabulü halinde yeni anayasa yürülüğe girecek. ‘  Geniş temsile dayalı kurucu meclis’  sisteminde ise, olağan yasama  meclisinden (TBMM’den) bağımsız bir kurucu meclis oluşturulmasını  öngörüyor. Kurucu meclisin oluşturulup oluşturulmamasına da referandumla  halk karar verecek. Kurucu meclis sadece anayasa hazırlamakla görevli  olacak. Görüldüğü müzakerelere katılanlar yöntem konusunda üç ayrı görüş  dile getirmişlerdir.  Her bir görüşün artıları eksileri elbette  tartışılabilir. Bu noktada önemli olan çoğulcu bir bakışla her görüşün  ortaya konulması ve tartışılabilmesidir.</p>
<p><strong>Başlangıç Bölümü Olmalı mı ?</strong><br />
TÜSİAD’ ın yuvarlak masası etrafında toplanan anayasa hukuku  profesörleri ve diğer katılımcılar anayasada başlangıç bölümü olmasının  bir zorunluluk olmadığını, olması halinde ise kısa, öz, yalın ifadelerle  ideolojik yaklaşımdan uzak, hukukun üstünlüğü ve demokrasi gibi  evrensel kabul gören ilkelere atıfta bulunan bir metin olması gerektiği   hususunda ortak düşüncede olduklarını dile getirmişlerdir. Atatürk’e  saygı ve şükran içeren bir cümleye yer verilse de Atatürkçülüğe  ideolojik ve hukuki anlamlar yüklemekten kaçınılması gerektiğine işaret  etmişlerdir.<br />
Anayasada başlangıç bölümü  bulunmayan ülkelere örnek olarak  İtalya,  Hollanda, Finlandiya, Danimarka, İsveç, Romanya, Yunanistan, Azerbaycan,  Avustaurya, Belçika, Lüksemburg, Malezya gösterilebilir. 1876 Kanun-I  Esasi ile 1921 ve 1924 T.C.Anayasalarında da başlangıç bölümü yoktu. İlk  defa 27 Mayıs kanlı darbesinden sonra vesayet altında hazırlattırılan  1961 Anayasasında başlangıç bölümü yer aldı.<br />
Anayasasında kısa başlangıç bölümü olanlara ABD, Macaristan, Letonya,  Kazakistan, Fransa, Brezilya, Slovenya, Gürcistan, Almanya, İsviçre,  Arnavutluk ve Rusya’yı örnek verebiliriz. Ukrayna , Çek Cumhuriyeti,  İspanya, Portekiz, Güney Afrika, Endenozya, Venezuella, İran gibi  ülkelerde ise uzun başlangıç bölümü bulunmaktadır.</p>
<p>Başlangıç bölümü genelde anayasanın felsefesini, ideolojik bakışını  yansıtmaktadır.  Devlet öncelikli, tektipleştirici bir anlayışa dayanır.  Hukukun üstünlüğünün  yerini başlangıç ilkeleri alır. Kanunların  anayasaya uygunluğunu, siyasi partilerin anayasaya sadakatini sorgulayan  ve yargılayan özel yetkili mahkemeler gerektiğinde hukuka uygun olsa da  başlangıç ilkelerine aykırı gördükleri kanunları iptal eder, partileri   kapatır. Demokrasinin önüne hukuki denetim yerine ideolojik barajların  inşası anayasaların başlangıç kısımlarıyla konulmaktadır. Türkiye’de   1961’den beri vesayet rejimi böylece sürdüregelmiştir.  TÜSİAD raporunda  başlangıç bölümü önerilmemektedir.</p>
<p><strong>Temel Hak Ve Özgürlükler İnsan Temelli Olmalı</strong><br />
Yeni anayasanın en önemli özelliğinin ‘insan haklarına dayanan devlet’  ilkesinin hayata geçirilmesine vurgu yapılması, devlet temelli değil  insanı bireyi önceleyen bir anlayışın anayasaya egemen olmasının  istenilmesini umut verici olarak değerlendirmeliyiz. Hak ve özgürlükler  elbette sınırsız değildir. Hukuk devletinde, evrensel hukuk anlayışında  hak ve özgürlüklerin devletin dayattığı ideoloji ile sınırlandırılması  söz konusu olamaz. Temel hak ve özgürlükler ancak kamu yararı, genel  ahlak, kamu sağlığı ve başkalarının özgürlük alanına müdahale halinde  kanunla sınırlandırılabilir. 1982 Anayasasında temel hak ve özgürlükler  alanındaki düzenlemeler, ‘ancak…’ diye başlayan istisnalarla ideolojik  yaklaşımla sınırlandırılmıştır. Başörtüsü yasağına gerekçe yapılan  laiklik ilkesi anayasanın bir parçası kabul edilen başlangıç  ilkelerine  göre yorumlanıp hukuk dışı bir yasak yıllardır dayatılabilmiş ise,  sebep özgülüklerin sınırlanmasında evrensel hukuk anlayışına  uyulmamasıdır.</p>
<p><strong><span id="more-1026"></span>Başörtüsü Kullanmayı Engelleyen Hukuki Gerekçe Yok </strong><br />
TÜSİAD raporunda başörtüsü yasağının hukuki dayanaklardan yoksun  olduğuna da değinilerek yeni anayasanın bu yasağın kaldırılmasında  fırsat olarak değerlendirlmesi gerektiğine işaret edilmektedir. Bu  bağlamda üniversite öğrencilerinin, öğretim üyelerinin,  milletvekillerinin ve belli kurallar dahilinde kamu görevlilerinin  başörtülü olarak görev yapabilecekleri bir düzenleme savunulmaktadır.  İstisnalarla özgürlüklerin hukuksuz olarak sınırlanmasın eleştirlirken  başörtüsü konusunda aynı hataya TÜSİAD raporunda da düşüldüğü, asker,  polis, hakim, savcı gibi mesleklerde bu serbestliğin olamayacağı ileri  sürülmektedir. Gerekçesi ise önerilen düzenlemeden daha geri bir  anlayıştır. ‘Egemenlik yetkisini doğrudan kullanan ve tarafsızlığın öne  çıktığı meslekleri icra eden kamu görevlileri’ istisna tutulurken  başörtülü olanın taraflı davranacağı önyargısının bir hak ihlali olduğu  görmezden gelinmektedir. Yine İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve AİHS  ile ebeveynin çocuğuna istediği dini inanç ve felsefi kanaati öğretmekte  özgür olduğu anlayışı bir tarafa bırakılıp reşit olmayan üniversite  öncesi öğrencilerin velisinin izni ve telkiniyle dini simge de olsa  giyim özgürlüğüne sahip olduğu evrensel kuralını her nedense dikkate  almadıkları anlaşılmaktadır.</p>
<p><strong>Etnik ve İdeolojik Çağrışım Yapan İfadeler Omamalı </strong><br />
Etnik çağrışım yapan milliyetçilik tanımları, demokratik hak ve  özgürlükleri kısıtlama amaçlı kullanılmaya elverişli olan ‘Atatürk İlke  ve İnkılapları’ yeni anayasada yer  almamalı denilen raporda zorunlu din  derslerinin kaldırılarak isteğe bağlı hale getirlmesi de önerilmektedir  ki en çok istismar edilen bir konuda ileri bir adım atma olarak olumu  değerlendirilmelidir.</p>
<p>Kültürel haklar, anadili öğrenim ve anadilde eğitim, ayrımcılığın  önlenmesi, yerel yönetim reformu, Diyanet İşleri Başkanlığının  kaldırılması veya farklı inançlara da yer verecek şekilde yeniden  yapılandırılması görüşlerinin de tartışıldığı çalışmada,  anayasa  hazırlama çalışmalarının meşruiyeti için temsilde adalet yolunun  açılması amacıyla seçim barajının düşürülmesi de önerilmektedir.</p>
<p><strong>Genelkurmay Milli Savunma Bakanlığına Bağlanmalı</strong><br />
Türkiyenin  2010 Eylülünde gerçekleştirdiği kısmi anayasa değişikliği  öncesinde en çok tartıştığı konuların başında Genelkurmay’ın Milli  Savunma Bakanlığına bağlanması konusu geliyordu. Askeri vesayetten  kurtulmanın gerekliliği konuşulurken, bu konuyla birlikte YAŞ  kararlarının yargı denetimine açılması, Milli Güvenlik Kurulu’nun  anayasal bir kurum olmaktan çıkarılması, dünyanın hiç bir ülkesinde  benzeri bulunmayan Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin    kaldırılması, askeri mahkemelerin sadece askerlerin disiplin  işlemlerine bakan mahkemeler olarak kalması önerileri  yeni anayasa  çalışmalarında mutlaka dikkate alınması gereken konular. TÜSİAD’ın bu  olumlu önerilerine askeri mahkemeler tamamen kaldırlmadığı takdirde  sivil hakimlerden oluşması ilkesinin de dikkate alınmasını ilave  etmeliyiz.</p>
<p><strong>Anayasa Mahkemesi, HSYK’nın Oluşumunda Parlamento Daha Etkin Olmalı</strong><br />
Demokratik hukuk devletlerinde, demokratik meşruiyetin çoğunluk  yönetimine dünüşmemesi, çoğulculuk anlayışının sürdürülmesi hukuki  denetimin varlığı ile mümkün. Yargı hukuka uygunluk denetimi yapmak için  bu noktada devrede olmalı. Anayasa Mahkemsi de yasaların üst norm olan  anayasaya uygunluğunu denetleyecek bir merci olarak görev ifa etmeli. Bu  noktada egemenlik yetkisini millet adına kullanacak olan Anayasa  Mahkemesi ve diğer yargı mercilerinin oluşumunda demokratik meşruiyetin  sağlanması için seçimle oluşan yasama organı etkin olarak devrede  olmalı. 12 Eylül 2010 değişikliği ile Anayasa Mahkemesi ve HSYK’da  öncesine nazaran önemli iyileştirmeler sağlanmış ise de, parlamento  yeterince devreye sokulmamıştı. Yeni anayasada Cumhurbaşkanı yerine  seçim makamının TBM olmasını sağlayacak düzmlemeler de bulunmalı.  Raporda bu konuda da atılacak adımlara cesaret verecek önerilerin  bulunması da olumlu.</p>
<p><strong>Halkın Önüne Konulan Değil Halkın Katkılarıyla Hazırlanacak Bir Anayasa Olmalı</strong><br />
TÜSİAD’ın yaptırdığı çalışma gerçekten takdir edilmesi gereken kıymetli  bir çalışma. Ama bu çalışmada halk olmadığı için eksik. Bu vesile ile  yeni anayasa çalışmasının 1982 Anayasasından bağımsız, yepyeni bir  düzenleme olarak yapılması gerektiğine işaret etmeliyiz. Eski anayasa  masaya yatırlıp eğri veya doğru tarafları tartışılmamalı, toplumun  ihtiyaçlarına cevap vermekten uzak ve proplemlerin kaynağı olarak  değerlendirilen 1982 Anayasası yok farzedilerek, halktan derlenecek  talepler doğrultusunda beyaz sayfaya yeniden yazılmalıdır.</p>
<p><strong>Reşat PETEK</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.resatpetek.net/tusiadin-yeni-anayasa-onerisinin-amalari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öz&#8217;ün Görevden Alınması Ergenekon Davasını Nasıl Etkiler?</title>
		<link>http://www.resatpetek.net/ozun-gorevden-alinmasi-ergenekon-davasini-nasil-etkiler</link>
		<comments>http://www.resatpetek.net/ozun-gorevden-alinmasi-ergenekon-davasini-nasil-etkiler#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Apr 2011 07:34:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.resatpetek.net/?p=1024</guid>
		<description><![CDATA[[AnalitikBakis.com] Hatırlanacağı gibi Anayasa değişikliği ile HSYK’nın yapısı değişmeden önce Ergenekon hakim ve savcıları görevlerinden alınmak istenmişti. Zirve Yayınevi Katliamının Ergenekon bağlantılarıyla ilgili soruşturma ve operasyonlar devam ederken, Ergenekon soruşturmalarıyla ismi özdeşleşen Savcı Zekeriya Öz’ün İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği görevine atanarak özel yetkilerinin kaldırıldığı haberi duyuldu. HSYK Birinci Dairesinin onayladığı 128 kişilik atama kararnamesinde, Savcı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.analitikbakis.com/NewsDetail.aspx?id=24093">[AnalitikBakis.com]</a></p>
<p><img id="ctl00_ctl00_ContentPlaceHolderMaster_ContentPlaceHolderDetail_imgNews" class="detay_foto alignleft" style="height: 203px; width: 200px; border-width: 0px;" src="http://www.analitikbakis.com/Upload/re%c5%9fat-petek-200129120773957955000.jpg" alt="Reşat Petek" width="200" height="203" /><strong>Hatırlanacağı gibi Anayasa değişikliği ile HSYK’nın yapısı değişmeden  önce Ergenekon hakim ve savcıları görevlerinden alınmak istenmişti.</strong></p>
<p>Zirve Yayınevi Katliamının Ergenekon bağlantılarıyla ilgili soruşturma ve operasyonlar devam ederken, Ergenekon soruşturmalarıyla ismi özdeşleşen Savcı Zekeriya Öz’ün İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği görevine atanarak özel yetkilerinin kaldırıldığı haberi duyuldu. HSYK Birinci Dairesinin onayladığı 128 kişilik atama kararnamesinde, Savcı Öz ile birlikte Ergenekon soruşturmalarını yürüten Ercan Şafak ve Fikret Seçen de Başsavı Vekili görevine atandılar. Özel Yetkili Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına atanırken onun yerine Fikret Seçen görevlendirildi.</p>
<p>Ergenekon davasının önemi nedeniyle bu atamalar bir anda gündemin ilk sırasına oturdu. 2007 yılında Ergenekon soruşturmasını başlatan Savcı Zekeriya Öz terfi   ettirlerek görevden uzaklaştırıldı yorumları yapıldı. Ergenekon sanıklarının avukatlığını yapan hatta bazı Ergenekon sanıklarını milletvekili adayı yapmayı planlayan siyasiler olayın ilk şoku ile sevinç çığlıkları atmaya bile başladılar. Kararnamenin tamamını sükunetle inceleyenler ise, savcının değişmesiyle sürecin değişmeyeceği kanaatlerini ortaya koydular.</p>
<p>Gerçek neydi? Olayın perde arkasında Ergenekon sürecini olumsuz etkileyecek bir operasyon mu yapılmıştı? HSYK’nın idari tasarrufundan böyle bir sonuç çıkarılabilir miydi?</p>
<p>Hatırlanacağı gibi Anayasa değişikliği ile HSYK’nın yapısı değişmeden önce Ergenekon hakim ve savcıları görevlerinden alınmak istenmişti. Bu nedenle atama kararnameleri zamanında çıkarılamamış Adalet Bakanı ve Müsteşaşarı ile Kurul’un diğer üyeleri Başkanvekili Kadir Özbek’in öncülüğünde karşı karşıya gelmişlerdi. Kurul üyelerinden A.Suat Ertosun’un Ergenekon sanığı ile aynı karede görüntülenen fotoğraflarıyla HSYK’nın görevden alma girişimi birlikte değerlendirildiğinde endişelenmemek mümkün değildi. Zira Ergenekon iddianamesinin en önemli belgelerinden Ergenekon Yeniden Yapılanma Planında, örgütün sivil, asker ve yargı bürokrasisi içinde bağlantılarına dikkat çekiliyor ve soruşturma girişimlerinin bu bürokrasi tarafından engellendiğinden söz ediliyordu.</p>
<p>Darbe ürünü 1982 Anayasasıyla oluşturulan, ne demokratik ne de hukuki denetim altına alınamayan ‘anayasal yetkili organlar’ a ve özellikle HSYK’na halkın iradesiyle 12 Eylül 2010’da kısmi neşter vurulduktan sonra Ergenekon davalarına bakan hakim ve savcıların görevlerini hukuka uygun olarak daha rahat ifa ettiklerini söyleyebiliriz. Bu aşamada 128 kişilik kararnameyle üç özel yetkili savcının İstanbul Başsavcı Vekilliğine atanması, kanuna, atama ve nakil yönetmeliğine uygun bir idari tasarruf olduğunu söyleyebiliriz. Zira darbeciler, cuntalar ve illegal örgütlenmelerle risk alarak, tehditlere aldırmadan soruşturmaları yürüten savcılar taltif edilmiş ve terfi ettrilmişlerdir. Resmi anlamda kendilerine teşekkür edilmiştir.</p>
<p><span id="more-1024"></span>Diğer yandan fuhuş ve askeri casusuluk soruşturması kapsamında Gölcük’te arama kararı aldırarak önemli delillere el koyup mahkemeye sunarak Balyoz Darbe Planı davasında emekli ve muvazzaf 102 şüphelinin tutuklanması sürecinde ismi geçen Fikret Seçen Başsavcı Vekili olarak bu soruşturmaları koordine etmek ve denetlemekle görevlendirilmiştir. Ergenekon davasında görevli savcıların bilgi, birikim, tecrübe ve cesaretlerinin gözardı edilmediği bu atamalarda iki savcının özel yetkilerinin kaldırılması rutin görev değişikliği olarak değerlendirilebilir. Devlette devamlılık esastır, mahkeme de kadıya mülk değildir. Önemli olan çalışan ve hukuka uygun davrananın hakkını teslim etmektir. Yeni Ferhat Sarıkaya olaylarının yaşanmamasıdır.</p>
<p>Türkiye’nin gladyosunu yargı önüne çıkarmada ilk adımları atan cesur savcı olarak Zekeriya Öz ve arkadaşları tarihi bir görev ifa etmişlerdir. Onların bıraktığı yerden yerlerine görevlendiren yeni savcılar da hukukun gereğini aynı doğrultuda icra edeceklerdir. Kırılma noktası aşılmıştır. Hukuka uygun hareket eden savcıların meslekten ihracı değil, terfi ettirilmeleri söz konusudur. Erzincan davasında özel yetkileri alınanların yerlerine atanan yeni savcıların soruşturmayı kaldığı yerden devam ettirdikleri, dava açtıkları ve iddianamenin de mahkemece kabul edildiği hafızalarımızda tazeliğini korumaktadır.</p>
<p>Ergenekon soruşturmalarında yeni görevlendirilecek savcıların da aynı doğrulltuda vazifelerini ifa etmeleri, Ergenekon sanıklarının savunmalarında- daha doğrusu psikolojik harekatlarında- sık sık dillendirdikleri ‘bu dava iktidarın muhaliflerini susturmak amacıyla yaptırdığı, birkaç savcının da bu doğrultuda kişisel insiyatifleriye düzmece iddianame düzenledikleri ve delil uydurdukları’ savunmalarının gerçek olmadığını ortaya koyacaktır.</p>
<p>petekresat@gmail.com</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.resatpetek.net/ozun-gorevden-alinmasi-ergenekon-davasini-nasil-etkiler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

