resat_petek01Artık on yılın mağdurlarına yapılan haksızlık bundan sonra yapılmamış olacak.

Temmuz ayı içinde YÖK katsayı adaletsizliğini sona erdiren bir karar almıştı. O zaman ‘Yaşasın Adalet’ demiştik. Şimdi bu kararın iptali için, adalet kurumunun bir parçası olması gereken İstanbul Barosu tarafından yargıya başvuruldu. Danıştay İstanbul Barosunun yaptığı başvuruyu inceleyip bir karar verecek. Hukuk işletilir adalet tecelli ederse dava reddedilip, katsayı eşitsizliğinin önündeki engeller tamamen kalkmış, on yılın mağdurlarına yapılan haksızlık bundan sonra yapılmamış olacak.

Bu konuda Danıştay’dan geçmiş dönemin YÖK uygulamasına karşı adalet bekleyen bir başvuru, katsayı düzenlemesinin Anayasa gereği YÖK’ün yetkisinde olduğundan reddedilmişti. Başkaca hiçbir kıstasa gerek olmaksızın Danıştay kendi kararı ve gerekçesine sadık kaldığı takdirde, İstanbul Barosunun başvurusunu aynı gerekçeyle reddetmesi gerekiyor. Aksi hal davacılar arasında zenci-beyaz ayrımcılığını çağrıştıracaktır.

Üniversitelere girişte katsayı uygulamasını, enine boyuna inceleyerek uygulayıcıların istifadesine bir rapor olarak sunan değerli hukukçu Avukat Fatma Benli’yi bu güzel çalışmasından dolayı tebrik ederek, büyük emek verdiği çalışmasının sonuç bölümünü okuyucularımın dikkatine sunuyorum:

Yükseköğretimin, herkese eşit şartlarda sunulması evrensel bir ilkedir.
Demokratik bir toplumda izlenen amaç, genel eğitim düzeyinin yükseltilmesi, herkesin ayrımcılığa maruz kalmadan serbestçe haklarını kullanabilmesidir. öğrencinin eğitim hakkını hangi yönde kullanacağı, tamamıyla öğrenciye ait olmalıdır. tek kriter daha önce olduğu üzere öğrencinin sınavda diğerlerinden daha çok soru yapması olmalıdır. Yükseköğretimin, herkese eşit şartlarda sunulması evrensel bir ilkedir. Her bireye eğitim kurumlarının makul şartlarda erişim imkânı tanınmalıdır. Devletin başlıca görevi, üniversitelerde ve bu kurumlara girişte imkân ve fırsat değişikliği yapacak önlemleri almaktır .([1] Yükseköğretim Kanunu 7. madde)
Tüm öğrencilerin üniversite sınavlarına eşit şartlarda katılabilmesini temel alınıp, öğrencilerin şahsi başarıları teşvik edilmelidir. 1999-2009 yılları arasında uygulanan sistemde, öğrencilerin başarısının yerine okul başarılarını değerlendirilmiştir.
Kanun önünde herkes, eşittir. Ancak 1999 – 2009 yılları arasında üniversitelere girişte düz lise ve meslek lisesi mezunları eşit olmamıştır. Bu noktada yükseköğretime erişim hakkının eşit olarak sağlanması ve farklı puanlama sisteminden vazgeçilmesi gerekmektedir.
Üniversitede eğitim görülen bölüm, kişinin tüm hayatında belirgin rol oynar. Yükseköğretim kurulundan mezun olduktan sonra ömür boyu o mesleği yapacağınız kabul edilir. Bu nedenle kişi üniversite seçimini iyi yapması, sevdiği ilerleyebileceği, kendisin ifade edebileceği bir alanda eğitim görmelidir. İstediği bölümü seçmek ve bu nedenle yaşıtlarından farklı muameleye tabi tutulmamak herkesin en temel hakkıdır.
Alanı dışında bir bölüm seçen öğrencinin üniversiteyi kazanma şansı yok denecek kadar azdır. Bu nedenle öğrenci hangi liseyi tercih ederse lise bittiğinde hangi yönde devam etmek durumundadır.ÖSS sınavlarında düz lise ve meslek lisesi ayrımı artık 18 yaşına gelmiş, hangi okula okuyup hangisinde okumayacağına karar verme yetisine sahip bireylere “liseye girişte verdiğin kararını üniversiteyi seçerken değiştiremezsin, mutlaka kendi lisenin alanındaki bir bölüm seçmelisin” şeklinde bir dayatmada bulunulmasından ibarettir.
Ancak insanlar üniversiteden mezun olduklarında bu mesleği sevmediklerine karar verebilmekte ve farklı bir bölüm seçmektedir. Farklı katsayı siteminde ise öğrencinin 15 yaşında istemeyerek ya da ailesinin etkisiyle aldığı karara sadık kalması beklenmektedir. Eğitim göreceği ortaöğretim kurumu (örneğin Meslek Sanat lisesi), anne ve babası tarafından tercih edilen bir çocuğun, ileride daha farklı bir branşta (eğitim kurumunda) okumak istemesi doğal bir taleptir. Maddi durumu nedeniyle ailesi tavsiye ettiği için henüz çok küçük bir yaştayken aldığı lise tercihinin sonuçlarına, ömür boyu katlanmaya zorlanması hukuken kabul edilemez.
Yapılan araştırmalar meslek lisesine eğitim görenler genel olarak toplumun alt toplum kesiminde olan ve çocukları üniversiteye gidemezlerse hayata kısa yoldan atılmalarını bekleyen ailelerinin çocukları olduğunu ortaya koymuştur. Bu liseleri tercih etme nedenlerinden biri, okurken çalışma imkânına sahip olmalarıdır. Aileler açısından meslek edinme ilk plandadır. Bu nedenle meslek lisesindeki öğrencilerin çoğu, bir an evvel liseyi bitirmek, bir iş bulmak ve ailesinin geçimine katkıda bulunmak zorundadır.
Yüksek öğretim kişinin sosyoekonomik durumunu değiştirme imkânı sunmaktadır. Meslek lise mezunları ise bu imkândan yoksun bırakılmaktadır. Ortaöğretim Kurumları için alan uygulaması, farklı alanda eğitim görmek isteyen öğrenciler aleyhine “Farklı bir alanda eğitim” imkânını ortadan kaldıracak ağırlıkta uygulanmıştır. Bu sistem, – bir sınıftan diğer bir sınıfa, bir meslekten diğer bir mesleğe geçişi imkânsız kılmaktadır. Meslek lise mezunlarının ayrıca bu üniversitedeyse girişte engelleme ile karşılaşmaları toplumsal bir kast sistemi oluşturmaktadır.
Kişilerin daha çok maddi durumlarının yetersizliği nedeniyle, “okuyamazlarsa çalışabilsinler” düşüncesiyle meslek liselerine girmeleri, üniversite sınavlarında ayrımcı muamele ile karşılaşmalarının gerekçesi olmamalıdır. Kimse maddi olanaksızlık nedeniyle eğitim hakkından mahrum bırakılamaz.

ÜNİVERSİTE SINAVLARI, OKULLAR ARASI BİLGİ YARIŞMASI DEĞİLDİR! YARIŞAN ÖĞRENCİLERDİR.
Üniversite sınavları, okullar arası bilgi yarışması değildir! Yarışan öğrencilerdir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın gözetim ve denetiminde olan ortaöğretim kurumlarından mezun olan öğrencilerin farklı tanımlama ve değerlendirmelere tabi tutulması hukuka aykırıdır. Üniversite sınavında, aynı sayıda soruyu yanıtlayan fen lisesinden mezun olan bir adaya, sağlık lisesinden mezun olan bir adaydan daha fazla puan verilmesi, şüpheye mahal vermeyecek açıklıkta “ayrımcılık”tır. Alan dışı tercihlerde katsayı düşürülmesi, “eğitimde fırsat eşitliği ilkesi” ihlal etmektedir.
Yapılması gereken hukuk devleti ilkesi gereğinin yerine getirilerek ayrımcılığı teşvik eden söylemlerden vaz geçilmesi ve her bireyin yükseköğretime erişim hakkının yararlanmasının sağlanmasıdır.
Eşit soruya eşit puan verilmesi ve aynı alanı seçenlere ek puan verilerek teşvik edilmesi olumlanması gereken bir sistemdir. Bu durumun yeni bir yargı skandalı ile sonuçsuz kalması ya da ideolojik kaygılarla eşitliğe karşı çıkılması, küskün nesiller ve sistem karşıtları oluşturmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Cevap Yazın

Şu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>