Sivil Dayanışma Platformu (SDP) tarafından gerçekleştirilen konferansa konuşmacı olarak SDP Başkanı Ayhan Ogan, Taraf Gazetesi yazarı Ronnie Margulies, Emekli Cumhuriyet Başsavcısı ve Hukukçular Derneği Üyesi Reşat Petek, Genç Siviller Derneği adına Neslihan Demir, İstanbul Ticaret Üniversitesi Yrd. Doç. Dr. Bekir berat Özipek ve Avrupa Araştırma Vakfı Başkanı Murat Yaşa katıldı. Konferansta İl Genel Meclisi Başkanı Dursun Ali Yıldız, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın Danışmanı Mehmet Büker, AK Parti İl Başkanı Abdurrahim Arslan, AK Parti Merkez İlçe Başkanı İsmail Önal, MAGİAD Başkanı Ömer Yerkazanoğlu, Memur-Sen Başkanı Abdulnasır Şimşek, konferansı organize eden Hak ve Özgürlükleri Koruma Derneği Başkanı Abdullah Polat ile üzerinde ‘Evet’ yazan tşörtler giyen 100 kadar Memur-Sen üyesi de hazır bulundu.
“Birlik beraberliğimize kasteden şer odakları var”
Konferansın açılış konuşmasını Abdullah Polat yaptı. Polat “Bu ülkede bizim birlik ve beraberliğimize kasteden şer odakları var. Türkiye’nin bir zenginliği olarak gördüğümüz tüm farklılıklarını birbirinden ayırmak kimin haddine? Kurtuluş Savaşı’nın kahraman evlatları Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran da bizleriz. İstiklal Marşımızı göğsümüz kabararak hep birlikte söylüyoruz. Bizi birbirimizden ayırmak kimin haddine? Etnik kökeni ne olursa olsun bütün insanlar birinci sınıf vatandaştır. Bin yıllık kardeşliğimizi kimse yıkamaz gölge düşüremez. Bir referandum süreci yaşıyoruz. Bu ülke 30 yıldır karanlık bir dönemin Anayasası ile idare edilmiştir. 12 Eylül döneminde binlerce kişi gözaltına alındı. Binlerce insan işkence gördü. Binlerce insan idam edildi. Bizler darbe için değil demokrasi Anayasa’sı için evet diyeceğiz” şeklinde konuştu. Konferansın ikinci konuşmacısı ise MASİAD Başkanı Ömer Yerkazanoğlu oldu. Yerkazanoğlu, “12 Eylül anayasasının bir an önce değiştirilmesi için sandıklarda evet oyu kullanıp,12 Eylül zulmüne son vereceğiz” dedi. Daha sonra Emekli Cumhuriyet Başsavcısı ve Hukukçular Derneği Üyesi Reşat Petek söz aldı.
“12 Eylül darbesini yapanlara teşekkür eden akademisyenler de gördük”
Reşat Petek, “Bu kavganın mahiyetini bilen çok az kişi vardır. Kavgaları anlayan belli yaş gurupları vardır. 12 Eylül darbesini yapanlara teşekkür eden bir akademisyenler de gördük. 12 Eylül de toplumda oluşan kaosa dur diyecekler, kendilerini kurtarıcı olarak ilan etti. Bunlar önce ülkede darbe hazırlığı yapanlar önce ülkeyi kan gölüne çevirenlerdir. İnsanları birbirine kırdıran derin devletin illegal oluşunu fark edemezsek bugüne kadar olan ve geçtiğimiz günlerde de Hatay-Dörtyol ve İnegöl olaylarını anlamak mümkün değildir. Türkiye’deki anayasal sistemi çok iyi bilen biriyim. JİTEM diye bir kuruluş yasalarda yok. Bugün ülkenin birçok köşesinde asker veya jandarma içerisinde jitemcilerin olduğu deşifre oldu. Ama bu oluşumlara bugüne kadar yargı bir şey yapamadı. 28 Şubat’ta başörtülüler üniversitelere alınmadı. Bizim istediğimiz hukuk; Manisalı Hasan’a Ahmet’e Mehmet’e uygulanan hukuk asker için de, siyasetçi içinde uygulanan hukuktur. Saldıray Berk’lerde hukukla yargılansın. Hukuk uygulamaya çalıştığımız zamanlarda dağlar gibi engeller çıkarıldı. 80′de önümüze Kuran-ı Kerimi önümüze delil olarak getirenler, 28 Şubat’ı yapanlardı. Dine yapılan saldırılara bugün dur dememiz gereken gündür. Buna dur demeyelim de ne diyelim” dedi.
“Yargıtay-HSYK; sen beni seç ben seni”
Anayasa değişiklik paketinin neler getirdiğini anlatan Petek, anayasal kurumların hukuku keyfi uyguladıklarını söyledi. Petek, “Bu keyfi uygulamalara dur demek için güçlü bir evet dememiz gerekiyor. Yargıtay HSYK yı HSYK Yargıtayı seçiyor. Oh ne ala. Buraya milletin iradesi girmek istediği zaman yargıyı siyasallaştırmak istiyorlar deniliyor. Alakası yok. Bu değişiklik adalet için uygun değil midir? Bana sorarsanız güçlü bir evet dememiz gerekiyor. Evet ile yargı bağımsızlığı sağlanacaktır. Bu anayasayla hukuksuzluk yapan herkes yargılanabilecektir. Memurlara toplu sözleşme hakkı, şehit yakınlarına pozitif haklar getiriliyor. İnsanlar artık haklarını İnsan Hakları Mahkemesi’ne değil Anayasa Mahkemesi’nde arayacak. Artık sadece CHP değil halk ta Anayasa Mahkemesi’ne gidebilecek. Bugün artık daha iyi bir Anayasa için kapı aralanıyor. Herkes için özgürlüğü hukukun üstünlüğü için güçlü bir evet diyoruz” dedi.
Kürtlerin, Ermenilerin, Alevilerin, Sünnilerin, mağduriyetinden de haberdar olmadık
Genç Siviller Temsilcisi Neslihan Demir “Eski tarihlerde Cumhuriyet Gazetesi’nde şu manşeti okumuştum; ‘halk plajları doldurdu vatandaş plaja giremiyor’. Bu her şeyi gözler önüne sermiştir. Türkiye de değişimi ben şöyle anladım. Bugün ülkenin doğusunda bugüne kadar 17 bin faili meçhul cinayet işlediğinden de haberimiz var. Nedense zamanında bunlardan haberdar olamadık. Kürtlerin, Ermenilerin, Alevilerin, Sünnilerin, mağduriyetinden de haberdar olmadık. Bundan sonra geri dönüş yok. Bunların sonlanması için 12 Eylül sabahı güçlü bir evet diyerek, bu gidişata hep birlikte dur diyeceğiz” dedi.
“Paket iki bakımdan çok önemli”
İstanbul Ticaret Üniversitesi Yard. Doç. Dr. Bekir Berat Özipek “Bu Anayasa paketi iki bakımdan çok önemli. Birincisi bu paketin getireceği ortamda referandumdan geçmesi evet onayını alması ile demokrasinin önündeki ciddi bariyerleri aşmasıdır. İkincisi ise bu paketin içinde yer alan maddeler bakımından önemli. Paketin hem dışı hem içi önem arz etmektedir.
Paketin içine baktığımız zaman bu paketin gerçekten geçmesi gerektiğini gösteriyor. Paketin içine baktığımızda yargı mekanizmasının önemli ölçüde değiştirildiği görülüyor. Bunun için 12 Eylül’de evet dememiz gerekiyor” dedi.
“Bu ülkenin sahibi miyiz kiracısı mıyız?”
Avrasya Araştırma Vakfı Murat Yaşa “12 Eylül 1980′de babamda gözaltına alındı. Adaletli bir savcı ve hâkime geldiği için 1 yıl içinde bırakıldı. Tek suçu muhtar azası olmaktı. Mahallenin sorunlarını sahiplenmesi idi. Bu ülkenin sahibi miyiz kiracısı mıyız? Bu ülkenin gerçek sahibinin kim olduğunu 12 Eylül’de oylayacağız. İstiyoruz ki çok güçlü bir şekilde evet diyerek bu ülkenin sahibinin bizler olduğunu net bir şekilde gösterelim.” dedi.
“Kimilerine göre ben kızıl komünistim ama…”
Taraf Gazetesi köşe yazarı Ronnie Margulies “Yahudi bir ailenin çocuğuyum. Burada sanıyorum her kez Müslüman ama benim inancım yoktur. Ben sosyalistim. 6-7 senedir kadınların başörtüsü ile üniversiteye girebilme mücadelesi, Kürt vatandaşların kendi dilini konuşabilme mücadelesi, Amerika’nın Irak a saldıracağı zaman Türkiye’nin dahil olmaması mücadelesi vardı bu ülkede. Ben klasik bir sosyalistim. Antalya da konuşurken aynı platformda yanımda imam arkadaşım yer aldı. Bugün burada Manisa da bir kızıl komünist anayasa hakkında bir şey söylüyor. Sanayi ve iş adamları başkanı ile aynı çatıda aynı nefesi soluyoruz. Bu durumdan çok da memnun değilim. Bir sosyalist olarak işverenle aynı platformda olmamam lazım. Öyle Allahın belası bir memleketteyiz ki hepimizi bir araya getirebiliyor. Müslüman’ı sosyalisti iş adamı bir araya düştük. Bunun tarihsel geçmişine baktığımızda öğle bir memlekette yaşıyoruz ki bu memleketi 1923 yılında kuranlar kendi kafalarındaki bir şema oluşturmuş. Bu şema, ‘Kürt, Ermeni, Rum, alevi bizleri ilgilendirmez. Bu memleket Sünni Müslüman Türklerin memleketi. Geri kalanları bir şekilde hal ederiz. Bu memleket Sünni Müslümanların memleketi olacak ama birde laik olacak. Sadece Sünni Müslüman olmak yetmez. Laik olacak birde köylü kılıklı olmayacak. Fransız İsveçliye benzeyecek. Hepsini sarışın yapamayız ama Fransız’a benzeyecek. Adam bale yapmak istemiyor. Manisa’da bale salonları mı var. Kardeşlik lafları çok edildi. Tabii ki inanarak ettik bu lafları. Bu memlekette kardeşlik bugün kolay 2 bin Rum kalmış hepsi kardeş olsa kaç yazar. 15 bin Yahudi kalmış kaç yazar. Manisa eskiden ciddi Yahudi nüfusu olan bir kent. Şimdi bir kişi kalmış belki de ölmüştür” dedi.
“Darbe demek bu silahı milletine çevirmek demektir”
Son olarak konuşan Sivil Dayanışma Platformu Başkanı Ayhan Ogan ise, “Bu platformda tüm görüşlere yer verdik. Her kesim görüşlerini net bir şekilde anlattı. Burada esas özne insandır. Bizim amacımız bu ülkenin insanı daha mutlu ve huzurlu olsun. Bir tek özlemimiz var o da adalet, hürriyet ve huzur. Daha önce çizilen şemayı bu millet 200 yıldır kabul etmedi. 200 yıl daha geçse yine de kabul etmeyecektir. Gidin MHP’li, CHP’li kardeşlerime söyleyin; Sabih Kanadoğlu’ların mı, Vural Savaş’ların mı, Yekta Güngör Özden’lerin mi, eşi çocuğu başörtülü olduğu için ordudan atılan imam hatipli çocukların haklarını yiyenlerin mi tarafında yer alacaklar. Gidin o kardeşlerimize anlatın” dedi.
Yapılan konuşmaların ardından geçtiğimiz günlerde yaklaşık 30 yıldır mensubu olduğu Demokrat Parti’den istifa eden Mustafa Özer SDP Başkanı Ayhan Ogan’a bir plaket verdi.
