Reşat Petek: Türkiye için inandığım sistem bu

[Haber7]

AK Parti’nin Burdur’dan milletvekili adayı Reşat Petek, anayasal sistemin yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirtti.

ZQPXR_1428753456_3202

AK Parti’nin Burdur’dan 1. sıra milletvekili adayı Reşat Petek, anayasal sistemin yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirterek, “Türkiye’yi vesayetten kurtarmalı ve gerçek anlamda hukuk devleti yapmalıyız. Gerçek anlamda hukuk devletinden maksadım; insanları diline, dinine, ırkına, coğrafi bölgesine, felsefi kanaatlerine göre dışlamadan, ayırım yapmaksızın hukuk önünde eşitliktir” dedi.

Petek, 28 Şubat sürecinde Yozgat Cumhuriyet Başsavcısı iken başörtülü öğrencileri üniversiteye almadıkları gerekçesiyle Erciyes Üniversitesi Rektörü ve Yozgat Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı’na “kanunsuz emir vererek eğitim özgürlüğünü engellemek” suçundan dava açmasıyla tanındı.

İsteğiyle 1999’da savcılıktan emekliye ayrılan, anayasa hukuku, ceza hukuku, insan hakları, temel hak ve hürriyetler konularında çalışmaları bulunan Reşat Petek, siyasete girme nedenini ve milletvekili olduğu takdirde Meclis’te yapacağı hizmetleri AA muhabirine anlattı.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra hakim adaylığı, Cumhuriyet savcı yardımcılığı, Cumhuriyet savcılığı ve Cumhuriyet başsavcılığı görevlerinde bulunduğunu ifade eden Petek, 9 ayrı il ve ilçede görev yaptığını anlattı. Mesleğini yaparken 28 Şubat döneminde mağdur olduğunu vurgulayan Petek, yargıdan ayrılıp siyasetle ilgilenmesinin 1997’de başladığını aktardı.

Yargı mensubu olarak genç yaşta Cumhuriyet başsavcılığı görevine getirildiğini kaydeden Petek, o yıllarda yaşadıklarıyla ilgili şunları söyledi:

“Siyasetle daha fazla ilgilenmemin 28 Şubat darbesiyle doğrudan bağlantısı var. Tamamen hukukun üstünlüğüne inanan, adaleti, hakkaniyeti ve vatandaşların hukuk önündeki eşitliğini ideal olarak kabul eden ve benimseyen bir insanım. 28 Şubat darbe döneminde de gördüm ki, hukuku bir tarafa bırakıp, emir talimatla alınan brifingler doğrultusunda işlem yapmamız istenmeye başladı. İki seçeneğimiz vardı. İlki, yaptığımız yeminleri, eğitimleri, idealleri, hepsini bir tarafa bırakıp geçmişteki darbelerde olduğu gibi emir talimatlara uygun hareket etmekti. İkinci tercih ise çileli yolu seçip, haktan, hukuktan, adaletten ayrılmamaktı. Ben ikinci yolu tercih ettim. Kesinlikte 28 Şubat darbecilerinin talimatlarına uymayarak, hukuk, anayasa ve kanunlar ne gerektiriyorsa bunu uygulamaya başladık. Bunun üzerine genç yaşta mesleğimden ayrılmaya neden olacak süreç başladı. Başsavcılıktan alındım. Korumalarım alındı. Emekliliğime 6 ay kalmasına rağmen 11 Ocak 1999’da istifa ettim. Hakkımda soruşturmalar açıldı. Yaptığım işlemlerde hukuka aykırı bir şey bulamadılar.”

Petek, 28 Şubat davasında da mağdur-müşteki olduğunu belirterek, çok sayıda 28 Şubat mağdurunun avukatı olarak da o davayı takip ettiğini söyledi.

“Yeni anayasanın inşasında katkıda bulunmak isterim”

AK Parti’nin milletvekili adayı Reşat Petek, milletvekili olarak göreve başladığı takdirde Meclis’te yeni anayasanın hazırlanması için hizmette bulunacağını vurguladı.

Egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğuna işaret eden Petek, milletin seçtiklerinin milletten aldığı vekalet doğrultusunda icraatlarını özgürce yapabilmesi, bunun silahla, baskıyla, tehditle hiçbir güç tarafından engellenmemesi gerektiğini kaydetti.

Petek, “Bunun hukuki altyapısının mutlaka sağlam yapılması lazım. Anayasal sistemin yeniden düzenlenmesi gerekir. Türkiye’yi vesayetten kurtarmalı ve gerçek anlamda hukuk devleti yapmalıyız. Gerçek anlamda hukuk devletinden maksadım; insanları diline, dinine, ırkına, coğrafi bölgesine, felsefi kanaatlerine göre dışlamadan, ayrım yapmaksızın hukuk önünde eşitliktir. Herkesin kendi bireysel temel hak ve özgürlüklerinde olabildiğince özgür olacağı ama başkasının özgürlük alanına müdahale ettirilmeyeceği ve bunun bütün vatandaşlar hakkında eşit uygulanacağı bir sistem. Özlediğim, Türkiye için ideal gördüğüm sistem bu” diye konuştu.

Türkiye’nin 1997’den bugüne çok önemli mesafeler katettiğini vurgulayan Petek, AK Parti iktidarının 12 yılda hayal bile edilemeyen reformlar gerçekleştirdiğini kaydetti.

Petek, AK Parti’nin de söylediği gibi bunların yetmediğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yeni Türkiye’nin inşasını hukuk temelleri üzerinde yükseltmemiz lazım. Hukuk içerisinde en üst temel norm anayasadır. Önümüzdeki dönem Türkiye’de sivil, demokratik, çoğulcu bir anayasayı bu millete kazandırabilmemiz gerekiyor. Yeni Türkiye’nin yapılandırılmasında, bunun da başkanlık sistemiyle daha iyi noktaya oturtulacağına inanıyorum. Birikimlerimi milletimle paylaşmak, bunları Meclis’te dile getirmek ve yeni anayasanın inşasında da katkıda bulunmak isterim. Yargımızın yeniden yapılandırılması lazım. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yeniden yapılandırılması gerekir. Hakikaten bağımsız ve tarafsız yargı mensuplarıyla Türkiye’nin yönetilmesi gerekir. Kurulacak yeni sistemde de bunlara katkımız olursa kendimi çok bahtiyar hissedeceğim.”

Reşat Petek, toplumsal sözleşme denilen sivil anayasanın yapılması gerektiğine dikkati çekerek, insanların kılık-kıyafeti, inancı ve etnik kökeninden dolayı bir ayrıma tabi olmadan kardeşçe, barış içinde bu topraklarda yaşayabilmeleri gerektiğini kaydetti.

MEHMET SELİM KİRAZ’IN ŞEHİT EDİLMESİ

İstanbul Adalet Sarayı’ndaki terör saldırısında hayatını kaybeden Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’la ilgili üzüntüsünü dile getiren Petek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Merhum Mehmet Selim Kiraz, savcılık mesleğine benim yanımda başladı. Mersin Cumhuriyet Savcısıydım ve 1994’te hakimlik sınavını kazandığında Cumhuriyet savcılığı stajını yanımda yaptı. Babası da yazı işleri müdürü olarak adliyemizde çalışıyordu. Çok değerli bir savcımızdı. Çok üzüldüm. Bu durum tabii ki adliyelerdeki güvenlik sorununu gündeme getirdi. Eğer güvenlik söz konusu ise orada önlemler alınmalı. Avukatın, hakim, savcının ve personelin can güvenliği söz konusu. Adliyelerde kontrolün istisnasız olarak yapılması gerektiği düşüncesindeyim. İstisnanın olduğu ve çoğaldığı yerlerde güvenlik zafiyeti artar.”

Reşat Petek: ”Aday olduğumu televizyondan öğrendim”

[CNN Türk]

AK Parti’nin Burdur 1’inci sıra milletvekili adayı olan Reşat Petek, adaylığını televizyondaki haberlerden öğrendiğini söyledi.

55264438e50aa82910273434

Ak Parti’nin Burdur’daki milletvekili adaylarının tanıtımı dolayısıyla İl Başkanlığı’nda basın toplantısı düzenlendi. İl başkanı Ömer Bütüner, 1’inci sıra adayı Reşat Petek, 2’inci sıra adayı İbrahim Ekici ve 3’üncü sıra adayı Kamil Özcan’ın katıldığı toplantıya partililer de yoğun ilgi gösterdi.

‘2 vekil, 1 bakan çıkartacağız’

İl Başkanı Ömer Bütüner, Burdur’da tüm milletvekilliklerini kazanacaklarını belirtirken, “Bu doğrultuda gece- gündüz demeden çalışarak hedefimize ulaşacağız. İstanbul’dan aday adayı olmuş birçok tabiri caizse ağır top, Anadolu’nun çeşitli illerinden aday gösterildi. Bütün bakanlar İstanbul’dan milletvekili oluyordu. Bunun önüne geçmek için böyle bir şey yapıldı. Burdur açısından da Reşat Petek ağabeyimiz Burdur’a geldi. Burdur’a milletvekili olarak gönderilen Reşat Petek’i bakan olarak görmek istiyoruz. Biz Burdur’dan 2 vekil, 1 bakan çıkartacağız” dedi.

‘Makam, mevki kaygısı içinde değilim’

1’inci sıra milletvekili adayı emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek de, İstanbul 3’üncü bölgeden milletvekili aday adaylığı başvurusunda bulunduğunu anlatırken, şöyle dedi:”Kendi ilimizden aday adayı değildim. Olabilirdim. Fakat işimiz gereği 1999’da İstanbul’a gidip, yerleştiğimiz için sık veyahut en azından yaz tatillerinde olsun köyümüze gelip kalma imkanı olmuyor. Önceki gün haberleri izlerken, ekranlarda ismimiz Burdur adayı olarak çıktıktan sonra kesin olarak öğrenmiş oldum. Tabi çok sevindim. Milletvekili olmak benim için bir sevda değil. Makam, mevki kaygısı içinde değilim.”
İbrahim Ekici ve Kamil Özcan da seçim döneminde gönül birliği içerisinde çalışacaklarını ve Burdur’a 3 milletvekili kazandıracaklarını kaydetti. Konuşmaların ardından milletvekili adayları partilileri selamladı.

Savcı Mehmet Selim Kiraz çok şerefli bir insandı

[Milat Gazetesi]

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ı şehit eden 2 terörist, adliyede düzenlenen operasyon sonucu ölü olarak ele geçirildi. Rehin alınan Savcı Mehmet Selim Kiraz ise hayatını kaybetti.

10307380_10152702375914898_3674454766347154538_n-2Haber: ÖZLEM DOĞAN

İki terörist önceki gün Berkin Elvan’ın ölümüne ilişkin soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Bürosu Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ı rehin aldı. Savcı Kiraz ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldıktan sonra hayatını kaybederken, teröristler ölü olarak ele geçirildi. Adliyedeki odasında rehin alınan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Bürosu Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın şehit olduğu olayda ölü ele geçirilen 2 terörist, adliyeye avukat cübbesiyle geldi. Sahte avukat kimliğini gösteren teröristler, bu nedenle X-ray cihazından geçmeden ve aranmadan adliyeye girdi. Yanlarındaki silahla Cumhuriyet Savcısı Kiraz’ın odasına çıkan teröristler, savcıyı etkisiz hale getirip, odanın kapısını arkadan kilitledi. Bu sırada Savcı Kiraz, panik butonuna basarak, yardım talebinde bulundu. Güvenlik görevlileri kapının kilitli olması nedeniyle odaya giremedi. Öte yandan operasyonun sonunda Cumhuriyet Savcısı Kiraz’ın hastaneye kaldırılmasının ardından emniyet güçleri, odada incelemelerde bulundu. Terörist saldırıda yaşamını yitiren Kiraz’ın cenazesi Eyüp Sultan Camisi’nde öğle vakti kılınan namazın ardından Eyüp Mezarlığı’nda toprağa verildi. Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek yaşanan terör saldırısını Milat’a değerlendirdi.

Menfur bir terör saldırısı

Menfur bir terör saldırısında görevi başında şehit edilen Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın ölümünden büyük üzüntü duyduğunu dile getiren Reşat Petek, “Bu saldırıyı Berkin Elvan için yapılmış bir eylem olarak değerlendirenlerin iyi niyetli olmadıklarını açık ve net olarak görmeliyiz. Bu bir hak arama eylemi değil, terör saldırısı ve bu saldırı da çok değerli bir savcımız şehit oldu” dedi.

Berkin Elvan maske olarak kullanıldı

Berkin Elvan’ı öldüren failleri bulmaya çalışırken ve araştırmalar yapıldığı bir safhada bu saldırının gerçekleştiğine işaret eden Petek, “Berkin Elvan’ın babası “Kimsenin canının yanmasını istemiyorum, yeni canlar gitmesin” deyip teröristlerle konuşturulduğu halde bu eylem yapılıyor. Burada Berkin bir maske olarak kullanıldı” şeklinde konuştu.

Saflar ayrıldı

Terörist eylem karşısında bir kısım yayın organlarında bazı siyasiler, özellikle bir CHP Milletvekili ve sözüm ona bir takım yazarlar ‘üç ölümüz var’ şeklinde açıklamalar yaparak olaya ne kadar terörist bir gözlükle baktıklarını gösterdi” diyen Petek sözlerine şöyle devam etti: “Teröre destekleyen bu kişiler hakkında hukuki gereğinin yapılması lazım. Özellikle sosyal medyada yer alan ve kendisine milletvekili demeye dilimin varmadığı Hüseyin Aygün’ün twitine diyecek söz bulamıyorum. ‘Berkin Elvan’a tetiği kimler çektiyse adliyede eylemcileri onlar öldürttü’ şeklindeki ifadeleri tamamen safların ayrıldığını, Sayın Başbakanımızın da dediği gibi “terörden yana olanlarla, hukuk devleti ve insan haklarından yana olanların safını belli ettiğini gösteriyor.”

Şerefli bir insandı

Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı yakinen tanıdığını vurgulayan Petek, “Dünyayı önüne koysalar adaletsiz bir karar imza atmayacak bir derecede onurla, şerefle görevini yapan bir insandı” ifadelerini kullandı.

Paralel yapı da yapıyor

Kemal Kılıçdaroğlu’nun, gerek içerden gerekse dışardan gelen terör saldırılarına karşı terörü destekler nitelikteki açıklamalarının sürdüğüne işaret eden Petek, “Kılıçdaroğlu’nun buradan siyasi bir çıkar elde etme gayretinde olduğu anlaşılıyor. Acaba siyasi iktidara nasıl zarar verebilirim düşüncesiyle değerlendirme yapıyor. “MİT neredeydi ya da başka işlerle uğraşıyordu” şeklindeki eleştirilerini bugün terör örgütleri de, İsrail destekli paralel örgütlenme de yapıyor. Böyle bir terör karşısında bu değerlendirmeleri yapanlara yazıklar olsun.”

Olayı güvenlik zafiyetine bağlamak çarpıtmaktır

Üç yıldan beri Çağlayan Adliyesi’nde avukatların üzerlerinin aranıp aranmayacağının tartışıldığını ifade eden Petek sözlerini şöyle noktaladı:  “Adliyeye silahsız girilmesi noktasında ‘avukatlar asla aranmamalı. Bu avukatlara baskıdır’ diye feryat edenler, şimdi de avukat kimliğini göstererek ki teröristler avukat değil, bu terörist eylemi gerçekleştirenler için ne diyecek? Adliye girişinde vatandaş havaalanlarındaki gibi ince bir aramadan geçiriliyor. Ama avukat girişlerinde yasal ayrıcalıktan dolayı bu arama yok. Konunun güvenlik zafiyetine bağlanması konuyu çarpıtmaktır.”

 

Reşat Petek öğrencisi Mehmet Kiraz’ı anlattı

[aHaber] [SABAH]

A Haber’de yayınlanan Memleket Meselesi programına konuk olan emekli cumhuriyet başsavcısı Reşat Petek şehit edilen öğrencisi savcı Mehmet Kiraz’ı anlattı. Hain saldırıyla ilgili önemli noktalara da değinen petek, savcı Kiraz’ın adil bir insan olduğunu ve onu şehit etmenin üst akla ait bir plan olduğunu söyledi.

A Haber’de Salih Nayman’ın moderatörlüğünde yayınlanan Memleket Meselesi’ne konuk olan emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek, 1994 yılında stajına yanında başlayan dün hain bir saldırı sonucu Çağlayan Adliyesi’nde DHKP-C’li teröristler tarafından şehit edilen öğrencisi Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı anlattı.

Şehit Savcı’nın kendisine dünyaları verseler adaletten ve dürüstlükten ayrılmayan tertemiz bir insan olduğunu söyleyen Petek, bu eylemi yapmanın Berkin Elvan’ın ölümüyle alakası olmadığını söyledi. Hain saldırıyla ilgili önemli noktalara da değinen Petek, Savcı Kiraz’ı şehit etmenin ve bununla sokakları karıştırarak yaklaşan seçimleri provoke etmenin üst akla ait bir plan olduğunu söyledi.

Selim savcımız şehid edildi

[Haber7]

haber7

Seçim öncesi karanlık odakların kaos oluşturmak için düğmeye bastıklarını söylemiştik.

Kendilerine yazar-sanatçı diyen bir grup ‘Berkin Elvan için hayatı durdurun’ çağrısı yapmışlar, çağrı karşılık bulmadığı gibi kendileri bile çağrılarına uymamışlardı.

Bu çağrıyı onlara üst aklın yaptırdığı, maşa gibi kullanıldıkları yorumları yapılmıştı.

Kaos oluşturma çağrısının tabanda halktan destek görmeyeceği açıktı ve öyle de oldu.

Ancak karanlık odakların çağrısı, terör örgütlerinde karşılılık buldu.

Terör örgütünün hedefinde, Berkin Elvan soruşturmasını yeni alan Cumhuriyet Savcısı vardı.

Kendilerini DHKC savaşçıları kabul eden iki teröristten biri avukat kimliği göstererek ve koluna da avukat cübbesi alarak  Çağlayan Adliyesine kontrolsüz girerken  olayda kullanacakları silahı da içeri sokmuştu.

Altıncı katta bulunan Cumhuriyet savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın odasına gittiler. Yanındaki katibi silah tehdidiyle dışarı çıkartıp savcıyı rehin aldılar.

Terör örgütünün flamaları önünde, yüzü maskeli teröristin  savcının kafasına silah dayamış, ağzını kapatmış halde fotoğraflarını medya ve sosyal medyada görünce, gayrı ihtiyari bizim Selim dedim.

1994’lü yıllarda Mersin’de yanımda savcılık stajına başlayan Selim Kiraz. Başarılı bir şekilde stajını tamamlamış, savcı olarak atanmıştı. Akıp giden yirmi yılda, selam, tebrik ve mesajlarla haberleşiyorduk. 2010 yılında Gaziosmanpaşa savcılığına atanınca tekrar görüşmeye başladık.

İki yetimi kaldı

Selim bey evlenmiş, hakime hanım ile evliliklerinden iki çocuğu olmuş, evinden işine birlikte gidip geldiği eşi ile mutlu bir hayat yaşıyordu. Görevindeki titizliği, tarafsız, adil, hak ve adaletten yana tavrı ile biliniyordu. Dünyaları önüne koysalar hak ve adaletten ayrılmayacak, bilerek haksızlık yapmayacak bir yargı mensubu idi. Gaziosmanpaşa’dan İstanbul savcılığına atandıktan bir süre sonra Berkin Elvan dosyasıyla görevlendirildiğini şehid edildiği gün öğrendim.

“Berkin Elvan’ın katilleri bulunsun, halk mahkemesinde yargılansın, katiller televizyonda suçlarını itiraf etsinler aksi halde savcıyı öldürürüz’ diyen iki terörist ile altı saati aşkın  bir zaman kurulan diyalog işe yaramıyor, telefonla temas devam ederken rehin alındığı odasından üç el silah sesi gelmesi üzerine özel tim operasyon yapıyor, iki  teröristi silahlarıyla birlikte öldürüyor ama ne yazık ki, teröristler üç kafasına iki karın bölgesine  olmak üzere beş el ateş ederek Selim savcımızı şehid ediyorlar.

Şehid savcımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Babası Hakkı Amca, annesi ve olayın etkisiyle fenalaşarak hastaneye kaldırılan acılı eşi ile bütün yargı camiamıza başsağlığı diliyorum. Biri 6 diğeri 4 yaşında olan evlatları öksüz ve yetim bir güne başladılar bugün.

Dün gece yarısı hastaneye gittiğimde, babası Hakkı Amcayı çok metanetli gördüm. Kader diyordu. Hakkı Amca Hak’ka teslim olmuştu. Eski ve  yeni İçişleri Bakanlarımız Efkan Ala ve Sebahattin Öztürk, Adalet bakanımız Kenan İpek, İstanbul Valimiz Vasip Şahin, Emniyet Müdürümüz  Selami Altınok başsağlığı dileklerini ilettiler.

Şehid savcımız Selim Kiraz’ın cenazesi bugün İstanbul’dan kaldırılacak. İlk tören saat 11.00 de şehid edildiği yer olan İstanbul Adliyesinde yapıldıktan sonra Eyüp Sultan Camiinde kılınacak cenaze namazını müteakip Edirnekapı Şehitliğinde toprağa verilecek.

Berkin Elvan’ın faillerinin bulunması için çabalıyordu

Selim savcı, yaklaşık iki aydır Gezi Parkı eylemleri sırasında Okmeydanı’nda gaz fişeğinin başına isabet etmesi sonucu yaralanan ve 269 gün hastanede komada kaldıktan sonra 11 Mart 2014’te hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın ölümüne ilişkin soruşturma dosyasına bakıyordu. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazarak, Ulusal Kriminal Büro tarafından fail olabilecekleri muhtemel 3 polisin açık kimliklerinin belirlenebilmesi için o gün olay mahallinde görev yapan polislerin açık kimlik bilgilerini ve değişik açılardan çekilmiş fotoğraflarının kendisine yollanmasını istedi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü, bu yazı üzerine 21 polisin açık kimlik bilgilerini ve değişik açılardan çekilmiş 5’er adet fotoğraflarını yolladı. Savcı Selim Kiraz da bu fotoğrafları Adli Tıp Kurumu Ses ve Görüntü İnceleme Şube Müdürlüğü’ne yollayarak, 21 polisin fotoğrafları ile muhtemel 3 şüphelinin fotoğraflarının kıyaslanmasının yapılmasını ve açık kimlikleri gönderilen 21 polisin içinde fail olarak şüphelendiği 3 polisin bulunup bulunmadığının tespitini istemişti.

Tam bu aşamada, yani Berkin’in faillerini tespit için soruşturma yaparken, güya Berkin Elvan’ın katillerinin peşinde olduğunu söyleyen teröristler tarafından rehin alındı ve şehid edildi. Berkin’in babasının adliyeye gelip, savcıya  zarar vermeyin demesine rağmen onu kurşunladılar.

Teröristlerin safında yer alanlar

Savcı Selim Kiraz’ın şehadeti yüreklerimizi yaktı. İçimiz sızladı.

İçimizi sızlatan bir şey daha vardı: Bu terör saldırısı karşısında, teröristlerin, katillerin safında yer alanlar,  katil teröristlere “eylemci” diyenler,  “polis müdahale etmeseydi savcı ölmezdi”  diyenler, teröristler ile şehidimizi ayırt etmeden “üç ölü var” diyenler, “Berkin Elvan’ın öldürülmesi talimatını verenler ile adliyedeki eylemcileri öldürenler aynı” diyerek hükümeti ve görevini yapan polisimizi suçlayanlar. Bu hainler de saflarını belli ettiler.

Erdoğan karşıtlığında, Ak Parti düşmanlığında ittifak edenler, bir terör saldırısına terör bile diyemeden, terörün ve teröristlerin safında yer alıp, siyasi çıkar devşirme gayretine girdiler. Bazı siyasetçi ve yazar takımının bu tavrı, işlenen terör cinayeti kadar acı ve kara bir leke olarak tarihe geçti.

Teröristlerden yana siyasi tavır alanlara halkımız 7 Haziran’da sandıkta gereken dersi verecektir. Ancak teröre ve teröristlere alenen destek verenlere hukuk içinde gereken hesap mutlaka sorulmalı, adalet önünde hesap vermeleri sağlanmalıdır.

Reşat Petek

www.resatpetek.net

resatpetek@resatpetekhukuk.com

Twitter: ResatPetek

Noter tasdikli muhalefet

[Hukuk Ajansı]

Haber7 yazarı Reşat Petek, “Noter tasdikli muhalefet” adlı yazısını okurları ile paylaştı.

reAat_petek

CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu zafer kazanmış kumandan edasıyla dört maddelik noter onaylı taahhütnamesini kürsüden gösteriyor ve içeriğini okuyor:

“Tüm emeklilere dini bayramlarda birer maaş ikramiye verilmesi için gereken yasal düzenlemelerin bir ay içinde yapılmasını sağlayacağımı, 2015 yılı için tüm emekli vatandaşlarımızın en geç Ramazan Bayramının birinci günü olan 17 Temmuz 2015 tarihine ve Kurban bayramının birinci günü olan 24 Eylül 2015 tarihine kadar birer maaş tutarında ikramiyenin emeklilerimizin banka hesabına yatırılmasını temin edeceğime, emeklilere yıllık iki maaş tutarında ikramiye verilmesini Başbakanlık görevinde bulunduğum her yıl muntazaman sürdüreceğimi, mevcut iktidar çevrelerinin emeklilerimize verdiğim ikramiye ücretine karşı yapacakları karanlık kampanyalara karşı şimdiden ilan ediyorum ki; şayet bu sözümü tutmazsam başbakanlıktan ve genel başkanlıktan derhal istifa ederek, siyaseti bırakacağım.”

Kılıçdaroğlu’nun noter tasdikli taahhütnamesi kendi fikri midir, danışmanlarının ya da reklam şirketinin önerisi midir bilmem ama tabiri amiyane ile faka bastırmışlar.

İnsanlar bazı işlemlerini neden noterde yaparlar ?

Noterlerin tanzim ettiği, onayladığı işlemler, evraklar sahteliği ispat olununcaya kadar muteber evraklardır. Tapu gibi, noter işlemlerine de güvenilir. Dünyanın her yerinde noter tasdikinin önemi bilinir. Ama noter onaylı bir taahhütnameye uyulmamasının yaptırımı ayrı bir konudur.

Bir siyasetçi, iktidara geldiği takdirde, kişi başına milli geliri söz gelimi ellibin dolara çıkarma taahhüdünde bulunup notere tasdik ettirebilir.
Bir başka siyasetçi memur maaşlarını asgari onbin liraya çıkaracağını, her vatandaşa bir ev ve arabayı bedava vereceğini taahhüt edebilir ve noter tasdikli taahhütnamesini propaganda broşürü olarak dağıtabilir.

Nisan 1999 seçimlerine DYP Genel Başkanı sayın Tansu Çiller tek başına iktidar olduğu takdirde vergi kanununu topyekün değiştireceğini, vergi oranlarını düşüreceğini, peşin vergiyi kaldıracağını taahhüt etmiştir. Herkese iki anahtar vaadi de hatırlardadır. Taahhüdü ihlalin bir yaptırımı olmadığına göre, atış serbest demektir. Seçim şarkısı, türküsü de hazır.
Buyurun arkadaşlar davetim var benim. Herkes kesesinden yesin içsin saltanatım var benim. Aslı yok yaylasında binbeşyüz koyunum var benim.

Eğer bu yolla iktidar olunabilseydi, propaganda dönemi açık artırma ihale işlemine dönerdi.

Noter onayı bir belgeyi özel evrak olmaktan çıkarır, resmi belgeye dönüştürür.
Noter’in yevmiye numarası, tarihi, kaydı, mühürü, imzası ile resmi bir belgedir.

Bir borç ikrarı, taahhütname noterde onaylatılmış ise, alacaklısı için önemli bir teminattır. Bu teminat ile yasal işlem yapabilir, alacağını kanuni yollardan tahsil etmek için elinde sağlam bir belge var demektir.

Kambiyo senetleri de, hukuken sağlam belgelerdir. Elinde çek veya bono olan alacaklı da borçlusuna karşı kıymetli evrakı ile işleme yasal işleme başlar. İşlem başlatır, ihtiyati haciz veya haciz yöntemleriyle borçlunun malını haczedip alacağını tahsil etme hakkı vardır. Ama netice alabilmek, çek-senet veren veya taahhütte bulunanın mal varlığına bağlıdır. Mal, mülk, para yoksa elinizdeki taahhütname hiçbir işe yaramaz. Başkaca bir yaptırımı da yoktur.
Esasen vatandaş, iş yapacağı muhatabıyla güven sorunu yaşıyorsa, itimat etmiyorsa, sözüne inanmıyorsa, güvenmiyorsa, şüpheleri tereddütleri varsa kendisini garantiye almak için noterde işlem yapmayı teklif eder.

Bir siyasetçinin iki maaş ikramiye vereceği taahhüdünü notere onaylatma ihtiyacı duyması, sözüne güvenilmediğini, kendisine inanılmadığını tescil anlamı taşımaktadır.

Bu nedenle CHP Genel Başkanı faka bastırılmış diyorum.

CHP, noter tasdikini siyasette kullanmaya başladığına göre, işe taahhütten önce bir tespiti noterden onaylatarak başlayabilir: “CHP 1946’dan beri halkın oyları ile iktidar olamamış muhalefet partisidir.”
Noter tasdikli muhalefet partisi.

haber7

EMEKLİ CUMHURİYET BAŞSAVCISI PETEK HEMŞERİLERİNİ YALNIZ BIRAKMIYOR

[Haber Hedef]

RESAT-PETEK1-608x330

PETEK HEMŞERİLERİNİ YALNIZ BIRAKMIYOR

RESAT-PETEK2-250x18018 Mart 2015 Çarşamba günü Edirne Kapı Şehitliği’nde Mehmet Akif Ersoy’u ve Çanakkale Şehitlerini Anma programı etkinliği ile başlayan Feshane Burdur günlerinde Hemşerileri ile birlikte olan Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek, hemşerilerini Feshane’de de yalnız bırakmıyor.
Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek Ak Partiden İstanbul milletvekili aday adayı olarak ta Burdur’un, ilçelerinin ve Bucak’ın gururu olarak nitelendiriliyor. Hemşerimiz Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek televizyon kanallarında canlı yayınlara katılarak, ülkemiz üzerinde oyanan oyunları, entrikaları deşifre ederek tüm halkı bilinçlendiriyor. Televizyon kanallarının aranan adamı Hemşerimiz Emekli Başsavcı Reşat Petek katıldığı tartışma programlarında ülkemiz üzerinde oynanan oyunların görünen yüzünün arkasında, görünmeyen acı gerçekleri tüm ayrıntıları ile açık yüreklilikle anlatıyor. Böylelikle halkımız oyun içinde oynanan oyunları öğreniyor ve Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek’i her gördüğünde teşekkürlerini sunuyor.
Feshane Burdur Etkinliklerinde hemşerileri ile buluşan Reşat Petek tüm hemşerileri ile hasret gideriyor, Burdur’u, Bucak’ı konuşuyor.

İkinci habur yaşanmasın

[Akşam]

220320152146121533364

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Dolmabahçe açıklamasını doğru bulmuyorum’ sözlerini uzmanlar değerlendirdi. Uzmanlara göre çözüm sürecinin mimarı olan Erdoğan, haklı ve ikinci bir Habur vakasının yaşanmasını istemiyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın izleme heyeti ile ilgili ‘doğru bulmuyorum’ açıklamasının ardından yaptığı “Dolmabahçe açıklamasını doğru bulmuyorum. Yan yana o fotoğrafın verilmesi yanlıştı’ değerlendirmesini uzmanlar yorumladı. Çözüm sürecinin mimarının Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu ve görüşlerinin dikkate alınması gerektiği kanısında. Uzmanlar Erdoğan’ın kaygısının sürecin Habur benzeri bir şova dönüşüp sekteye uğraması olduğunu belirtti. Çözüm sürecinde kötü bir dönüm noktası olarak nitelendirilen Habur’da 2009’da PKK’lıların teslim olmasını HDP’nin şova dönüştürmüştü.

DAHA ÖNCE DE UYARMIŞTI 

Cuhurbaşkanı Erdoğan kamu görevlilerinin PKK tarafından kaçırıldığı dönemde de süreçle ilgili Habur benzeri kaygısını şu sözlerle anlatmıştı: “Bu konuyla ilgili olarak ilgili birimlerimiz bu süreci takip ediyorlar. Tabi verilen tarihler var veya tarih var. Temenni ederim ki çok gecikmeden bu kardeşlerimizi, bu vatandaşlarımızı bırakmış olurlar. Ve onun metodu veya bu şekli nasıl olur usul itibarıyla, onu da az önce ifade ettiğim gibi ilgili birimler takip ediyorlar. Ve o ilgili birimlerle bunun bir şova dönüştürülmesini arzu etmiyoruz. Çünkü ikinci bir Habur yaşamak da istemiyoruz. Yani şu çözüm sürecine bir gölge düşmeden bu iş başarılsın istiyoruz. Çünkü buradaki bütün dert, bu sürecin başarılı bir şekilde sürdürülmesidir.” Çözüm sürecini başından beri takip eden ve içinde bulunan uzmanlar Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kulak vermesi gerektiğini söyledi.

Çözüm sürecine baş koydum

Her fırsatta Çözüm Sürecine verdiği önemi anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Ben bu yola baş koydum. Çözüm süreci devam edecek. Analar ağlamayacak’ şeklinde ifade kullandığını belirten uzmanlar son yaşananlarda Habur’da yaşanan şova benzer bir durumun süreci yeniden geriye götüreceğini belirtiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın işaret ettiği noktanın çözüm sürecinin ilerleyişi değil uygulamanın vereceği zarar olduğuna dikkat çeken uzmanlar ‘Erdoğan’a kulak verilmeli’ görüşünde.

Seçim otobüsünde şov yaptılar

Çözüm sürecinin en kritik tarihlerinden birisi 19 Ekim 2009’du. Çözüm süreci kapsamında Irak’taki Kandil ve Mahmur bölgelerinden gelen, ”Barış Grubu” olarak nitelendirdiği 34 PKK üyeleri, Şırnak’ın Silopi İlçesi yakınlarındaki Habur Gümrük Kapısı’na gelerek güvenlik güçlerine teslim oldu. Kandil’den gelen 8 PKK’lının yanlarında PKK tarafından verilen bir mektup taşımaları ve seçim otobüsüyle şov yapması sürece büyük sekte vurdu.

İlk adım 2005’te atıldı 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, başbakanlığı döneminde 2005’te Diyarbakır’da “Kürt sorunu benim de sorunum” diyerek ilk adımı atmıştı. Bu süreçte büyük tepkilere rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan emin adımlarla sürecin yürümesini istemişti.

Yaşananları en iyi Erdoğan tahlil eder

Akil Adamlar Heyeti üyesi, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı (TESEV) Yüksek Danışma Kurulu Üyesi Nafiz Can Paker: “Devlet siyasetinin en üstündeki isim olarak ve tüm istihbarata sahip yetkili olarak eğer Cumhurbaşkanı Dolmabahçe’deki görüşmede verilen provokatif anlamda fotoğrafın kullanılmaya açık olduğunu ifade ediyorsa tehlike var demektir. Önemli olan çözüm sürecinin varlığıdır. Çözüm sürecinin mimarı Erdoğan’dır. Ve yaşananları en iyi o tahlil eder.”

Cumhurbaşkanımızı herkes dikkate almalı

AK Parti Manisa Milletvekili ve TBMM Milli Eğitim Komisyonu Üyesi Doç. Dr. Selçuk Özdağ: “Sayın Cumhurbaşkanımız, çözüm sürecinin mimarıdır. ‘Silahların susması, kardeş kanının akmasının önüne geçilmesi için gerekirse baldıran zehiri içerim’ diyen kişidir. Şu anda devletin de başında. Milli ve manevi değerlere, üniter yapıya inanan, tek devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak diyen biri. Sayın Cumhurbaşkanımız kendisinin de ifade ettiği gibi, bir konu mankeni değildir. Ben, sayın Cumhurbaşkanımızın çok müteyakkız ve hassas olduğuna inanıyorum. O nedenle uyarılarını herkesin dikkate alması gerekiyor. Tek millet, tek vatan, tek bayrak düşüncemizden taviz vermeden bu işlerin yürütülmesi gerekli.”

Dolmabahçe’deki resmi HDP kullanır

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı Üyesi, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi siyaset bilimci Prof. Dr. Muhittin Ataman: “Dolmabahçe’deki toplantıdan sonra verilen görüntüyü HDP’nin kullanma olasılığı tabiatıyla vardır. Süreç buraya kadar geldiği şekliyle getirilebilir ve belki de o fotoğraf kamuoyuna gösterilmeyebilirdi. Önemli olan hali hazırda hem Cumhurbaşkanının hem de Başbakanın çözüm sürecine ilişkin ortak iradelerinin devam ediyor olmasıdır.”

Süreçte iradeyi koyan kendisidir

Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek: “Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan halka verdiği sözü tutuyor ve elbette siyasi demeçler veriyor. Bu gayet normaldir. Çözüm sürecini yöneten iradeyi ortaya koyan kişi bizzat kendisidir. Dolayısıyla önerileri ve görüşleri mutlaka dikkatle değerlendirilmelidir. Diğer yandan çözüm süreci hem Cumhurbaşkanlığı hem de hükümet kanadında aynı kararlılıkla sürdürülüyor ancak üslupta ve üslüde bazı farklılıklar var ki bu da AK Parti’nin savunduğu demokratik zenginliğin bir parçasıdır. Güya hükümet ve Cumhurbaşkanı birbirine düştü diye görenler yanıldıklarını anlayacaklar.”