Hakimler Kurulu – Savcılar Kurulu

[Haber7]

bg_resat_petek_h1481

Bu ayın sonunda görev süreleri dolacak olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yeni üyelerinin belirlenmesi süreci tamamlanmak üzere…

10 Üyenin ilk derece mahkemeleri hakim ve savcılarınca seçimle belirlenmesinden sonra bugün de Adalet Akademisi göndereceği bir üyeyi seçimle belirleyecek.

2010 Anayasa referandumu öncesi HSYK çok tartışıldı. Kararlarına karşı yargı yolu kapalı olan, oluşumunda, denetlenmesinde  millet iradesinin rolü olmadığı gibi, haklarında her türlü idari tasarrufta bulunduğu hakim ve savcıların da hiç bir hak ve yetkisinin bulunmadığı, antidemokratik yapışılanmış HSYK’nın değişmesi gerektiği aşağı yukarı her kesimde dillendirilmesine rağmen yerine nasıl bir kurul oluşturulacağında çok farklı görüşler ortaya atılmıştı.

Yeni oluşturulacak kurula TBMM’nin de üye seçmesi son anda Anayasa değişiklik tasarısından çıkarılmış veya tasarıya girememişti.

Yeni HSYK’nın 4 yıllık icraatları, ne hakim ve savcıları, ne yargının savunma ayağı olan avukatları memnun etmedi. Bazı savcı ve hakimlerin yargıyı araç olarak kullanıp siyasi iktidara meydan okumaya başladıkları 7 Şubat 2012 MİT Müsteşarı ve yardımcılarının tutuklanma girişimiyle başlayan, 17 – 25 Aralık soruşturmalarıyla zirveye çıkan hukuksuzluklar karşısında, bu olayların soruşturularak sorumluları hakkında yasal gereğini süratle yapmayan HSYK, milletten de olumlu not alamadı.

Emniyet, Yargı ve HSYK’daki paralel örgütlenmeyi seçimlerde en çok eleştiren Ak Parti, 30 Mart ve 10 Ağustos’da yüksek oyla milletten vize alarak seçimlerden zaferle çıktı.

Yerel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından dikkatlerin odaklandığı HSYK seçimlerinin ardından şimdi, Anayasa’nın 159. Maddesinin değişitrilmesi, yani HSYK’nın yeniden yapılandırılması gündemde.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, seçim sonuçlarını değerlendirdiği ilk konuşmasında, 159.maddenin değiştirilmesi gereğine işaret edip muhalefete de çağrı yaptı.

Evet HSYK’nın yapılanışı değiştirilmeli ama yerine bu görevi ifa edecek nasıl bir kurul olmalı?

Demokrasinin vesayetten kurtarılması, egemenliğin gerçek sahibinin millet olduğu anlayışının bütün kurum ve kuruluşlara yansıtılması bağlamında konunun tartışılması gerekli.

Yeniden yapılandırmada ifa ettikleri görevler birbirinden farklı olan, savcılar ile hakimlerin aynı çatı altında düzenlenmesinden vazgeçilmeli.

Yargının üç ayağından biri olan iddia makamı yani Cumhuriyet savcıları, karar mercii olan hakimlerle aynı çatı altında düzenlenirken, savunma ayağı olan avukatların dışlanması, iddia-savunma dengesine, “silahların eşitliği” ilkesine aykırı.

Cumhuriyet savcılarının kaldıkları lojmanlardan servis araçlarına, yemekhanelerinden lokallerine, yan yana makam odalarıyla fiziki mekanlarda sabahtan akşama hakimlerle  aynı samimi ortamı paylaşmalarının doğru olup olmadığının tartışılma zamanı gelmiştir.

HSYK, Hakimler Kurulu ve Savcılar Kurulu olarak ayrılmalıdır.

Cumhuriyet Başsavcılıklarının görev yaptıkları binalar mahkemelerden ayrılmalıdır.

Müstakil binalar zaman içinde sağlanıncaya kadar, mevcut adliyelerde fiziki mekanlar, hakim savcı birlikteliğini mümkün olduğunca ayrıştıracak biçimde düzenlenebilir.

Bağımsızlık teminatının asıl amacının tarafsızlığın temini olduğu, bağımsız ve tarafsız  olmanın temel hedefinin de adaleti sağlamak olduğu düşünüldüğünde; iddia ve savunmanın karar verecek mercide bulunan hakimlere eşit mesafede bulunması zarurettir.

Yazının devamı

HSYK’da yeni dönem

[Milat Gazetesi]

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 10 asıl üyesini belirlemek için yapılan HSYK seçimlerini paralel yapının baskısına rağmen özgürlükten yana olanlar kazandı. HSYK seçimlerini MİLAT’a değerlendiren uzmanlar seçim sonuçlarıyla Türk yargısının kazandığını belirtti.

Ezgi ÇELİK / ANKARA

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 10 asıl üyesini belirlemek için yapılan HSYK seçimlerinde, Yargıda Birlik Platformu (YBP) büyük başarı sağladı. Uzmanlar  seçim sonuçlarını MİLAT’a değerlendirdi. Seçim sonuçlarını değerlendiren Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Av. Reşat Petek, bundan sonraki süreci değerlendirerek  “Kasım ayından itibaren devasa işler beklendiğini söyleyebiliriz. Eğer çalışmalar iyi olursa ülkemiz için ciddi kazanım olacaktır’’ dedi. Hukukçular Birliği Vakfı Başkanı Avukat Sinan Kılıçkaya ve Avukat Serdar Bülent Yılmaz ise seçim sonuçlarıyla Türk yargısının kazandığını bundan sonraki süreçte daha dikkatli ve adaletli olunması gerektiğini belirtti.

“YARGI VE ADALET İÇİN BİR KAZANIMDIR’’

10672305_10152738488214898_9044246848532210510_n

HSYK seçim sonuçlarını gazetemize değerlendiren Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Av. Reşat Petek,“HSYK’nın kısmi de olsa demokratikleşmiş olmasının olumlu sonucu seçimlerde görülmüştür. Seçimlerin önemi 2010 yılında HSYK’nın yapısında demokratikleşmesi ilk derece hâkimlerin ve savcıların oy hakkıyla bu konuda etkin olmaları düzenlenirken beklenen şuydu: Bu kurulun çoğulcu, katılımcı daha adil ve kararlarında ehliyet ve siyasete göre uyumlu bir kurul olmasıydı. O zamanlar yetmez ama evet diyerek olumlu onay verilmişti. Şimdi Yargıda Birlik Platformu 4 yıllık uygulamanın haksızlıklarla dolu yanlış taraflı ve hâkim ve savcılara adeta ıstırap veren uygulamalardan ders alarak daha çoğulcu, farklı düşünce ve kanaatte olan hâkim ve savcıların hukuk ve hukukun üstünlüğü önceliğinde bir aday listesi oluşturdukları için başarı sağladılar. Eğer topluma vaat ettikleri ilkelere uygun olarak icraatlarını önümüzdeki günlerde gösterecek olurlarsa bu yargı ve adalet için bir kazanımdır. Dolayısıyla her vatandaşın yargıya yolunun düştüğünü düşünürsek milletimiz için bir kazanım olacaktır” dedi.

“SONUÇLAR, SIKINTILARIN BERTARAF EDİLECEĞİNİN UMUDUDUR’’

67198_10152738488204898_153672930684560439_n

Avukat Serdar Bülent Yılmaz, HSYK seçimleri ile ilgili şunları söyledi: “Bugün itibariyle yeni HSYK’nın gerek hâkim ve savcı atamalarında gerek davalardaki mahkeme savcılar üzerinden oluşturulan ideolojik yaklaşımları bertaraf etme anlamında daha iyi bir performans gösterileceğini umuyoruz. Tabi burada da tersinden bir adaletsizliğe gidilmemesi konusunda da uyarmak istiyorum. Özellikle dikkat edilmesi gereken konu güç dengeleri değiştiğinde gücün eline geçen tarafın adalet duygusu zedeleyecek yaklaşımlardan uzak durmasıdır. Seçimler şunu gösterdi ki Türkiye’de HSYK’nın son yıllarda girmiş olduğu yaklaşım hâkim ve savcıların tarafından bir karşılık bulamamış. Onların vicdanına ve sağduyusuna hitap edememiş. HSYK’nın bugüne kadar ki tutumu konusunda bize fikir veriyor. Bundan sonraki süreçte bugüne kadar yaşanan sıkıntıların hem bertaraf edileceği umududur. Özellikle yargıda bekleyen birçok dava, kamuoyunun vicdanı ve adalet duygusunu rahatsız eden birçok durumun ortadan kaldırılabileceğini umuyorum. Hem de tersinden bir güç dengesinin değişmesiyle hukuksuzluğunu ortaya konmaması için gayret sarf edilmesi gerektiğine inanıyorum.’’

Yazının devamı

Yargıda sağduyu kazandı

[Haber7]

bg_resat_petek_h1481

Yargıda kritik seçim dün sonuçlandı.

Günlerdir söyleyip yazdığımız gibi Yargıda Birlik Platformu adayları 10 asıl üyeden 8’ini kazandılar. 2 üye  de cemaatin desteklediği sözde bağımsızlardan seçildi.

Ben öncelikle seçim sonuçlarının adalet camiamıza ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyor, yeni seçilen üyelere başarılar diliyorum.

Kendilerinden kamuoyuna açıkladıkları ve bağlı kalacakları taahhüdünde bulundukları ilkelere uyarak, tarafsız, ilkeli ve adil bir icraat beklendiğini daha görevlerine başlamadan hatırlatmak istiyorum.

2010 öncesi HSYK’nın vesayetçi ve haksız uygulamalarının sonucu Anayasal değişimin zorunlu hale geldiği günleri hatırlarsak, yeni oluşturulan HSYK’dan büyük beklentiler içine girmiştik.

Beklentiler yeni Kurul’un hakim ve savcılara adaletle muamele etmesiydi. Ehliyet ve liyakate, meslekte kıdem ve başarıya değer vermesiydi. Kayırmacı ve keyfi uygulamalar yapmamasıydı.

HSYK zırhını giyinen yeni üyelerin, özellikle  seçimle gelen üyelerin çoğunluğunun aldığı kararlar ve uygulamalarıyla beklentilerin aksine icraatlara imza attıkları görülmeye başlandı.

İdeolojik ve mensubiyete dayalı adaletsiz uygulamalar Yargıtay ve Danıştay’a üye seçimlerinde somut olarak görüldü.

Ünvanlı atamalar olarak ifade edilen Cumhuriyet başsavcılıklarına, mahkeme başkanlıklarına, o tarihte var olan özel yetkili mahkemelere yapılan atamalarda görüldü.

Hakimlik ve savcılık teminatını, paralel yapı mensubu olanlara tanınmış bir ayrıcalık olarak uygulamaya başlayan HSYK’nın haksız ve hukuksuz uygulamaları, kendilerine demokratik destek veren- vermeyen hakim ve savcıların çoğunluğunda rahatsızlık meydana getirdi.

Mesleğinde başarılı, tarafsız, ehliyet ve liyakatini kararlarıyla göstermiş, sonuçlandırdığı dosya sayısı ile çalışkanlığını ispat etmiş bu nedenlerle de haklı olarak Yargıtay ve Danıştay üyeliklerine seçilmeyi bekleyen meslekte kıdemli hakim ve savcılar, adaletsiz tercihleri görünce mesleğe küstüler.

Hakim ve savcılarla ilgili soruşturmalarda yapılan haksızlıklar ise, dün seçilen yeni üyelerin düzeltemeyeceği boyutlara ulaştığı için, sicil ve disiplin affı konusunda yasal düzenleme gündeme geldi.

7 Şubat krizi olarak bilinen, yasal yetkileri olmamasına rağmen MİT Müsteşarı ve üst düzey yöneticiler hakkında yakalama kararı verilmesi olayından başlayarak, görevlerini kötüye kullanan hakim ve savcılar hakkında yasal işlem yapılmayarak hukuksuzluğun himaye edilmesi, HSYK’nın karnesine olumsuz not olarak geçmeye başladı.

17-25 Aralık darbe girişiminde, derhal müfettiş görevlendirerek işin hakikatini soruşturup yasal gereğini yapması ve yaptırması gereken HSYK’nın, görevini ifa yerine çoğunluk üyelerinin toplanıp kamuoyuna hükümet aleyhine bildiri yayınlaması, ideolojik kadrolaşmanın varlığını, hukuk yerine cemaat abilerinden talimat alınarak kararlar alındığını net olarak ortaya koydu.

Milli güvenliğimizi ilgilendiren konularda, kimi casusluk kapsamında suç teşkil eden hukuksuz dinlemeler yapanlar, MİT tırlarını kanunsuz biçimde durdurup arama yaparak, uluslararası camiada Türkiye’yi terör örgütlerine silah yardımı yapan ülke olarak takdim etmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürenler mevcut HSYK’dan hep himaye gördü.

28 Şubatçıların uydurduğu Tevhit-Selam Örgütü soruşturması bahane edilerek, Başbakanı, bakanları, MİT müsteşarını, kanunsuz biçimde dinleyenler soruşturulmazken, 22 Temmuzda devlet içinde paralel örgütlenme soruşturmasını başlatan savcı ve hakimler hakkında derhal soruşturma başlatılması HSYK çoğunluğunun görevlerini kötüye kullandıklarını tescil eden uygulamalar oldu.

Sayabileceğimiz pek çok hukuksuzluktan, kamuoyunun yakinen bildiği bu uygulamalar bile HSYK’da değişimi zorunlu hale getirmişti.

Yazının devamı

Kritik seçim hafta sonu

[Haber7]

bg_resat_petek_h1481

Görev süreleri bu ay dolacak olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yeni üyeleri belirlenmeye devam ediyor.

22 üyeden oluşan HSYK’nun Yargıtay üyeleri arasından seçilen 3, Danıştay üyeleri arasından seçilen 2 üyesi geçtiğimiz günlerde belirlendi.

Anayasa gereği Kurul Başkanı Adalet Bakanı, Adalet Bakanlığı Müsteşarı da Kurul üyesi.

Adalet Akademisi bir üyeyi 19 Ekim’de seçimle belirleyecek.

Cumhurbaşkanı bu ay içinde 4 üye atayacak.

10 asıl üyesinin belirleneceği seçim ise hafta sonu yapılacak. Seçimle belirlenecek 10 üyenin 7’si  adli yargı, 3’ü idari yargı hakim ve savcıları tarafından belirlenecek.

Seçmen olan her hakim ve savcının bir adaya oy vermesi prensibi Anayasa Mahkemesince iptal edildiği için, hakim ve savcılar seçilecek aday sayısınca oy kullanabilecekler.

Güney sınırlarımızda silahlı çatışmaların olduğu, Esad’ın, IŞİD’in zulmünden kaçanların ülkemize sığındığı, IŞİD’in Kobani’ye saldırması bahane edilerek sokakların savaş alanına çevrildiği, bütün dikkatlerin bu gelişmelere çevrildiği bir anda HSYK seçimlerinden bahsetmek ne oluyor diyenler olsa da, iç ve dış tüm sorunların demokrasi ve hukuk içinde çözüleceğine inananlar için yargı erkinin en önemli kurulunun belirleneceği seçimler son derece önemli.

Hukuk herkese lazım. Her vatandaşın başı dara düştüğünde başvuracağı makam adalet mekanizması. Mazlumun hakkının zalimden alındığı, zayıfın hukukunun güçlüye çiğnetilmediği, hukuk önünde herkesin eşit olduğu, kimsenin ihkak-ı hak yoluna gitmeden  hakkını alabildiği sisteme adil, bunu sağlayan devlete de hukuk devleti diyoruz. Hukuk devletinin olmazsa olmaz ayaklarından biri ise bağımsız ve tarafsız yargı.

Yargı mensuplarının kimseden korkmadan, çekinmeden, gelecek kaygısı olmadan, evrensel hukuk, Anayasa ve kanunlar çerçevesinde, hak ve adalet anlayışı içinde görevlerini yapıp kararlarını verebilmeleri hakimlik teminatının sağlanmasına bağlı.

Hakimlik teminatını sağlayacak organ olarak 1982 Anayasası, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu belirlemiş.

Hakim ve savcıların mesleğe kabullerinden atama, yer değiştirme,  terfi, disiplin işlemleri gibi tüm özlük hakları konusunda karar vermeye yetkili idari bir makam olan HSYK’nun oluşumu son derece önemli. Daireler ve Genel Kurul olarak aldığı kararlarla işlevini yerine getiren Kurul’un, çoğulcu, katılımcı bir yapıda olması, işlemlerinin şeffaf, denetime açık olması gerekiyor.

2010 Anayasa değişikliğine kadar ideolojik sol bir grubun hakimiyetinde olmakla eleştirilen, bu nedenle yapısı değiştirilen HSYK’nun, 4 yıllık icraatları beklentilere cevap vermediği gibi, umulanın aksine vesayetin el değiştirerek devam ettiğini ortaya koyması karşısında HSYK seçimleri daha da önem arz ediyor.

Anayasa değişikliği çalışmalarında ilk taslakta olduğu gibi, yasama, yürütme ve yargı erkelerinin dengeli olarak üye vereceği bir kurul oluşturulamamasının  menfi sonucu, yargı içinde bir yapılanmanın Kurul’da çoğunluğu ele geçirmesine ve  hukuk dışı icraatlarına sebep olduğunu gördük.

Hakim ve savcılarımız, HSYK’nun 4 yıllık uygulamasında umduklarını bulamadılar. Ehliyet, liyakat, mesleki kıdem, başarı kriterlerinin  esas alınmamasının, hakim ve savcılarda meydana getirdiği moral bozukluğu bütün vatandaşlara yansıdı. Yargıya güvenirlik hiçbir dönemde olmadığı kadar azaldı.

HSYK’nun yapısında anayasal değişiklik yapılıncaya kadar, şimdiki kurumsal yapısıyla yargıya güvenin sağlanmasında olumlu rol üstlenebilmesi için, seçimle belirlenecek üyelerin grup, cemaat mensubiyetleriyle değil, hukuk ve adalet adamlığıyla temayüz etmiş olmaları, keyfi değil ilkeli hareket edeceklerini taahhüt etmeleri ve taahhütlerine sadık kalmaları gerekiyor.

Bu bağlamda Yargıda Birlik Platformu olarak kendilerini takdim eden adayların seçilmesi – HSYK’nun yeniden yapılandırılması anayasal düzeyde sağlanıncaya kadar- bir umut olarak görülüyor. İlk derece mahkemelerinde görevli hakim ve savcıların büyük çoğunluğunun bu umutlarının 12 Ekimde sandığa yansıyacağını söyleyebiliriz.

Reşat Petek – Haber 7
petekresat@gmail.com
www.resatpetek.net
@ResatPetek

Anayasa Mahkemesi bu vebali üstleniyor mu?

[Haber7]

bg_resat_petek_h1481

Anayasa Mahkemesi 2 Ekim 2014 günü karara bağladığı davaların sonuçlarını resmi web sitesinde yayımladı.

Önce web sitesindeki açıklamayı aynen aktaralım, sebebini ve iptal edilen madde içeriğine sonra değinelim.

“5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 3. maddesinin (4) numaralı fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Kararın Resmî Gazete’de yayımlanacağı güne kadar YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASINA, 8. maddesine eklenen (16) numaralı fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE” karar verdi.

Kararın gerekçesi yayımlanmadığı için iptal edilen kanun maddelerinin neden Anayasa’ya aykırı olduğunu anlayamadık.

Konu kendisine sorulan bütün siyasiler ve hukukçular, yoruma başlarken ‘iptal kararının gerekçesini henüz görmedik’ diyerek söze başlıyorlar.

Peki AYM, gerekçesiz karar yayımlayabilir mi?

Soruyu şöyle de sorabiliriz: AYM, gerekçesini yazmadan iptal kararlarını açıklayabilir mi?

Cevabını Anayasa’nın 153.maddesinden okuyalım: “Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İPTAL KARARLARI GEREKÇESİ YAZILMADAN AÇIKLANAMAZ

Tekrar edecek olursak Anayasa Mahkemesi, bir kanunun tamamen veya kısmen İPTALİNE karar verdiğinde, kamuoyuna açıklamadan önce gerekçesini yazması ve gerekçesiyle birlikte açıklaması Anayasa kuralıdır.

Anayasa Mahkemesi iptal kararları verdiğinde Anayasayı çiğneyerek, diğer deyimle Anayasaya aykırı olarak gerekçesini yazmadan İPTAL kararını açıklıyor. İptal ettiği kanun maddesini de Anayasaya aykırı diyerek iptal ediyor.

Bu durumda şu soruyu sormak kaçınılmaz oluyor: Anayasaya aykırı olarak açıklanan iptal kararını Anayasaya aykırı diyerek hangi makam iptal edecek?

El cevap: İptal edecek makam yok, zira Anayasaya göre AYM kararları kesindir. Gelin çıkın bu işin içinden.

Şimdi erişimin engellenmesinde TİB başkanının yetkisini düzenleyen ve iptal edilen maddeye bakalım:

“Millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi nedenlerinden bir veya bir kaçına bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, erişimin engellenmesi Başkanın talimatı üzerine Başkanlık tarafından yapılır. Erişim sağlayıcıları Başkanlıktan gelen erişimin engellenmesi taleplerini en geç dört saat içinde yerine getirir. Başkan tarafından verilen erişimin engellenmesi kararı, Başkanlık tarafından, yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırk sekiz saat içinde açıklar.”

Gerekçesini göremediğimiz için, gerçekten bu madde hangi açıdan Anayasaya aykırı görülmüştür bilemiyoruz.  Haberleşme hürriyetinin mahkeme kararı olmadan idari makam tarafından engellenmesinin Anayasaya aykırı görüldüğü varsayılarak değerlendirirsek, Anayasanın 22. Maddesi bu gerekçenin hukuka uygun olmadığını gösteriyor.

Zira 22.Madde, Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı veya kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz diyor.

22.maddenin devamında da yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar denilerek, idari işlemin yargı organınca hukuka uygunluk denetimi yapılacağını, hem de tayin edilen süre içinde hakim kararını açıklamazsa idari işlemin kendiliğinden kalkacağı ifade ediliyor.

İnternet Yasasının iptal edilen maddesi Anayasa’nın 22. Maddesine tamamen uygun, neredeyse kopyası.

Burada kanunla yetkili kılınmış merci Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) olduğuna göre, maddenin neresi Anayasaya aykırı? AYM diyor ki, acele etmeyin sabırlı olun gerekçesini yazdığımızda göreceksiniz. Bekleyip göreceğiz.

TİB’in vereceği erişimin engellenmesi kararının uygulama süresi 24+48 saatten ibaret.

Kanunlarımızda gecikmesinde sakınca bulunan hallerde idari makamlara süreli olarak verilen yetkilerin sonradan hakim denetimine tabi olduğu başka örnekler de olduğunu ifade edelim.

Can alıcı soruyla noktalayalım:

Ülkemizin dış tehditlerle mücadele ettiği, TBMM’de önemli bir tezkerenin kabul edildiği, önemli görüşmelerin yapıldığı ve uygulamaların başladığı şu günlerde, askeri casusluk kapsamında milli güvenliğimizi tehlikeye sokacak bir bilgi, bir ses kaydı internette yayımlanmaya başlarsa, yetkileri kaldırılan TİB erişimi engelleyemeyeceğine göre bunun sorumlusu kim olacak?

Not: Aziz milletimizin ve bütün Müslümanların Kurban Bayramını tebrik ediyorum.

 

Reşat Petek

petekresat@gmail.com
www.resatpetek.net
Twitter: @ResatPetek

 

ONE MİNUTE HSYK

[Milat Gazetesi]

031020141629104582643_2HSYK seçimleri kapıyı çaldı! Medya’da son zamanlarda boy gösteren Paralel yargıçlar, şantaj ve tehditle bağımsız savcıları etkilemeye çalışıyor. Milat’a konuşan Hukukçular Birliği Vakfı Başkanı Avukat Sinan Kılıçkaya ve eski Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek, seçilecek hakim ve savcılara çağrıda bulunarak adalet için meslektaşlarından vicdanları ile oy kullanmasını istedi. 

HSYK seçimlerine sayılı günler kaldı. Devlet içinde çete gibi paralel bir yapı oluşturarak Türkiye Cumhuriyeti devletini dize getireceğine inanan Paralel Yapı, tehdit, şantaj ve ödül vaatleri ile hakim ve savcılar üzerinde baskı kurmaya çalışıyor. Hukukçular Birliği Vakfı Başkanı Avukat Sinan Kılıçkaya ve eski Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek tehdit ve şantajla oy toplamaya çalışan paralel yargıçlar hakkında hakim ve savcıları uyardı.

ADALETSİZLİK MEVCUT HSYK’NIN TEMELİDİR

10254001_10152702376054898_6811879412359452471_n-2

Yaklaşan HSYK seçimleri hakkında hakim ve savcılara çağrıda bulunan Hukukçular Birliği Vakfı Başkanı Avukat Sinan Kılıçkaya, “Yargıda birlik grubu hükümetin desteklediği bir grup değil yargıya sahip çıkan çeşitli görüşlerden kişilerin desteklediği bir gruptur. Paralel yapıya mensup olan ya da olduğu iddia edilen kişiler bugüne kadar HSYK’da yaptıkları haksızlıklar ve yanlış uygulamalarla kendilerine duyulan güveni zedelemişlerdir. Hakimlerin ve savcıların oy kullanırken bu kişilerin adaletten uzaklaştıklarını dikkate alarak oy kullanmaları gerekir.” dedi. Kılıçkaya, “Hakimler ve savcılar, yapacakları işlemlerde kimseden talimat almadan vicdanlarıyla hareket etmelidir. Vicdandan uzaklaşanların hakim olduklarını söylemek bile yanlıştır. Paralelcilerin seçilmesi halinde hukuk ve adaletten eser kalmayacaktır. Yargı bağımsızlığı ve yargı tarafsızlığı demokrasi açısından önemlidir. Hakimlerin ve savcıların oy kullanırken ikili ilişkileri, şahısları değil bu kişilerin adalete olan yakınlıklarını ve tarafsızlıklarını dikkate alarak oy kullanmaları gerekir. Mevcut HSYK, adaletsizliğin merkezi olmuştur. Tarafsızlıktan bahsetmek mümkün olmaz hale gelmiştir. Bunun sebebi paralel yapıdır. Bu da yargımızı oldukça kötü bir duruma düşürmüştür. Türkiye’de yargı ve hukuk iyi işlesin istiyorsak yargının bu paralel yapıdan kurtulması gerekir. Bunun da en önemli aracı HSYK seçimleridir” değerlendirmesinde bulundu.

BU İŞİN SONU DARBEYE KADAR GİDER
Yazının devamı

Reşat Petek: AYM kararları paralele cesaret verdi

[Star Gazete]

Emekli Başsavcı Reşat Petek, “AYM’nin son kararları paralel yapıya ve bu sürece inanmadığını ortaya koyuyor. ‘Paralel bu sayede geri dönecek’ deniyor. Ancak AYM kararları geçmişe yürümez” dedi.

041020140116009967299_2

ERDİNÇ AKKOYUNLU
ANAYASA MAHKEMESİ ÖRGÜTLE MÜCADELEYİ DİKKATE ALMADI
Anayasa Mahkemesi’nin, hükümetin paralel yapı ile mücadele etmek için torba yasa ile çıkardığı “kolluk kadrolarına yapılan görevden alma işlemleri hakkındaki mahkeme kararlarının 2 yıl içinde yerine getirileceği, bu işlemlerle ilgili mahkeme kararlarının yerine getirilmemesinin ceza soruşturmasına konu edilemeyeceğini  düzenleyen hükmü” iptal etmesini Emekli Başsavcı Reşat Petek, STAR’a değerlendirdi. AYM’nin, hükümetin paralel yapı ile ilgili mücadelesine inanmadığını kararıyla gösterdiğini anlatan Reşat Petek, şöyle konuştu: “Yargı içinde, bir paralel yapılanma gündemde. Bununla mücadele söz konusu. Teorik olarak bakıldığında; yürütmenin bütün idari eylem ve işlemleri yargının hukuksal denetimine tabiidir. Ama yargı hukuku askıya alıp da, yargının belirli bölümleri örgütsel bir bağlantıyla bir cemaatin, bir grubun emir ve talimatını hukukun üstünde görüyorsa, taşların yeniden yerine oturtulması için yasama organları bu hususları dikkate alır. ”

Destek olur algısı var

Petek, şunları söyledi: “AYM’nin son yasa iptaliyle ‘Paralel yapı, AYM sayesinde görevlerine geri dönecek’ deniyor. Bilinmeli ki, AYM kararları geçmişe yürümez. Resmi Gazete’de yayınlandığı tarihten itibaren uygulanır. İptalden sonraki hükümler onlar için uygulanır. Önceki görevden almaları kapsamaz. Demokraside çözüm yeri, yargı mercileri değil TBMM’dir.”

MAĞDURİYETLER YAŞANACAK

AYM’nin TİB ile ilgili Torba Yasa’daki iptal kararını Avukat Cahit Özkan da eleştirdi. Özkan, “Bu yasal düzenleme yapılırken kanunun gerekçesi olan hususlar vardı. Türkiye’de antidemokratik bir şekilde düzene müdahale etmek isteyen çevreler vardı. Özellikle internet ortamında her türlü kara propagandayı, şantajı yapmak suretiyle hukuka aykırı bir ortam oluşturdu. Bu tür uygulamaların olduğu internet ortamında çıkar amaçlı suç örgütlerin amacına ulaşmasını engellemek, anayasa ve uluslar arası sözleşmelerde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği ve kişilik haklarına saldırıyı önlemek için yapılmış bir düzenlemedir. Anayasa Mahkemesi’nin bu kararından sonra internet yoluyla şantaj gibi uygulamalar konusunda mahkemeler karar verecekse, TİB’den bu yetki alınmışsa çok ciddi mağduriyetler yaşanabilir” dedi.  SEDA ÇAKMAK

Zaman’dan Reşat Petek’e özür!

[MercekHaber]

Reşat

Konuşmadığı halde konuşmuş gibi demecini yazmasının ardından Zaman Gazetesi Reşat Petek’ten özür diledi.

Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Avukat Reşat Petek, Zaman Gazetesi’nin konuşmadığı halde konuşmuş gibi demecini yazmasına tepki gösterip  bir yazı yazmıştı. Reşat Petek’in bu tepki içeren yazısının ardından Zaman Gazetesi özür ve düzeltme metni yayınladı. Petek resmi Twitter hesabı üzerinden bu bu özür ve düzeltme metnini takipçileriyle paylaştı.

İŞTE O TWEETLER!

x29920140631357576579_3.jpg.pagespeed.ic.6_LH9y3Ytp

x29920140631414583583_3.jpg.pagespeed.ic.-QD51XDElM