EMEKLİ CUMHURİYET BAŞSAVCISI PETEK HEMŞERİLERİNİ YALNIZ BIRAKMIYOR

[Haber Hedef]

RESAT-PETEK1-608x330

PETEK HEMŞERİLERİNİ YALNIZ BIRAKMIYOR

RESAT-PETEK2-250x18018 Mart 2015 Çarşamba günü Edirne Kapı Şehitliği’nde Mehmet Akif Ersoy’u ve Çanakkale Şehitlerini Anma programı etkinliği ile başlayan Feshane Burdur günlerinde Hemşerileri ile birlikte olan Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek, hemşerilerini Feshane’de de yalnız bırakmıyor.
Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek Ak Partiden İstanbul milletvekili aday adayı olarak ta Burdur’un, ilçelerinin ve Bucak’ın gururu olarak nitelendiriliyor. Hemşerimiz Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek televizyon kanallarında canlı yayınlara katılarak, ülkemiz üzerinde oyanan oyunları, entrikaları deşifre ederek tüm halkı bilinçlendiriyor. Televizyon kanallarının aranan adamı Hemşerimiz Emekli Başsavcı Reşat Petek katıldığı tartışma programlarında ülkemiz üzerinde oynanan oyunların görünen yüzünün arkasında, görünmeyen acı gerçekleri tüm ayrıntıları ile açık yüreklilikle anlatıyor. Böylelikle halkımız oyun içinde oynanan oyunları öğreniyor ve Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek’i her gördüğünde teşekkürlerini sunuyor.
Feshane Burdur Etkinliklerinde hemşerileri ile buluşan Reşat Petek tüm hemşerileri ile hasret gideriyor, Burdur’u, Bucak’ı konuşuyor.

İkinci habur yaşanmasın

[Akşam]

220320152146121533364

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Dolmabahçe açıklamasını doğru bulmuyorum’ sözlerini uzmanlar değerlendirdi. Uzmanlara göre çözüm sürecinin mimarı olan Erdoğan, haklı ve ikinci bir Habur vakasının yaşanmasını istemiyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın izleme heyeti ile ilgili ‘doğru bulmuyorum’ açıklamasının ardından yaptığı “Dolmabahçe açıklamasını doğru bulmuyorum. Yan yana o fotoğrafın verilmesi yanlıştı’ değerlendirmesini uzmanlar yorumladı. Çözüm sürecinin mimarının Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu ve görüşlerinin dikkate alınması gerektiği kanısında. Uzmanlar Erdoğan’ın kaygısının sürecin Habur benzeri bir şova dönüşüp sekteye uğraması olduğunu belirtti. Çözüm sürecinde kötü bir dönüm noktası olarak nitelendirilen Habur’da 2009’da PKK’lıların teslim olmasını HDP’nin şova dönüştürmüştü.

DAHA ÖNCE DE UYARMIŞTI 

Cuhurbaşkanı Erdoğan kamu görevlilerinin PKK tarafından kaçırıldığı dönemde de süreçle ilgili Habur benzeri kaygısını şu sözlerle anlatmıştı: “Bu konuyla ilgili olarak ilgili birimlerimiz bu süreci takip ediyorlar. Tabi verilen tarihler var veya tarih var. Temenni ederim ki çok gecikmeden bu kardeşlerimizi, bu vatandaşlarımızı bırakmış olurlar. Ve onun metodu veya bu şekli nasıl olur usul itibarıyla, onu da az önce ifade ettiğim gibi ilgili birimler takip ediyorlar. Ve o ilgili birimlerle bunun bir şova dönüştürülmesini arzu etmiyoruz. Çünkü ikinci bir Habur yaşamak da istemiyoruz. Yani şu çözüm sürecine bir gölge düşmeden bu iş başarılsın istiyoruz. Çünkü buradaki bütün dert, bu sürecin başarılı bir şekilde sürdürülmesidir.” Çözüm sürecini başından beri takip eden ve içinde bulunan uzmanlar Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kulak vermesi gerektiğini söyledi.

Çözüm sürecine baş koydum

Her fırsatta Çözüm Sürecine verdiği önemi anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Ben bu yola baş koydum. Çözüm süreci devam edecek. Analar ağlamayacak’ şeklinde ifade kullandığını belirten uzmanlar son yaşananlarda Habur’da yaşanan şova benzer bir durumun süreci yeniden geriye götüreceğini belirtiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın işaret ettiği noktanın çözüm sürecinin ilerleyişi değil uygulamanın vereceği zarar olduğuna dikkat çeken uzmanlar ‘Erdoğan’a kulak verilmeli’ görüşünde.

Seçim otobüsünde şov yaptılar

Çözüm sürecinin en kritik tarihlerinden birisi 19 Ekim 2009’du. Çözüm süreci kapsamında Irak’taki Kandil ve Mahmur bölgelerinden gelen, ”Barış Grubu” olarak nitelendirdiği 34 PKK üyeleri, Şırnak’ın Silopi İlçesi yakınlarındaki Habur Gümrük Kapısı’na gelerek güvenlik güçlerine teslim oldu. Kandil’den gelen 8 PKK’lının yanlarında PKK tarafından verilen bir mektup taşımaları ve seçim otobüsüyle şov yapması sürece büyük sekte vurdu.

İlk adım 2005’te atıldı 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, başbakanlığı döneminde 2005’te Diyarbakır’da “Kürt sorunu benim de sorunum” diyerek ilk adımı atmıştı. Bu süreçte büyük tepkilere rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan emin adımlarla sürecin yürümesini istemişti.

Yaşananları en iyi Erdoğan tahlil eder

Akil Adamlar Heyeti üyesi, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı (TESEV) Yüksek Danışma Kurulu Üyesi Nafiz Can Paker: “Devlet siyasetinin en üstündeki isim olarak ve tüm istihbarata sahip yetkili olarak eğer Cumhurbaşkanı Dolmabahçe’deki görüşmede verilen provokatif anlamda fotoğrafın kullanılmaya açık olduğunu ifade ediyorsa tehlike var demektir. Önemli olan çözüm sürecinin varlığıdır. Çözüm sürecinin mimarı Erdoğan’dır. Ve yaşananları en iyi o tahlil eder.”

Cumhurbaşkanımızı herkes dikkate almalı

AK Parti Manisa Milletvekili ve TBMM Milli Eğitim Komisyonu Üyesi Doç. Dr. Selçuk Özdağ: “Sayın Cumhurbaşkanımız, çözüm sürecinin mimarıdır. ‘Silahların susması, kardeş kanının akmasının önüne geçilmesi için gerekirse baldıran zehiri içerim’ diyen kişidir. Şu anda devletin de başında. Milli ve manevi değerlere, üniter yapıya inanan, tek devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak diyen biri. Sayın Cumhurbaşkanımız kendisinin de ifade ettiği gibi, bir konu mankeni değildir. Ben, sayın Cumhurbaşkanımızın çok müteyakkız ve hassas olduğuna inanıyorum. O nedenle uyarılarını herkesin dikkate alması gerekiyor. Tek millet, tek vatan, tek bayrak düşüncemizden taviz vermeden bu işlerin yürütülmesi gerekli.”

Dolmabahçe’deki resmi HDP kullanır

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı Üyesi, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi siyaset bilimci Prof. Dr. Muhittin Ataman: “Dolmabahçe’deki toplantıdan sonra verilen görüntüyü HDP’nin kullanma olasılığı tabiatıyla vardır. Süreç buraya kadar geldiği şekliyle getirilebilir ve belki de o fotoğraf kamuoyuna gösterilmeyebilirdi. Önemli olan hali hazırda hem Cumhurbaşkanının hem de Başbakanın çözüm sürecine ilişkin ortak iradelerinin devam ediyor olmasıdır.”

Süreçte iradeyi koyan kendisidir

Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek: “Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan halka verdiği sözü tutuyor ve elbette siyasi demeçler veriyor. Bu gayet normaldir. Çözüm sürecini yöneten iradeyi ortaya koyan kişi bizzat kendisidir. Dolayısıyla önerileri ve görüşleri mutlaka dikkatle değerlendirilmelidir. Diğer yandan çözüm süreci hem Cumhurbaşkanlığı hem de hükümet kanadında aynı kararlılıkla sürdürülüyor ancak üslupta ve üslüde bazı farklılıklar var ki bu da AK Parti’nin savunduğu demokratik zenginliğin bir parçasıdır. Güya hükümet ve Cumhurbaşkanı birbirine düştü diye görenler yanıldıklarını anlayacaklar.”

Bahariye Hukuk Buluşmalarında Av. Reşat PETEK Konuştu

[İMH]

632_b

Aylık olarak düzenlenen Bahariye Hukuk Buluşmalarında Av. Reşat PETEK konuştu.
İnsan ve Medeniyet Hareketi Mezunlar Koordinatörlüğünün organize ettiği Bahariye Hukuk Buluşmalarında bu ay “Batı Çalışma Grubundan Paralel Devlet Yapılanmasına Vesayet” başlığı konuşuldu.Programa konuşmacı olarak emekli savcı Av. Reşat PETEK katıldı. Reşat PETEK, Türkiye’nin vesayet geçmişini “Milli Şef” döneminden 28 Şubat’a kadar kısaca özetledi. Reşat PETEK, millet iradesinin askeri vesayetten 2007 yılına dek kurtulamadığını ifade etti. 28 Şubat’ın tam anlamıyla bir askeri darbe olduğunu, dolayısıyla “28 Şubat Süreci” ve “28 Şubat Dönemi” ifadelerinin yerine “28 Şubat Darbesi” teriminin yerleşmesi gerektiğini özellikle vurguladı.

img_1800_500_x_333
Camiden okullara, bürokrasiden yargıya, üniversitelerden medyaya askeri yönetimin her alanda toplumun iliklerine kadar işlediğini örneklerle anlattı. Petek, bu darbe döneminde cumhuriyet başsavcısı olarak görevine devam ederken kendi tanıklıklarından, ordudan sırf “eşi başörtülü” veya “namaz kılıyor” gibi gerekçelerle atılan subayların hayatlarından, başörtülü üniversite öğrencilerinin ve kamu görevlilerin yaşadıkları zulümlerden anekdotlar aktarırken salonda duygulu anlar yaşandı.Şu an görülmekte olan 28 Şubat Davası’nı aktif bir şekilde takip eden Petek, dava her nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, bu mahkemede darbeyi yapanlarla yüzleşme fırsatının bulunmasının dahi büyük önem arz ettiğini belirtti.

img_1789_500_x_333
Reşat PETEK, paralel yapının 28 Şubat ile ilişkisini ve devletin organlarına sızarak seçilmişleri çeşitli araçlarla itibarsızlaştırmak suretiyle Türkiye’nin vesayet geçmişinde aldığı rolü de kendi gözlemlerinden yola çıkarak anlattı.Hukuk fakültesi öğrencilerinin ve mezunlarının ilgiyle takip ettiği sunum, soru cevaplarla devam etti. Program kapandıktan sonra konuşmacı ve katılanlar çay ve ikramlar eşliğinde daha samimi bir şekilde hasbihal etme imkanı buldu.

img_1806_500_x_333
img_1853_500_x_333

Erzincan, Dostlar Divanı’nı bağrına bastı

[YeniAkit]

Başkanlığını Gazeteci-Yazar Sami Özey’in yaptığı ve her meslek gurubundan kişilerin oluşturduğu Dostlar Divanı bu defa memleketimizin şirin köşelerinden Erzincan’da toplandı..

Erzincan Valisi Süleyman Kahraman’ın daveti üzerine 72 kişilik bir heyetle Erzincan’a giden Dostlar Divanı heyeti ilk olarak Kemah ilçesine geçerek yapılan kahvaltının ardından incelemelerde bulundu.. Daha sonra Ergan Dağı Kayak Merkezini ve Erzincan’ın manevi dinamiklerinden Terzi Baba lakaplı Muhammed Vehbi’nin kabrini ziyaret eden Dostlar Divanı üyeleri, daha sonra ilin diğer önemli tarihi ve turistik mekânlarını da gezdi..

Ardından Dostlar Divanı üyeleri Vali Süleyman Kahraman’ın onurlarına verdiği akşam yemeğiyle Erzincan protokolünü temsil eden kişilerle de tanıştı.. Meva Otel’de düzenlenen yemek programına Vali Hüseyin Avni Mutlu, Vali Mustafa Malay, Vali Asım Hacımustafaoğlu, Vali Selman Yenigün, Em. Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek, Yargıtay Onursal Üyesi Ömer Koçak, Yalova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Niyazi Eruslu, YÖK Üyesi ve Yalova Üniversitesi Rektör Yrd. Prof. Dr. Hüseyin Yıldırım, Haliç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Remzi Çetin, FSM Vakfı Üniversitesi Rektör Yrd Ümit Arınç, Haliç Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halit Pastacı,  AK Parti 22-23. Dönem Erzurum Milletvekili Prof. Dr. Muzaffer Gülyurt, Erzurum Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hikmet Koçak, Erzurum Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muammer Yaylalı, Prof. Dr. Kadircan Keskinbora, Prof. Dr. Musa Tosun, Prof. Dr. Ahmet Apay, Prof. Dr, Yusuf Özertürk, Prof. Dr. Ömer Özkan, Prof. Dr. Necdet Biliciler, ASDER Onursal Başkanı Em. Tuğg. Adnan Tanrıverdi, Anadolu Adliyesi Cumhuriyet Savcısı Ahmet Yiğit, Anadolu Adliyesi İş Hakimi İbrahim Halil Şua, TGTV Başkanı Av. Hamza Akbulut, İlahiyatçı Abdülhalik Selman, Bahçelievler Müftüsü Ömer Faruk Bilgili, MÜSİAD İsviçre Başkanı Cesur Çitak, Başkan Yrd. Suat Şahin, İBB Sağlık Daire Başkanı Dr. Muzaffer Saraç, İBB İştirakler Daire Başkanı Cemal Özdemir, TYB İstanbul Şube Başkanı Hüseyin Öztürk, İBB İSTİME Genel Müdürü Bekir Kaplan, İGDAŞ Genel Md. Yrd. Dr. Erdoğan Tozan, Yeni Akit Gazetesi Müessese Müdürü Nuri Karahasanoğlu, Fikir Adamı Lami Özey, Kültür ve Turizm Bakarlığı Türk Müziği Korosu Ses Sanatçısı Mehmet Akça, Gazeteci-Yazar Mustafa Özcan, Hipnoz Uzmanı Dr Moral lakaplı Halil İbrahim Erbıyık, İşadamları; Eyüp Akbal, Fevzi Saruhan, Necati Saruhan, Cüneyt Güneş, Aygün Karakaş, Mehmet Gürsoy, Hadi Oke,gibi Dostlar Divanı üyelerinin yanı sıra Erzincan Valisi Süleyman Kahraman, Erzincan Milletvekili Sebahattin Karakelle, Erzincan Belediye Başkanı Cemalettin Başsoy, AK Parti Erzincan İl Başkanı Orhan Bulut, , Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı Hüsnü Aldemir, Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Oğuz Dik, Erzincan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İlyas Çapoğlu, Erzincan Emniyet Müdürü Doğan İnci, Erzincan Müftüsü Yavuz Karapınar, Erzincan MÜSİAD Başkanı Murat Yurt, sivil toplum örgütü temsilcileri, akademisyenler ve işadamları katıldı..

Yoğun ve coşkulu bir katılımla gerçekleşen ve Gazeteci-Yazar Sami Özey’in konukları tek tek tanıtmasından sonra devam eden programda konuşan Erzincan Valisi Süleyman Kahraman, faaliyetleriyle toplumsal kucaklaşmaya vesile olan ve önemli dostlardan oluşan Dostlar Divanı’nı Erzincan’da görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek Erzincan’da yapılan yatırım ve çalışmalar hakkında bilgi verdi..  Erzincan Belediye Başkanı Cemalettin Başsoy’da Erzincan şehrinin her geçen gün Anadolu’da parlayan bir yıldız olduğuna dikkat çekerek iş adamlarını  Erzincan’a yatırım yapmaya çağırdı..


Bazı konuşmacıların da sırayla söz aldığı gece, Sanatçı Mehmet Akça’nın seslendirdiği  Türk Müziği eserlerinden sonra Bahçelievler Müftüsü Ömer Faruk Bilgili Hocanın yaptığı duayla son buldu..

Paralel Yapı’nın sosyal medya oyunu

[Takvim]

Paralel Yapı “Fuat Avni “isimli hesap üzerinden provokatif mesajlarla algı operasyonu yürütüyor. İstihbarat örgütleri de bu mecra üzerinden amaçlarına kolaylıkla ulaşabiliyor. Bu ve benzeri hesapların arkasında nasıl bir yapı var ve istihbarat örgütleri paralel yapıyı nasıl kullanıyor? A Haber bu soruların yanıtını uzmanlara sordu…

Reşat Petek: Seçime yönelik operasyon yapılıyor

[Haber7]

Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Haber 7 yazarı Reşat Petek, seçime yönelik operasyon yapıldığını iddia etti.

1426084067751

Sandıkta umduklarını alamayanların sokakları terörize ettiğini vurgulayan Petek, asıl amacın Erdoğan’ı devirmekten de öte büyüyen Türkiye’nin güçlü dış politika ve içerdeki barış ortamının önüne geçmek olduğunu söyledi.

“SEÇİME YÖNELİK OPERASYON YAPILIYOR”

Kimsenin bu ülkede suç işleme özgürlüğü yok. Bunu yapan yanına da kar kalmaz. Yaptırımları vardır. Zaten hukuk devleti olarak biz bunun varlığını, devletimizin sürdüreceksek herkesin hukuk karşısında eşit olarak da bu kurallara uyması lazım.

Hayatı durdurmak dendiğinde yani  bu açıklamanın arkasına bir bakıyoruz, yani  nedir siz hayatı hangi anlamda durduracaksınız dediğinizde hangi haklı nedenler var mı yok mu? Şimdi ben şöyle bir bakıyorum, 7 Haziran seçimlerinin arifesinde sandıktan iktidar ümidi olmayanların yeni provokasyonlar peşinde olduğu net olarak anlaşılıyor. Yani burada gerçekten ümit veremeyen, yeni bir takım politikalar üretemeyen, çözüm üretemeyenlerin yapacağı bir şey var: Protesto etmek, eleştirmek, bunu da yasal sınırların hukuki sınırların dışında yakmaya, yıkmaya, kırmaya, dökmeye,  can almaya doğru yönlendirecek ki bir kaos ortamı ortaya çıksın.

“ASIL AMAÇ BÜYÜYEN TÜRKİYE’Yİ ENGELLEMEK”

7 Haziran seçimleri öncesinde şu anda alınan istihbaratlar, yapılan çalışmalar gösteriyor ki; bu güne kadar bir araya gelmeyen gelmesi mümkün olmayanlar bir araya gelmiş sadece AK Parti karşıtlığı, Erdoğan karşıtlığı, hükümet karşıtlığı bir araya bunları getirerek, ateşle barut gibi bir araya gelmesi mümkün değilken bir araya geliyor. Hedef nedir? Hedef halkın iradesiyle seçimi almış bundan sonra da alma durumunda olan siyasal iktidara karşı bir çaba. Burada şunu da görüyoruz;  mesele sadece Erdoğan karşıtlığı, Erdoğan’ın şahsı da değil. Erdoğan karşıtlığının asıl arkasında yatan gerçek, Erdoğan’ın başbakanlığı ile birlikte Türkiye’de iç ve dış politikadaki milli politikaların uygulamaya geçilmesidir.

Barış adası Türkiye. Bakın Türkiye’de ne diyorlar? Dış politikada Türkiye iflas etti. İç politikada iflas etti. Şimdi o çağrının alt tarafına baktığınızda can güvenliği kalmamış, ekonomik özgürlüğü kalmamış, yatırım güvencesi kalmamış… Bu şekilde atıyor durmadan. Halbuki Türkiye gerçekten bir barış adası olarak sağına soluna, kuzeyine güneyine baktığınız zaman Türkiye barış adası durumunda gerçekten. Bunu görmemek için gerçekten kör olmak lazım. Veyahutta tamamen art niyetli olarak bunu çarpıtan bir açıklama. Yoksa özellikle güneyimizdeki Türkiye’ye karşı uygulanan oyunlar, Türkiye’yi bir savaşın içine çekme gayretlerini… Bunu görüyoruz bütün aklı selim sahibi gerçekten bu meseleye ciddi,  objektif yaklaşanlar da Türkiye’ye karşı uygulanan tehlikenin bunu görüyor izah ediyor. Sanki, bunlar hiç yokmuş gibi Türkiye’deki bu barış ortamından rahatsız olanlar bir taşeron olarak dışarıdan Türkiye’yi karıştırmak isteyenlerin maşası, aleti durumunda şimdi bu çağrıları ortaya koyuyorlar.

‘Yeniden Gezi’ provası yapanların asıl amacı büyüyen Türkiye’yi sabote etmek’. İddia ‘e ait. A Haber’de yayınlanan Salih Nayman’ın moderatörlüğündeki Memleket Meselesi programına konuk olan Reşat Petek, 11 Mart’ta hayatı durdurun çağrısı ile yeni bir provokasyon hedefleyenleri eleştirdi.

Dün akşam uyardı bugün oldu

[aHaber]

A Haber’de yayınlanan Salih Nayman’ın moderatörlüğündeki Memleket Meselesi programına katılan emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek, “Gelen istihbaratlara göre 7 Haziran seçimleri öncesinde sokaklar terörize edilecek” demişti. Gezi Parkı odaklı eylemler sırasında hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın ölüm yıl dönümünde İstanbul yine karıştı.

1426084067751

‘Yeniden Gezi’ provası yapanların asıl amacı büyüyen Türkiye’yi sabote etmek’. İddia emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek’e ait. A Haber’de yayınlanan Salih Nayman’ın moderatörlüğündeki Memleket Meselesi programına konuk olan Reşat Petek, 11 Mart’ta hayatı durdurun çağrısı ile yeni bir provokasyon hedefleyenleri eleştirdi. Sandıkta umduklarını alamayanların sokakları terörize ettiğini vurgulayan Petek, asıl amacın Erdoğan’ı devirmekten de öte büyüyen Türkiye’nin güçlü dış politika ve içerdeki barış ortamının önüne geçmek olduğunu söyledi.


SEÇİME YÖNELİK OPERASYON YAPILIYOR

Kimsenin bu ülkede suç işleme özgürlüğü yok. Bunu yapan yanına da kar kalmaz. Yaptırımları vardır. Zaten hukuk devleti olarak biz bunun varlığını, devletimizin sürdüreceksek herkesin hukuk karşısında eşit olarak da bu kurallara uyması lazım.

Hayatı durdurmak dendiğinde yani bu açıklamanın arkasına bir bakıyoruz, yani nedir siz hayatı hangi anlamda durduracaksınız dediğinizde hangi haklı nedenler var mı yok mu? Şimdi ben şöyle bir bakıyorum, 7 Haziran seçimlerinin arifesinde sandıktan iktidar ümidi olmayanların yeni provokasyonlar peşinde olduğu net olarak anlaşılıyor. Yani burada gerçekten ümit veremeyen, yeni bir takım politikalar üretemeyen, çözüm üretemeyenlerin yapacağı bir şey var: Protesto etmek, eleştirmek, bunu da yasal sınırların hukuki sınırların dışında yakmaya, yıkmaya, kırmaya, dökmeye, can almaya doğru yönlendirecek ki bir kaos ortamı ortaya çıksın.

http://www.ahaber.com.tr/webtv/turkiye/resat-petek-secime-yonelik-operasyon-yapiliyor

ASIL AMAÇ BÜYÜYEN TÜRKİYE’Yİ ENGELLEMEK

7 Haziran seçimleri öncesinde şu anda alınan istihbaratlar, yapılan çalışmalar gösteriyor ki; bu güne kadar bir araya gelmeyen gelmesi mümkün olmayanlar bir araya gelmiş sadece AK Parti karşıtlığı, Erdoğan karşıtlığı, hükümet karşıtlığı bir araya bunları getirerek, ateşle barut gibi bir araya gelmesi mümkün değilken bir araya geliyor. Hedef nedir? Hedef halkın iradesiyle seçimi almış bundan sonra da alma durumunda olan siyasal iktidara karşı bir çaba. Burada şunu da görüyoruz; mesele sadece Erdoğan karşıtlığı, Erdoğan’ın şahsı da değil. Erdoğan karşıtlığının asıl arkasında yatan gerçek, Erdoğan’ın başbakanlığı ile birlikte Türkiye’de iç ve dış politikadaki milli politikaların uygulamaya geçilmesidir.

Barış adası Türkiye. Bakın Türkiye’de ne diyorlar? Dış politikada Türkiye iflas etti. İç politikada iflas etti. Şimdi o çağrının alt tarafına baktığınızda can güvenliği kalmamış, ekonomik özgürlüğü kalmamış, yatırım güvencesi kalmamış… Bu şekilde atıyor durmadan. Halbuki Türkiye gerçekten bir barış adası olarak sağına soluna, kuzeyine güneyine baktığınız zaman Türkiye barış adası durumunda gerçekten. Bunu görmemek için gerçekten kör olmak lazım. Veyahutta tamamen art niyetli olarak bunu çarpıtan bir açıklama. Yoksa özellikle güneyimizdeki Türkiye’ye karşı uygulanan oyunlar, Türkiye’yi bir savaşın içine çekme gayretlerini… Bunu görüyoruz bütün aklı selim sahibi gerçekten bu meseleye ciddi, objektif yaklaşanlar da Türkiye’ye karşı uygulanan tehlikenin bunu görüyor izah ediyor. Sanki, bunlar hiç yokmuş gibi Türkiye’deki bu barış ortamından rahatsız olanlar bir taşeron olarak dışarıdan Türkiye’yi karıştırmak isteyenlerin maşası, aleti durumunda şimdi bu çağrıları ortaya koyuyorlar.

‘BİRLEŞİK HAZİRAN HAREKETİ’

Programın konuklarından Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Kelkitlioğlu ise, 7 Haziran seçimi öncesi kurulan kirli ittifakın adını açıkladı. 11 Mart’ta hayatı durdurun çağrısı gibi her türlü provokatif eylemin ‘Birleşik Haziran Hareketi’ çatısı altında yapılacağını açıklayan Kelkitlioğlu, 1 Mayıs’a, Gezi eylemlerinin yıl dönümüne çok dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

Darbeler zincirinin 28 Şubat halkası

[Haber7]

haber7

Bugün 28 Şubat Darbesinin 18. Yıldönümü.

Darbe gerçekleşeli 18 yıl olmuş. Bin yıl sürecek dedikleri 28 Şubat, diğer darbeler gibi milletten gerekli cevabı almış, darbecilerin desteği ile iktidara getirilenler sandığa gömülmüş, darbe sanıklarının bir kısmı mahkemede hesap veriyor, ama hala ‘darbe mi değil mi’ tartışmaları yapılıyor.

Yargılanmakta olan darbenin aktörlerinin asker kanadı, darbeyi sadece Batı Çalışma Grubu’nun (BÇG) kurulduğu 4 Nisan 1997 tarihini esas alarak, darbeye adını veren meşhur MGK toplantısının 28 Şubatta yapıldığını, darbe ile ilgilerinin olmadığını savunmaktadırlar. Refahyol hükümetinin devrilmediğini, yapılan protokol gereği başbakanlık değişimi için merhum Erbakan’ın istifa ettiğini ve Mesut Yılmaz hükümetinin kurulduğunu savunuyorlar.

28 Şubat darbe değildi, irtica ile mücadelede TSK üzerine düşen görevi yaptı diye gerçekleri çarpıtmak için ne kadar çalışırlarsa çalışsınlar, gerçekleri örtbas etmeleri mümkün değil.

Mahkemedeki savunmalarından sonra şimdi de, 18.yıldönümü vesilesiyle televizyon ekranlarında aynı saçmalıkları tekrar etmeleri karşısında, mağdurlar ve yaşayan tanıklar olarak bazı gerçekleri kısaca tekrar etmemiz zorunlu oldu.

28 Şubat gerçekleşmiş bir darbedir

27 Mayıs, 12 Eylül, 12 Mart darbeleri gibi 28 Şubat Darbesi de, darbe öncesi hazırlık hareketleri, darbenin icrası ve darbe sonrası uygulamaları ile bir süreci ifade eder.

Darbe öncesi, darbeye zemin hazırlamak için uzun süren bir psikolojik harekat yapılmıştır. Refah Partisi’nin yerel seçimlerde birinci parti olması ve halk desteğinin yükselmeye devam etmesi üzerine, din, dindarlık, muhafazakar düşünceleri savunma tehdit olarak görülmüş, doğrudan İslam karşıtı söylemler halkın şiddetli tepkisini çekeceğinden “irticai tehdit ve tehlike” söylemleri ile psikolojik harekat yürütülmüştür.

İddianame ve dava klasörleri arasında belgeleri yer alan darbeye hazırlık döneminde, TSK ve kamu görevlileri, belediyeler ve üniversitelerde mütedeyyin insanlar, irticai unsurlar olarak fişlenmişlerdir. Bu işlemlerin nasıl yapılacağı konusunda yapılan toplantılar, alınan kararlar, uygulamadan sorumlu birimler tek tek belirlenmiş ve görevlendirilmişlerdir. Merak edenler, söylediklerimizi test etmek isteyenler 28 İddianamesini ve ekindeki 500 klasörü geçen belgeleri inceleyebilirler. Hiçbiri gizli değil, Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin dava dosyasını oluşturuyor.

PKK’dan daha tehlikeli görülen ve birinci sıraya oturtulan “irtica tehlikesine” halkı inandırabilmek için, eli sopalı, başlarında siyah sarıklar bulunan adına “aczimendiler” denilen 30-40 kişilik aktörlerin Ankara Kocatepe Camii önünde boy göstermeleri, Müslim Gündüz adlı kişinin Fadime Şahin ile yakalanma görüntüleri, TV ekranlarında devamlı tekrar edilen Fadime Şahin’in göz yaşlarıyla konuşmaları v.s hepsi psikolojik harekatın unsurları idi.

Psikolojik harekata rağmen, yasalarda tanımlanan suç ve suçlularla yine yasalar çerçevesinde mücadele etmekle görevli Cumhuriyet Savcılarından bekledikleri müdahaleyi göremeyen darbenin aktörleri yargı mensuplarına brifingler vermeye başladılar. Video gösterileri ve anlatımlarla irtica tehlikesine dikkat çekiliyor ve savcılardan harekete geçmeleri isteniyordu. Tarafsız görev yapmaya yemin etmiş yargı mensuplarının brifingci subayları 8 dakika ayakta alkışlamaları yargı tarihimize geçen kara lekelerden biridir.

Dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener, birifinge katılan valileri derhal açığa alacağını duyurarak, darbecilerin karşısında durmuş bu nedenle boy hedefi haline gelmiştir. “Adını ağzıma almak istemediğim” dediği  bir general tarafından, İçişleri Bakanlığı önünde yağlı kazığa oturtmakla tehdit edilmiştir.

TSK içinde, 28 Şubat Darbesine destek vermeyecek dindar subaylar, eşleri başörtülü, Atatürk ilkelerine aykırı çağdaş olmayan kıyafetler giymekle takibata uğramış, disiplinsizlik gerekçesiyle ordudan ihraç edilmişlerdir. İhraçla yetinilmemiş, Belediyeler ve kamu kurumlarında işe alınmamaları için yazılı talimatlar verilmiştir. İhraç edilenlerin sayısı ikibine yakındır. Baskına dayanamayıp istifa edenler buna dahil değildir.

Üniversitelere alınmayan başörtülü öğrenciler, mesleğinden atılan öğretmenler ve diğer memurlar hepsi, irtica tehdit ve tehlikesinin varlığına karine teşkil etmek üzere kurban edilmiş mazlumlardır.

Yürütülen bu psikolojik harekat, tankların yürütülmesi ile farklı bir boyut kazanmış, Refahyol iktidarının devrilmesi için sözde sivil kuruluş olan beşli çetenin eylemleri ve medya desteği devreye girmiştir. Gazete manşetlerine en çarpıcı örnek olarak  12 Haziran 1997 tarihli Hürriyet Gazetesinin “GEREKİRSE SİLAH BİLE KULLANIRIZ” manşetini tehdit unsuru yönünden belirtmemiz yeterli olur. Bu arada bugünkü PDY’nin lideri Fethullah Gülen’in “beceremediniz artık bırakın” “asker daha demokrat” açıklamalarıyla verdiği desteği de hatırlatmak isteriz.

Darbenin hazırlık harekatları tamamlanmış ve Erbakan istifaya ettirilmiştir. DYP Genel Başkanı Tansu Çiller’in başbakanlığında yeni bir hükümet kurulması için, TBMM’de gerekli 276 oyun üzerinde 282 milletvekilinin imzası ve kamuoyuna ortak açıklamasıyla birlikte istifa Cumhurbaşkanı Demirel’e sunulmasına rağmen, Demirel darbecilerle koordineli olarak hükümet kurma görevini çoğunluğu olmayan Mesut Yılmaz’a vermiş, darbe bu şekilde gerçekleşmiştir.

Davanın bir numaralı sanığı dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, gerçekleşen darbeyi Mesut Yılmaz’a “altın tepside iktidar sunduk” diyerek ifade etmiştir. Darbe sonrası, darbenin amacına ulaşmak için uygulanan toplum mühendisliği, katsayı uygulaması, imam-hatip okullarının orta kısmının kapatılması, sekiz yıllık kesintisiz eğitim, fişleme, takip ve ihraç işlemleri ile darbe icraatları sürdürülmüştür.

Özetle 28 Şubat, darbeler zincirinin son halkasıdır. Aziz milletimiz diğer darbelere ve darbecilere nasıl derslerini vermiş ise, 28 Şubat Darbesini gerçekleştirenlere, destek veren siyasilere sandıkta gerekli dersi vermiştir. Bin yıl sürecek denilen darbe süreci 2002 seçimleri ile milli irade tokadını yemiş, darbecilerin sadece asker kanadı yargı önünde hesap vermeye başlamışlardır.

Darbeler zincirine yeni halkaların eklenmemesi için,  medya, siyaset, finans ayaklarıyla 28 Şubat Darbesinin iştirakçileri adalet önüne mutlaka çıkarılmalıdır.

Reşat Petek

www.resatpetek.net

resatpetek@resatpetekhukuk.com

Twitter: @ResatPetek